| Kayserililer üçkâğıtçıdır(!) |
|
|
|
“Kayserililer üçkâğıtçıdır” (!) Müslümanlar ve ötekiler Biz bu yazımızda yeryüzünde Müslüman olanların dışındakileri, “ötekiler” olarak adlandırıyoruz. Son on yıllarda bazı Müslümanların ötekilerle ilişkilerinde izledikleri yanlış yol ve yöntemin dostlarımızı üzdüğünü, düşmanlarımızı da azdırıp, arttırdığını üzülerek görüyoruz. Ben de bazıları gibi, dünyayı yani bizim dışımızdaki ötekileri tanımadan önce, dünyayı siyah-beyaz görenlerdendim. Bütün Rusların kötü olduğunu, bütün Yunanlıların denize dökülmesi gerektiğini, bütün Arapların Osmanlıyı arkadan vurduğu için hain olduğunu düşünüyordum. Sonraları anladım ki, olanlar bana farklı gösterilmiş, parça/lokal hadiseler, bana bütün gibi takdim edilmiş. Ben de bundan yola çıkarak parçaya olan tavrımı bütüne yaymışım. Bu gerçeği sonraları anladım. Rusya’ya gittiğimde, oradaki Türk okullarını gezdiğimde, bütün Rusların kötü olmadığını, güzel, sıcak bir ilişki kurduğunuzda, bazılarının bizim değerlerimize sıcak baktığını, hatta değerlerimizi “din” olarak tercih ettiğini gördüm. Yunanistan’da gördüğüm, dağ köylülerinin sıcak davranışları, ekmeklerini benimle paylaşmaları, bazılarını tercihlerini “hidayetten” yana yapmaları, bunların yanında Avrupa’da tanıştığım birçok Arap dostum, Fas’ta (Marokko) gördüğüm “hain” olmayan vefalı dostlarım… Beni geçmişte yaptığım yanlış bakış ve algılayış üzerinde çok düşündürdü. Kuran’a baktığımızda, Kuran Müslümanların dışında kalan, adı ötekiler olan gurubun tamamı için aynı ifadeleri kullanmıyor. Yanlışı yapan bir gurubun, yanlış davranışlarından yola çıkıp, o yanlışı, yanlış yapmayanları da içine alacak genel ifadelerle sunma yanlışına düşmüyor. Bu noktada şu hitabıyla uyarıyor: “Ey iman edenler!.. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davran-ma-maya itmesin. Adaletli olun;… .” 1 Başka bir yerde zaman üstü bir beyanla SUÇUN ŞAHSİLİĞİ ilkesini 2 , ilkel ve ilkesiz toplumların yaşadığı bir zaman diliminde öne çıkarıyor. Ötekilerinden bazıları en Hz. Muhammed’in (sav) Uhud’da dişini kırıp mübarek kanını akıttıklarında, Efendimiz (sav), onların hepsi için, bela ve lanet dileme hakkını kullanmak yerine, “Allah’ım onlar bilmiyorlar, onlara hidayet eyle” diyordu. Parçaya olan kızgınlık, bütüne sirayet etmiyor, karşı tarafa duyulan öfke, o öfkeye sebep olanlarla sınırlı kalıyordu. İfadedeki bu hassasiyet günümüzde bazı Müslümanlarda görülmese bile, İslam’ın asli kaynaklarında kendini gösteriyor. Kuran’ın onlarca ayetinde, ötekilerden olan ehl-i kitap’tan bahsedilirken, onların hepsini kuşatan ifadelerden kaçınılıyor, “onlardan bazıları, bir kısmı” ifadelerine çokça rastlanır. Bu noktada konuyla ilgili ayetlerin temsilcisi olacak birkaç ayetin ilgili bölümlerini buraya alalım: “… ehl-i kitaptan bir gurup, sanki…3 ”, “ …Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıp edip… ” 4 daha bunlar gibi onlarca örnek verilebilir. Hele şu ayet ötekiler içerisinde bize çok yakın duran ve bütün zamanlarda yakın durma ihtimali bulunanların kavl-i leyyinle daha da yaklaşabileceklerini haber veriyor. “Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun eğerek iman ederler. Allah'ın âyetlerini az bir paraya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk olandır. ” 5 Bu açıklamalardan sonra, Kuran’ın kitap, Hz. Muhammed’in öğretmen olduğu dünya sınıfında şu dersi öğreniyoruz. Size uzak duran, size düşmanlık yapanların tavırları ve tarzlarını dikkate alarak, size yakın duran, size dost olan insanlara, uzak duranlara yaptığımız muameleyi yapmayın, onları da uzaklaştırmayın. Düşmanlarınız için seçtiğiniz ifadeleri, dost olmaya aday olanları da içine alacak şekilde genelleştirmeyin Ötekilerden, berikilere, bizimkilere gelirsek, her şehirde olabilecek bazı üçkâğıtçıdan yola çıkarak bütün Kayserililere “üçkağıtçı deme” saygısızlığını yapmak, içlerinde bulunan bir cani yüzünden binler masuma cani muamelesi yapmaya benzer. Her şehirde olabilecek bazı adam olmazlar yüzünden, iyi bir adama yakışmayacak “Çorumdan adam çıkmaz” sözünü ağza almakta aynı yanlışın bir başka veçhesidir. Hata yapanların olduğu yerde, hata yapmayanlara, hata yapanlara davrandığın gibi davranmak haksızlıktır, saygısızlıktır ve dahi günahtır. Böyle yapanlara Kayserililerin dediği gibi deriz: “Gadasını aldığım, gözüyün yağını yirim” aman dikkat et! 1-Maide 5/8. 2-Fatır 35/18 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

|
İnsan, aklıyla gerçek yaratıcıyı bulabilir mi? |
|
| Devamını oku... |