Yalakalık, insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanla var olmuştur. İlk yalaka da iblistir dersek yanlış ifade etmiş olmayız.                                                                                                                                    

Gücün makamın paranın olduğu dünyanın her yerinde yalakalık hemen sahneye çıkmıştır.


Ne acıdır ki yalakalık her dönemde para etmiştir.

                                                                                         

Yalakalığı artık bir meslek gurubu olarak kabul etmek gerekir. Birde kutlamak için sene içinde bir gün tayin edilmelidir.                                      Artık iyi anlıyoruz ki bu mesleği yapmak herkesin işi değil. Bu mesleği yaptığın sürece hiçbir zaman şahsiyet olamazsın.  

Yalakalıkla yalan ayrılmaz bir bütündür.

Biraz daha ileri giderek yalakalık bir sanat, yalakada bir sanatcıdır.

Durum böyle olunca önüne gelenin sanatcı olamıyacağı açık bir gerçektir,

Her zaman gölge olmak zorundasın. Yediğini beğenip giydiğini öveceksin.  

Bu mesleği yapanları ikiye ayırabiliriz. Profesyonel yalakalar, amatör yalakalar.

Bu mesleği profesyonel olarak yapanlar genelde yalakalık yaptıkları kişiyi arkadan hançerleyip yerine geçinceye kadar yalakalığa devam ederler.

Amatör olarak yapanlar ise nemalanma peşindedir.

Etrafında kendisine yalakalık yapılmasına izin verenlerin bir kısmı bu işten zevk almaktadır bu suretle kendisinin vazgeçilmez biri olduğu duygusunu yaşamaktadır.                                                                                                        

Yalakalık yapılan kişi yalakasına dikkat etmeli. Yalakaya ‘sen olmazsan ben bir hiçim’ duygusunu tattırmalı onu küstürmemelidir.

Yalakalık yapanda bunun ayağını nasıl kaydırayımda ben vazgeçilmez olayım derdindedir.

Yalakalığın en gözde olduğu alan siyaset gibi görünüyor. Dini alanda da kolay yoldan cennete gitmek isteyenler bu işin nasıl olduğunu bizzat uygulamada göstermektedir. Kendi emeği yerine kolaycılığa kaçarak cennet rüyaları görmektedir.

Yalakalığın teşvik eden ilk sorun işi ehline vermemekte yatıyor.                            

Yalakalıktan dilinde tükürük kalmayanlar daha sonra kraldan çok kralcı olma yolunu tutmaktadır. 

Bu mesleği ucundan kenarından bir şekilde hepimizin yaptığı kanaatindeyim.

Ülkemizde de yalakalık oldukça ilgi görmektedir.

 Yalakalık evrensel bir meslek olduğundan dini, dili, ırkı yoktur.

Anadolu insanın bu kişilere yakıştırdığı çok anlamlı isimler bulunmaktadır.

Bunlardan bazıları: yağcı, yağdanlık, kemik yalayıcı, şakşakcı, yanar döner, omurgasız diye devam etmektedir.

Yalakalık yaptırmak isteyen kişi yalakasını tespit ettikten sonra bir parmak bal çalması yeterli olacaktır.

Yalakalık yapacak kişininde yalakalık yaptığı kişinin özelliği, meziyeti, becerisi hiç önemli değildir.

Önemli olan bir parmak baldır.

Yalakalık toplumlar için önemli bir olaydır.

Sayılarının fazla artması ülke ve toplum için tehlike arzetmektedir.

Bakın bunun için düşünürler ne söylüyor.

“Eğer düşmanlarınızı gülünç gösterip mahvetmek isterseniz, etrafını yalakalarla doldurun. –   E. Jal youx” 

“Varsın hayat  yalakalara şans tanısın ben onuruma fiyat biçmem yaşadığım kadar daha yaşasam asla tükürülecek eli öpmem. -Ömer Hayyam”

Yalakalık yaptırmak isteyenlerede bu hastalıktan kurtulmak için Kuran-ı Kerimdeki Nasr ve Tekasür sürelerini döne döne sindire sindire okumalarını tavsiye ederim.

Cavid-19un dahi bu mesleğe zarar verdiğini düşünmüyorum.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol