Yeni Ufuk Gazetesi - Elazığ Haberleri - Haberler
2020-10-14 10:46:05

‘İnsanın kendi bedenine oturması ve romanda mekân’ ve DOÇ.DR.VEYSEL ŞAHİN

Aslı Kaya Bilge Hatun

14 Ekim 2020, 10:46

Hayata düşen gölgemize dair... Her ruhta zaman kendi öyküsünü yazar. Hayatımızın zamana düşen hali...’diyerek düşer kelimeler yüreğinden damlalar halinde..

Yeni dönem genç yazar ve şair adaylarına rehberlik eden ve yeni yayınlanan ‘Romanda Mekân - Romanda Mekân Poetiği ve Çözümlemeler’ kitabıyla Prof.Dr.Ramazan Korkmaz ile Doç. Dr. Veysel Şahin; İnsanın mekân ile olan ilişkisinin, insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyler. Doç. Dr. Veysel Şahin insanın kendi bedenine oturması, onun kendisini “dünya-içerisinde-varlık” olarak konumlandırması ile tanımlar. Bu yüzden insan dünya içerisinde bir varlık olarak hep bir mekâna (dünyaya) tutunmaya ve oturmaya ihtiyaç duyar. İnsanın mekânla olan kopmaz bağı, mekânı sadece bir oturma yeri olmaktan çıkararak insana tarihsel kimlikler, coğrafi eşikler, yeniden kuruluş ve oluşlar gibi görevler yükler. Bu bakımdan Doç. Dr. Veysel Şahin mekânı, yazında yaşamın kendisi olarak yeni oluş ve kuruluşların dinamik düzlemde yeri olarak açıklar.

Doç. Dr.Şahin’in ‘Romanda Bakış Açısı ve Anlatıcı Düzlemi’ kitabında anlatma esasına bağlı kurmaca metinlerde fark etme/bakma, anlamlı kılma/anlatma ve kurgulama süreci“bakış açısı ve anlatıcı düzlemi” dâhilinde gerçekleştiğini vurgular. Zira bakış açısı ve anlatıcı düzlemi eserin varoluş nedenidir. Roman sanatında da bu sürecin temel eksenini bakış açısı ve anlatıcı düzlemi belirlemektedir. Bakış açısı ve anlatıcı düzlemi olmadan edebî bir metni/ romanı kurgulamak, anlatmak ve aktarmak mümkün değildir. Dolayısıyla romanda bakış açısı ve anlatıcı düzlemi sanatkârın eserdeki konumunu belirlediği gibi anlatma sürecinin merkezinde yer alan temel yapı unsuru görevini de üstlenir. Romanda zaman, mekân, kişi ve olay örgüsü gibi içyapı unsurları ve izleksel kurgunun belirleyici konumunda olan bakış açısı ve anlatıcı düzlemi, kimi zaman kurgunun içinde kimi zaman da kurgunun dışında bir konumda yer alan metinsel sestir. Romanın temel içyapı unsurlarından bakış açısı ve anlatıcı düzleminin kurmaca evrendeki görüntü düzeyleri;“hâkim/ tanrısal/ ilahi bakış açısı üçüncü tekil (o) anlatıcı, kahraman/ ben bakış açısı birinci tekil (ben) anlatıcı, müşahit/ gözlemci bakış açısı birinci tekil (ben) ile üçüncü tekil (o) anlatıcı ve çoğul/çoklu/ karma/ değişken bakış açısı ve anlatıcı” düzleminden oluşur. Anlatma esasına bağlı kurmaca metinlerde bakış açısı ve anlatıcı düzeyleri, anlatım teknikleri vasıtasıyla insan ve diğer varlıkların öyküsünü romanın dünyasında aktardıkça hep var olmaktadır. Zira kurguya dayalı her metin/roman daima bir anlatıma ve anlatıcıya ihtiyaç duyar.

Romanda zaman, mekân, kişi ve olay örgüsünü metinsel bir ses olarak romanlarında işleyen, beyefendi kişiliği ile Doç. Dr. Şahin’in son zamanlarda edebiyata kazandırdığı ve editörlüğünü yaptığı ‘TURAS’ dergisi Türk ve dünya edebiyatını, dilini, tarihi ve güncel gerçeklerini bilimsel ölçüler içerisinde ortaya koymak; ulusal ve uluslararası düzeyde yapılan bilimsel çalışmaları kamuoyuna duyurmak amacıyla yayımlanmaktadır.

Yazarın diğer romanlarında işlediği konular özgün olmakla birlikte bilime ve kültüre değişik bakış açısıyla ışık tutmaktadır. Yazarın diğer kitapları;

 “Bilge Kadının Aynadaki Yüzü”: Yazar’a göre “Varoluşun soylu öyküsünü her okunuşta farklı anlam derinliğinde okuyucusuna sunan edebî metinler, çağın ruhunu kendi tarihsel bütünlüğü içinde yansıtan bir farkındalıklar bütünüdür. Nitekim insan, kendi gerçekliğini sanatın sınır tanımaz soylu evreninde keşfettikçe varlığını yeniden kavrayarak dünyaya kök salar. Bu durum insanı, sıradanlaşan yaşam algısının dışına çıkararak onu yaratıcı kılar. Bu bağlamda bir düşün ve eylem insanı olan Halide Edib Adıvar’ın romanları, öznel anlamda Türk milletinin, genel anlamda ise bütün insanlığın yaşadığı tarihsel ve toplumsal olayları yansıtan bir aynası” olarak bu eserde karşımıza çıkar.

Bilge Kadının Aynadaki Yüzü” adlı çalışmada; “Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında romancılığı ile ön plana çıkan Halide Edib Adıvar’ın romanlarını yapı ve izleksel kurgusu açısından “Bireysel ve Psikolojik İzlekli Romanlar, Yeniden Kuruluş ve Kurtuluş Savaşı İzlekli Romanlar ve Töre ve Toplumsal İzlekli Romanlar,” olmak üzere üç ana başlık altında irdeleyen Veysel Şahin, böylece Halide Edib Adıvar’ın şahsi mitini çağın ruhuyla bütünleştirir.

“Turgut Uyar’ın Şiirlerinde “Ben ve Öteki”nin Görüntü Düzeyleri”: Doç. Dr. Veysel ŞAHİN bir diğer çalışması “Turgut Uyar’ın Şiirlerinde “Ben ve Öteki”nin Görüntü Düzeyleri” adlı eserinde İkinci Yeni şairleri arasında olan Turgut Uyar’ın şiirlerini bir farkındalıklar bütününe dönüştürerek “Ben” ve “Öteki”nin diyalektik düzleminde yeniden okumasını amaçlar. Araştırmacı Turgut Uyar’ın şiirlerinde “Ben” ve “Öteki”nin yarattığı değerler dünyasını, şiirlerin temel ekseninde ele alır. ŞAHİN, Uyar’ın şiirlerindeki “Ben” ve “Öteki”nin değerlerini; kavram, kişi, simge, mekân ve izlek olarak birbirini tamamlayıp açımladığı ortaya koyar. Bu bağlamda “Turgut Uyar’ın Şiirlerinde “Ben ve Öteki”nin Görüntü Düzeyleri” adlı çalışma bir bakıma şairin şahsi mitinin aynası olan “Büyük Saat”in, “Ben” ve “Öteki” düzleminde yeniden okumasıdır.

“Tahsin Yücel ve Aykırı Öykülem”: “Tahsin Yücel ve Aykırı Öykülem” adlı bu çalışmada, Doç. Dr. Veysel ŞAHİN, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında öykücüğüyle ön plana çıkan Tahsin Yücel’in öyküleri bilimsel kriterler esas alınarak değerlendirir. Yapısalcı çözümlemenin temel alındığı çalışmamızda, yazarın öyküleri ayrıntılı bir şekilde inceleyen araştırmacı, Tahsin YÜCEL’in yaşamı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilir.

Doç. Dr. Veysel ŞAHİN, “Tahsin Yücel ve Aykırı Öykülem” adlı çalışmasında Tahsin Yücel’in öykü dünyasına yönelerek, Yücel’in elli dokuz öyküsünü ele alır. Bu bağlamda “Tahsin Yücel ve Aykırı Öykülem” adlı eser, dört ana bölümden meydana gelir. Birinci Bölüm’de Tahsin Yücel’in hayatı, edebî kişiliği, eserleri, çevirilerine yer vererek, sanatçının yaşam öyküsünü dört ana başlık altında “Öğrenim Serüveni, Varlık Dergisi’ndeki Yıllar, İçteki Animayı Buluş, Asistanlık/ Askerlik/ Paris Yılları” olarak değerlendirdik. Tahsin Yücel’in edebî kişiliğini ise “Yazarın Öykü Dünyasındaki İzleri” başlığı altında irdelenir. Eserler kısmında ise yazarın öykülerini, romanlarını, deneme ve seçkilerini yazılış tarihine göre, çevirilerini ise alfabetik sıraya göre verilir.

Romanda Kişiler Dünyası (Türk Romanındaki Karakterlerin Doğası Üzerine…): Bu çalışmada Ramazan KORKMAZ ile birlikte editörlük yapan Veysel ŞAHİN, Türk romanlarında yer alan kişileri, anlatı içerisinde üstlendikleri işlevlere göre; başkişi, başkahraman, kurucu tematik güç ve birinci dereceden kahramanlar; norm karakter, yardımcı kişiler ve ikinci derece roman kişiler; kart karakter, yıkıcı hasım güç; fon ve figüratif karakter olmak üzere fiziki, psikolojik ve sosyolojik açıdan derinlemesine incelenmesini amaçlar. “Romanda Kişiler Dünyası” adlı proje faklı bilim insanlarını bir araya getiren bir eserdir. Çalışma bu yönüyle roman teorisi üzerine birlikte düşünme egzersizidir. Projeye katılan çok değerli bilim insanları, hazırladıkları yazı ile karakter merkezli yapılacak roman incelemelerine katkı sunmaya amaçlamışlardır.

Aynı zamanda yazar ve şair adaylarına rehberlik eden Telmih dergisinin Akademik Koordinatörlüğü görevinde bulunan Doç. Dr.Veysel Şahin, Telmih Ekolüne Akademik anlamda katkılar sunarak gelecek nesilleri hem anlayan hem anlatan hem de üreten yazar adayları yetiştirmeyi mesleğinin özverisiyle kutsal bir görevi olarak icra etmektedir.

Yeniliğe açık ve yaratıcı kişiliği ile Doç. Dr.Veysel Şahin, Fırat Üniversitesi, İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Yaratıcı Yazarlık dersiyle gelecek nesillere adından çokça söz ettirecektir.

DOÇ.DR.VEYSEL ŞAHİN KİMDİR?

1979 yılında Aksaray’ın Ortaköy İlçesi’ne bağlı Namlıkışla Köyü’nde dünyaya gelen Veysel ŞAHİN, İlk ve Orta öğrenimini Ortaköy’de tamamladı.1998 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi, Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanarak burslu bir şekilde okuyup 2002 yılında mezun oldu.

 2004 yılında Fırat Üniversitesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda yüksek lisans öğrenimine başladı. Yine aynı yıl Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’na Araştırma Görevlisi olarak atandı. 2006 yılında “Tahsin Yücel’in Öyküleri Üzerine Bir İnceleme” adlı çalışmasıyla yüksek lisansını tamamladı. 2006 yılında Fırat Üniversitesi, Türk Dili Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda doktoraya başladı. “Halide Edib Adıvar’ın Romanlarında Yapı ve İzlek” isimli doktora tezini 2010 yılında tamamlayan yazar, 2012 yılında aynı bölüme Yrd. Doç. Dr. olarak atandı. 2018 yılında “Turgut Uyar’ın Şiirlerinde Ben ve Ötekinin Görüntü Düzeyleri” adlı çalışmayla doçentlik unvanını aldı.

Bu zaman diliminde yazar, Türk Dili, Türk Dünyası, Belleten, bilig, Türk Kültürü, Erdem, Arayışlar, E-Journal Of New World Sciences Academy, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensitüsü Dergisi, Turkish Studies, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Varlık, Ada, Roman Kahramanları ve Telmih gibi edebi dergilerde yazıları yayımlandı. Halen Fırat Üniversitesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan yazar, evli ve iki çocuk babasıdır.

 Yazarlığının yanında kelimeleri şiir mekânında da raks ettiren Doç.Dr.Şahin aşağıdaki şiiriyle nesir ve nazım türünde yetkinliklerini ortaya koyan başarılı bir profil çizmektedir.

Suyun Rüyası

Kırılgan ve soluksuz mavi gecenin koynunda

Usuldan usula rüyaya dalar mateminde su,

Karşısında aman vermez kayaya çalan sözler

Bir kamçı gibi değer yağız atlar mevsiminde.

Derken acı bir gül düşer ak göğsün üstüne

Başlar derinden derine buğulu hasretli hüzünler.

Buz tutmuş karanlık gecenin bağrında

Bir çığlıktır suya tutsak zamanda yaşam

Büyüdükçe uzak diyarlarda siyah sözler.

 

Su mavi, su sarı, su çığlık, su hırçın

Kıyar hasretin düşünü böler bölünmezliği,

Kaybolur aynalarda Narkissos’un elemli gözleri

Yitirilmiş aşkın rahminde büyür hırçın firavunlar.

Sevdalar damla damla kırılır anıların yitiminde

Kendimi görürüm masumluğun ağlayan beşiğinde.

Derken su bir anne olur, dolar içtenlikle ellerimize

Süzülür geçmişin yüzünde yankısı kısık vadilere

Kırlangıç zamanında suya çalan düşler.

Ses olur, şiir olur, dil olur...

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.