Yeni Ufuk Gazetesi - Elazığ Haberleri - Haberler
2021-07-26 13:23:07

HİCİV SANATI VE SEYRULLAH VATANSEVER (OZAN SEYFİ)

Aslı Kaya Bilge Hatun

26 Temmuz 2021, 13:23

Günümüz Edebiyat’ında hiciv sanatçıları zor yetişmektedir. Bireyler eleştirilmeyi sevmedikleri gibi bir bireyin bir başka birisini eleştirme konusunda da üstüne yoktur. Ancak bu alanda yapıt vermek için cesur olmak, kaleminin karşısına dünyayı almak gerekir. İşte bu nedenle çok nadir yetişen hiciv ustalarından birisi de Bursa’nın ozanlarından Seyrullah Vatansever, nam-ı değer Ozan Seyfi beydir. Ozan Seyfi ismi gibi vatanına aşık ve haksızlığı kabullenemeyen doğru sözün eri bir insandır. Ozan Seyfi şiirlerinde kendisini günümüz eleştiri anlayışını edebiyatın hiciv sanatını usta kalemi ile birleştiren bir şairdir.

Hiciv sanatı, konuya, objeye ve herşeye farklı bir bakış açısıyla bakmayı gerektirir. Hiciv ustaları da kimsenin göremediğini gözler önüne sermek için çabalar. Hiciv sanatını anlayabilmek için hatta edebiyatı anlayabilmek için öncelikle şairin ve yazarın hayatı okunmalı ve yaşadığı dönem ve olayları inceleyiş tarzı anlaşılmaya çalışılmalıdır; ancak o zaman hicvin yol ve yöntemi belli olur. Biz de hiciv sanatını anlayabilmek için öncelikle Ozan Seyfi’nin hayatına ve kişiliğini tanımaya çalışalım.

SEYRULLAH VATANSEVER (OZAN SEYFİ) KİMDİR?

10.01.1955 ‘te Bursa’da doğdu. İlkokulu Davud Kadı İlkokulu’nda okudu. O dönemlerde sanatçıları taklit edip karikatür çizer, şiirler yazardı. 1967-1968 yılları arasında Karikatürist İsmail Altınyol’un yanında çıraklık yaptı.

Bursa İmam Hatip Lisesi’ne (1969-1970) iki yıl devam etti. Daha sonra babasına ‘benden imam olmaz; papaz olur’ diyerek okulu bıraktı. İmam Hatip Lisesi’nde okurken yazmış olduğu öğrencileri hicveden ilk şiirlerinde:

‘Okullarda öğrettiler fıkra, hikaye, bilmece

Sınıflarda oynardık odunu yerdik eşekçe

Sınıflarda çok toz duman aman öğrencilik aman

Kitap çanta koltukaltı fiyaka bin beş yüz aştı

İzmaritler cebimizde kutu kibrit elimizde

İzmaritleri yakarız dersten kaçıp keyif çatarız

Talebedir lakabımız romanlar ders kitabımız. (1969)’

Arkadaşlarına, ailesine hicivli mektuplar yazdığı, askerlik bittikten sonra araba farikalarında kaynakçılık yaptı. 1978’de evlendi. İki oğlu oldu. Şiir hayatında hep vardı. Ancak eşinin hastalığı nedeniyle etkinliklere ve festivallere katılamadı. 2000’de eşi vefat etti.

Şiire yoğunlaştığı bu yıllarda, eskiden beri içinde var olan hicve, arkadaşlarının da teşvikiyle ağırlık vermeye başladı. Başta Neyzen Tevfik’i, Şair Eşref’i, Nef’i olmak üzere birçok hiciv ustasını derinlemesine inceleyerek kendi hiciv anlayışını oluşturdu. Kendi deyişiyle süreç içerisinde içindeki Neyzen’i keşfetti. Neyzen Tevfik etkinliklerine davet edildi. Neyzen gibi yaşamayı seçti. Hicivleri nedeniyle hakkında 98 defa dava açıldı. Hepsinde beraat etti.

‘Hiciv denilen herze sanmayın taşlamadır

Felsefenin yanında şiire başlamadır.

Hatamı bulduğumda kendimi hicvetmezsem

Yüzüme söylersiniz Seyfi’de puştlamadır.’

Ozan Seyfi’nin ‘ŞİİR’DEN İBARET’ kitabından bazı şiirlerini siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

GÜLSÜN DİYE

Gül cemale gül derledim

Gül sevgili gülsün diye

Gülistana gül söyledim

Gülde bülbül ötsün diye.

Gülde tomurcuk hal olur

Gülüm seven dil zar olur

Gülistanda gün dar olur

Gülüm seven gülsün diye.

Güle bülbül yar aşıktır

Gülüm ninniye beşiktir

Güle tomurcuk başaktır

Gülistanda gül saçsın diye.

Gülüm Seyfi yüzü güldür

Gülüm senin özün güldür

Gülüm bazen bizi güldür

Gül cemalin gülsün diye.

DİLDEN İBARET

Mağrurlanma dostum biraz güç için

Şu ferman denilen zülden ibaret

Ömrünü harcama kuru ün için

Beşerin oluşu kuldan ibaret.

Sırmadan ipekten olsa esvabın

Ancak üç beş olur seven ahbabın

Yaptığın hayırla doldur sevabın

Şu esvap denilen, çuldan ibaret.

Nisa dediğin ne? Eksik etektir.

Sanma ki alemde eşi yok, tektir.

Nisa’yı kul yapan arlı erkektir

Koynunda yatmazsan, duldan ibaret.

Olsan da cihanda Sultan Süleyman

Bir gün tükenirse dizinde derman

Yolladığın name sanma ki ferman

Nameyi taşıyan, puldan ibaret.

Kılıcı var diye cengaver sanma

Söylenen boş söze sakın aldanma

Sakala güvenme, bıyığa kanma

Sakal bıyık ne ki? Kıldan ibaret.

Beşerden uzak ol, özüne yakın

Kurumuş çınardan kalmaz ki farkın

Boyuna posuna aldanma sakın

Heybetli görünüş filden ibaret.

Birden gürleyip de verme taşkına

Yolunu kaybetsen sorma şaşkına

İster dinle bir yol tanrı aşkına

Irmaklar kurursa, milden ibaret.

Seyfi der yatmaya kursan da hamak

Yılanı delikten çıkarmaz çomak

Kırma gönülleri zor olur almak

Yılanın dostluğu dilden ibaret.

Şimdi de şairin RUBAİ’lerinden örneklerine kulak verelim.

Senin göz pınarında sevdalar demlenirdi

Sana tomurcuk gülüm bana bülbül denirdi

Ben yazdıkça sen beni sildin aşk defterinden

Senin gibi zalimden daha ne beklenirdi.

___

Bir elveda demeden gittin bunda gizin var

Gece başım altında yastık olan dizin var

Sabah uyandığımda hangi aynaya baksam

Ey vefasız sevgili orda senin izin var.

___

Kaybolup gidiverdin ey vefasız neredesin?

Ben senin hayalinle yaşıyorken sen bensiz

Geceler kabus oldu görünmüyor perdesin

Göğsünde siyah benler kolların neden bensiz.

___

Ben nasılda sevmiştim bir bilsen seni gülüm

Sen gidince terk etti ötmez oldu bülbülüm

Güzel günler hatırına sokağımdan geçiver

Göreyim gül yüzünü yetmez mi bunca zulüm?

Yazıma son verirken Ozan Seyfi’nin kalemine takılmayın; siz de alırsınız nasibinizi..

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.