Anasayfa arrow Konular arrow Tabiat yaratıcı olabilir mi?
Tabiat yaratıcı olabilir mi? Yazdır E-posta

Tabiat yaratıcı olabilir mi?

Tabiat çok genel bir ifade. Bizim ve etrafımızdaki her şeyin ortak/genel adı.
Örneğin inek, tabiat bütününe ait bir parçadır. “Her şeyi tabiat yarattı” diyen, tabiatın ineği yarattığını, ineğin de süt yaptığını kabul edendir. Bütün insanların bir araya gelip de yapamadığı bir sütü, inek nasıl yapabilir?

“Her şeyi yaratan ve yapan tabiattır” diyen bir insana şunu soralım; “Şu inek resmini kim yaptı?” Hiçbir akıl sahibi bu soruya şu cevabı veremez: “Bu resim, ineğin çiftlik arkadaşı olan koyun veya tavuk tarafından yapıldı”. Yeryüzünde yaşayan her insanın bu soruya verdiği cevap şudur: “Bu resim bir insan tarafından yapılmıştır”. Şimdi ineğin resminin yapılması bile gören, bilen, düşünen bir varlığa veriliyorsa, ineğin bizzat kendisi, görmeyen, bilmeyen, düşünmeyen şuursuz tabiata verilebilir mi?

Başka bir misal: Bin askerin intizamlı bir şekilde aynı anda hareketi için, “nasıl oluyor” diye bir soru sorulsa, bu sorunun iki cevabı vardır.

1) Ya her bir asker diğerine aynı anda hem emrediyor hem de emir alıyor ve bunun sonucunda düzenli hareket oluyor.
2) Ya da bir komutan bir düdükle, binlerce askere komut veriyor. Bu komut sonucunda, askerler düzenli hareket ediyor.

Birinci şıkkı kabul etmek imkânsızı kabul etmektir, yani tabiatın yarattığını kabul etmektir. Dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde bir ordu yoktur ve olması da imkânsızdır.

Tabiat sayısız ayrı parçadan bir araya gelen, düzenli ve kurallı hareket eden bir bütündür. Bütünün nizamı parçalara verilirse, her parçanın hem emir veren, hem emir alan olması gerekecektir.

Mesela ot ineğe, “Beni ye!” diyecek. İnek de ota “Benim ihtiyacımı karşılaman için şu şu özelliklere sahip olman gerekir” diyecek. Bu iki varlığın birbirini tanımayacağı, birbirleri üzerinde yaptırım uygulayamayacağı herkesin kabul edeceği bir gerçektir.

Bu durumda her şeyi komutan misalinde olduğu gibi bir yaratıcıya vermek mi daha makul, yoksa yaratıcıyı yok sayıp, tabiatın her bir parçasına, yaratıcıya ait özellikleri vermek mi daha makul?

Tabiat yaratılandır, yaratıcı olamaz. Sanattır, sanatkâr olamaz. Kendisi için konulan kanunlara uyandır, kanun koyucu olamaz.
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement

Konulardan Seçmeler

Arapça bilmeyen kişiler Kuran’ı kendi anadilinde okuyup ibadet edebilir mi? Kuran insanların kendisini okumasını ve anlamasını isteyen bir kitaptır. Kuran hayatın içinde yaşanmak için inmiştir. Onu anlamadan okumak, bir insanın kendine yüzlerce fayda verecek bir kitabı, bilmediği dilden okuması gibidir.  O nedenle, Arapça bilmeyenler Kuran’ı kendi dillerindeki mealleri ile okuyabilirler. Peki, anadilde ibadet olur mu? Bu sorunun bir “olur” bir de “olmaz” şeklinde iki cevabı vardır.  Anadilde ibadet olur: Eğer İslam’a yeni giren bir insan, ibadet etmek için ibadet dili olan Arapçayı bilmiyorsa, ibadetlerini yapacak kadar Arapça sûre ve dualar öğrenene kadar, kendi anadilinde ibadet edebilir. Anadilde ibadet olmaz: Kuran’ın Müzzemil suresinde 20. ayetinde “(namazda) Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun” diyor. Namazda okunması gereken Kuran’dır. Tercümeler Kuran yerine geçmez. Tercüme, tercüme edenin Kuran’dan anladığıdır. Hiçbir tercüme aslının yerini tutmaz. Orijinalde var olan manayı tam olarak yansıtmaz. Bu nedenle ibadet dili Arapçadır.  İbadet dilinin Arapça olması aşılması güç bir zorluk değildir. İbadette Arapçanın gerektiği tek yer namazdır. Namaz kılmak içinde sadece üç sure bilmek yeterlidir: Fatiha suresi (7 kısa ayet), Kevser suresi (3 kısa ayet), İhlas suresi (4 kısa ayet). Bu ayetler normal zekâya sahip herkes tarafından ezberlenebilir.  Namazda okunan diğer bölümler, namazın okunması sünnet olan dua bölümleridir. Bu duaları kişi kendi anadilinde de okuyabilir. Bu bölümde okunması gereken dualar oldukça kısadır. Kişi ufak bir gayretle bunları da ilerleyen günlerde orijinal şekliyle öğrenebilir.   Hatta kişi bu kısa sûre ve duaları, ezberleyene kadar namaz kıldığın yerin karşısında herhangi bir şeyin üzerine koyarak veya asarak karşısına alır ve namaz kılarken oradan okuyabilir.  Din tamamen kolaylık üzeredir. İslam dini ibadet yapmak niyetinde olan herkes için bu tür kolaylıklar sunar.Kuran apaçık bir kitap olduğu halde neden herkes anla(ya)maz?"Bunlar apaçık Kur'an'ın ayetleridir." (Hicr 15/1)Kuran’ın her şeyiyle apaçık bir kitap olduğuna bu ve benzeri ayetlerle işaret ediyor.Bir şeyin apaçık olması, her insan tarafından anlaşılması anlamına gelmez. Bu sadece Kuran için değil, bütün ilimler için geçerli olan bir durumdur.Mesela, Üniversitede matematik bölümünde son sınıf öğrencilerinin ders kitabı olan Matematik kitabı okulda ders veren bütün öğretim görevlileri için apaçık bir kitaptır.Ama aynı kitap, o ülkede yüzlerce ilkokul ve lise öğrencisi için belki sokakta eğitim seviyesi düşük milyonlarca insan için anlaşılması zor ve manaları kapalı bir kitaptır.Bu durum bütün ilim dalları için geçerlidir. Uzman olmayan herkese hemen hemen araştırma inceleme gerektiren her konu kapalıdır. O konuda gerekli eğitimi almayan insanlara, o kitapların kapalı gelmesi, o kitabın apaçık olduğu gerçeği ile çelişmez.Aynen bunun gibi, bu durum Kuran ilimleri içinde geçerlidir. Kuran’ı eline alan herkes onun her meselesini anlamaz. Ama diğer ilimlerde olduğu gibi, Kuran konusunda uzmanlaşmış Prof. Doçent veya ihti sahibi başka kimselerden ders alan, ilgili kitapları okuyanlar ondan anlayabilir. Bu yolu izleyenler için, diğer ilim dallarında olduğu, bilgi seviyesi arttıkça kapalılık azalır ve insan Kuran gerçeklerini apaçık bir şekilde anlar.
 
Free Joomla Templates