banner30
Öne Çıkanlar VERBİSE KAYITLAR 30 EYLÜLDE SON 6. Bölge İçin Harekete Geçti DEVA KYK Kredilerine İlişkin Öneride Bulundu Efsane Kaymakam Ayağının Tozuyla Çalışmalara Başladı Okul Kantinlerine Sıkı Denetim

Bu haber kez okundu.

Düşük Sosyoekonomik Durum Obezite İçin Risk Faktörü

Fizyolojik ve psikolojik birçok sağlık sorununu beraberinde getiren obezite, Koronavirüs salgını sürecinde de, ölüm riskini artırarak kritik konumunu korudu. Önlenmesi ve tedavisi giderek daha çok önem kazanan obezite hastalığı ile ilgili bilgiler veren Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilek Yazıcı, obezitenin ortaya çıkmasında sosyoekonomik durumun önemine değindi. Fazla enerjinin yağ dokusu olarak depolanması sonucu, obezitenin ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Yazıcı, vücutta enerji alımını ve harcanmasını ise birçok genetik, epigenetik, fizyolojik, davranışsal, sosyokültürel, sosyoekonomik ve çevresel faktörün etkilediğini belirtti.

“Obezite Kompleks Bir Hastalıktır”

Günümüzde hareketsiz yaşam şeklinin yaygınlaşması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi ile birlikte obezitenin görülme sıklığında, artış yaşandığını belirten Prof. Dr. Yazıcı, “Bunların yanında bazı hormonal problemler, yeme bozuklukları, uykusuzluk gibi faktörler de obezitenin ortaya çıkmasında etkili olmaktadır” dedi. Obezitenin kompleks bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yazıcı, obezitenin önlenmesinde ve tedavisinde tüm bu faktörlerin ayrı ayrı gözden geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

“Sosyoekonomik Durum Obezitenin Gelişimini Etkiliyor”

Anne sütü almak, çocukluktan itibaren doğru beslenme alışkanlıkları kazanmak, hareketli yaşam şekline sahip olmak gibi faktörlerin; obezitenin engellenmesi açısından önemli unsurlar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yazıcı, şu önerilerde bulundu;

“Aslında kültürümüze de çok yakın olan Akdeniz tipi beslenme şekli, önerilen sağlıklı beslenme türlerinden biridir. Bu beslenmede sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilir, doymuş yağ tüketimi kısıtlanır, yani oda sıcaklığında katı halde bulunan margarin, tereyağı yerine sıvı yağlar tercih edilir. Ayrıca yine yağdan zengin olabilecek kırmızı et tüketimi kısıtlanıp tavuk, balık gibi beyaz et tüketimi teşvik edilmektedir.”

Hazır gıdaların aşırı yağlı ve kaloriden zengin olması ve katkı maddeleri içermesi sebebiyle obezite riskini artırdığının ve bu nedenle de özellikle çocukların beslenmesinden uzak tutulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Yazıcı, obezitenin gelişmesindeki sosyoekonomik etkenlere de dikkat çekti. Yazıcı “Genel olarak karbonhidrat ağırlıklı yiyeceklerin daha hesaplı olması nedeniyle, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik güçlük yaşayan kişilerin, bu şekilde beslenme zorunluluğuna bağlı olarak obezite risklerinin arttığı görülmektedir.” dedi

“Sağlık Okur-Yazarlığına Önem Verilmeli”

Toplumlarda obezite görülme sıklığını düşürmenin önemli bir adımının da sağlık okur-yazarlığını artırmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yazıcı, “Kişilerin tükettikleri gıdaların içeriğini bilmeleri, ne tükettiklerinin farkında olmaları açısından önem teşkil etmektedir. Paketli gıdaların etiketlerinde yer alan gıda bileşenleri ve kalori miktarını takip edebilmek fazla kalori alımının engellenebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

“Obezitenin Ortaya Çıkmasını Tetikleyen 300’den Fazla Gen Var”

Genetik etkenler hakkında da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Yazıcı, 300’den fazla genin, obeziteyle ilişkili olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yazıcı, çevresel toksinler, gıda yetersizliği ve yüksek yağlı beslenmenin obezite ile ilişkili genlerde, bazı değişikliklere neden olarak besin alımını ve yağ̆ dokusunu artırdığını da sözlerine ekledi.

"Obezite Bazı Rahatsızlıklar Sonucunda Da Ortaya Çıkabilir"

Prof. Dr. Dilek Yazıcı, hormonlardaki dengesizliğin ve stresin kilo artışına sebep olabileceğini vurguladı. “Bulimia, tıkınırcasına yeme bozukluğu ve gece yeme bozukluğu gibi yeme bozukluğu durumları da obeziteye neden olabilir” şeklinde konuşan Prof. Dr. Yazıcı, uykusuzluğun da obezite riski açısından dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.

“Parkların Ve Yürüyüşe Elverişli Yolların Kısıtlı Sayıda Olması Egzersiz Alışkanlıklarını Etkiliyor”

Prof. Dr. Dilek Yazıcı, “Kişinin hareketliliğinin az olması ve egzersiz yapmaması da obezite gelişmesinde önemli risk faktörleridir. Çalışma saatlerinin uzun olması, trafikte uzun sürelerin geçirilmesi, kişinin aktivitesini azaltmanın yanında ayrıca egzersiz yapacak bir vakit de bırakmamaktadır. Bununla birlikte teknolojik cihazların çok yoğun kullanımı hareketi azaltan başka bir faktördür. Ayrıca açık alanlarda egzersiz yapılabilecek, park, yürüyüş yolu gibi mekanların kısıtlı olması egzersiz yapma alışkanlıklarını etkilemektedir” sözleriyle de obezite gelişiminde azalmış fiziksel aktivitenin rolünü vurguladı.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol