Her Soruya Cevap Verilir


Sorularınızı Bekliyoruz!

Arşiv

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Anasayfa
Orjinal bir yazı okumak isteyenlere! Yazdır E-posta

Sample Image 
Allah tek olduğu halde neden Kuran’da “biz” ifadesini kullanmış
Kesrette vahdet nasıl yakalanır?
Allah cc. ile bizim aramızda iki ilişki var.
O veriyor bizi alıyoruz.
Ondan bize nimetler geliyor, bizden ona şükür gidiyor.

O bize nimetlerini gönderirken, her bir nimette tecelli eden isim ve unvanlarına, onların tezahürü olan kudret ve sanatına dikkat çekmek için “biz(1) diyor.

O nimetleri alan bizler ise, bu kadar çok nimet ve o nimetleri bize getiren sebepler karşısında, getirenlere değil, gönderene, sebeplere değil müsebbibe nazarımızı çevirmenin bir nişanesi olarak “sen” diyoruz.

Kuran’a baktığımızda Cenab-ı Hak nimet gönderdiği hemen her yerde “biz” derken, o nimetin şükrüne ve fiili şükür olan ibadete muhatap gösterdiği her yerde “ben(2) diyor.

Başka bir açıdan biz “kesreti” ben “vahdeti” gösterir.

Bu durumu bir misalle anlatalım.

Bir padişah bin hizmetçisiyle sana hediyeler gönderiyor ve diyor ki, “biz sana makamımızdan hediyeler gönderdik”
Bazıları bu hediyeleri getiren her bir hizmetçiye teşekkür edilmesi gerektiğini düşünüyor. Başka bazıları daha da ileri gidip, onlar olmazsa bu nimetlerin gelmeyeceğini söylüyor, hatta gönderenden daha fazla getirene hürmet ediyor.

Bunu gören padişah ferman yayınlıyor. Ben izzet ve azametimin gereği olarak nimetlerimi size benim hizmetçilerimle gönderirim, fakat birlik ve celalim adına teşekkür doğrudan bana iletmenizi isterim.

Nimet verirken arada sebepleri kullanırım. Nimetlerin karşılığı olan teşekkür alırken sebepleri aradan çıkarır, kendimi size muhatap yaparım.

Evet, nimetlere muhatap olanlar kesrete muhatap oluyor, şükrü Allah’a yapanlar, kesrette vahdeti yakalamış oluyorlar.



(1) Hicr 15/16
(2)Taha 20/14
 
 

Mehmet Emin Erdoğan

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement

Konulardan Seçmeler

Kâinat tesadüfen, kendi kendine ve sebepler tarafından yaratılabilir mi?

Kâinatın, tesadüfen, kendine ve sebepler tarafından yaratılamayacağını aynı örnek içinde inceleyelim.
Heykel yapılan bir atölyenin satış bölümünde olduğumuzu düşünelim. Biz heykelleri hayran hayran seyrederken, satış görevlisine soruyoruz,
“Bu harika heykelleri kim yapıyor?” Görevli diyor ki;
“Bu heykeller üç usta tarafından yapılıyor.”
Devamını oku...
 
Free Joomla Templates