banner30
Öne Çıkanlar Teslim Olan Örgüt Mensubu Sayısı 176ya Yükseldi Kapalı Çarşı Geçici Süreyle Kapatıldı Ötelenmiş kredi hesaplama tablosu Başkan Öztürk BİLET 1 TL

Bu haber kez okundu.

ELAZIĞ  YARALARINI SARDI MI?

 Avukat İrfan Sönmez ile sohbet tadında söyleşiyi Yeni Ufuk okurları için gerçekleştirdik.

Sayın Sönmez, zaman zaman sizinle söyleşiler yapıyoruz, ilgi ile izleniyor, hızla değişen gündem yeni bir söyleşi yapmamızı gerektirdi.

İsterseniz Elazığ'la başlayalım, Elazığ yaralarını sardı mı?

  • Sardığını sanmıyorum. Herkes devlet yaralarımızı saracak diye düşündü.
  • Hükümet yetkilileri sık sık gelip gittiler.
  • Ancak konut ihaleleri yapıldıktan sonra o ilgi de bitti.
  • Yara sarmak vatandaşın sırtındaki yükü almaktır.
  • Evet evler yapıldı, bazılarına insanlarımız taşındı, iyi olanlar var, ihtiyaca cevap vermeyenler var.
  • Ama bu evlerin parasını hükümet vermiyor.
  • Vatandaş bir ömür borçlandırılarak kendi yarasını kendisi sarmaya mecbur ediliyor.
  • Bu yükün bir kısmını devlet üzerine alsaydı bir yara sarmaktan bahsedebilirdik.
  • Kimse sahiplenmesin, vatandaş kendi yarasını kendi sarıyor ve sarma işi o evlerin borcu bitene kadar devam edecek.

Konutları beğenmiyor musunuz, hangi konularda şikâyet var?

  • Hepimiz halkın içindeyiz, vatandaş başını bir yere soktuğu için şükrediyor ama bu kadar para vereceksem niye daha iyisi yapılmadı diyor.
  • Kuralardan, evlerin darlığından, kullanılan malzemelerin kalitesizliğinden, eksik ve ayıplı işlerden,  muhatap bulamamaktan, kuralardan, kuraya sokulmayıp saklanan evlerden dolayı birçok şikâyet var.
  • Deprem, yeni ve çağdaş bir kent için bir fırsata çevrilebilirdi.
  • Daha modern evler yapılabilirdi.
  • Güzel bir imar planıyla vatandaşın cebinden beş kuruş çıkmadan bu işler yapılabilirdi.
  • Ama bunun için ufuk lazım, vatandaşı düşünmek lazım.
  • Depremzedeleri sömürmeyi, müteahhitlerinizle rant peşinde koşmayı düşünmemeniz lazımdır.
  • Düşene bir tekme de biz vuralım dememeniz lazımdır.
  • Öyle haksızlıklar var ki anlatsam kitap olur.

VATANDAŞA SORMADAN MÜLKÜNE EL KOYDULAR

Ne gibi?

  • Mesela bazı vatandaşlarımızın arsalarına acele kamulaştırma ile el konuldu.
  • Sahibinin hiç haberi olmadan yandaş bir müteahhide ihale edilerek üzerine konut inşaatı yapıldı.
  • Diyelim ki şehir dışında oturuyorsunuz, Elazığ'da arsanız var, memlekete ziyarete geliyorsunuz bir de bakıyorsunuz ki bütün istikbalinizi bağladığınız arsanızın üzerinden binalar yükseliyor.
  • Oraya koşuyorsunuz, buraya başvuruyorsunuz nafile.
  • Yahu bu arsa benim çocuklarımın istikbaliydi, bana sormadan nasıl bunu yaparsınız diyorsunuz, kimse sesinizi duymuyor.
  • Müteahhidin biri rüşvetçisi ile bir arsa beğeniyor, ihtiyaç var diye yukarısı kandırılarak acele kamulaştırma yapılıyor, en mutena semtte yapılan daireler tabii ki kolayca satılıyor.
  • Arsa sahibine ise piyasa değerinin çok altında bir kamulaştırma bedeli veriliyor. İtirazın varsa git mahkemeye deniliyor, böyle adalet olur mu?
  • Müteahhide kat karşılığı verdiğimde on milyon kazanacağım arazi için bana bir milyon verip hadi işin gücün rastgele diyorsun. Böyle birçok mağdur hemşerimiz var.
  • Bu mülkiyet hakkının ihlalidir, hem Anayasaya, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır.

İNAT SİYASETİNİN SONU FELAKETTİR

Son günlerin en önemli tartışma konusu faiz, enflasyon, hayat pahalılığı, dövizin yükselişi, ne diyorsunuz bu konuda?

  • Bu devlet, bu ülke hepimizin… Değerlerimizi namusumuz gibi korumalıyız. İyi işler yapanı alkışlamak, kötü ve yanlış işler yapanları uyarmak hepimiz için borçtur.
  • Geçmişte bu iktidar için çok defa iyi şeyler söyledik.
  • Çünkü toplumun sorunlarına parmak basıyor, ihtiyaçlarını gideriyorlardı.
  • Ama zamanla kibir, gurur, enaniyet, ben sevdası o işlerin yerini yanlışların almasına neden oldu. İnatla, kibirle devlet yönetilmez.
  • Bir politikayı denersiniz, başarılı olursa devam eder, olmazsa bırakır başka bir politika denersiniz.
  • Partili başkanlık sistemini denedik olmuyor, bunu sırf bir kişi mutlu olsun diye devam ettirmenin anlamı yok.
  • Bir elbise üzerinize olmuyor, küçük geliyorsa onu giymekten vazgeçeceksiniz. Israr ederseniz patlar.
  • Sistemler de öyledir, her düzen her millete uymaz.
  • Başkanlık sistemi bize uymadı bu açık, illa devam edeceğiz derseniz büyük sıkıntılar çıkar.
  • Bir kişinin nefsini, siyasi ihtiraslarını tatmin edelim derken bütün bir milleti feda etmiş olursunuz.
  • Bu ülkenin ekonomisini, hukukunu, güvenliğini her şeyini tehlikeye atmış olursunuz.

Krizin sebebi başkanlık sistemi mi? Böyle mi düşünüyorsunuz?

  • Birçok sebep içinde en baskın olanı odur.
  • Bakın ekonomistler bir ağızdan bu faiz politikası yanlış diye uyarıyor, Sayın Erdoğan; hayır ben faize karşıyım, bu politikayı sürdüreceğim diyor.
  • Her faiz indiriminde döviz bir sıçrama yapıyor
  • Olan vatandaşa oluyor.
  • Nasıl olsa kendilerine bir şey olmuyor.
  • Bırakın dışarıdan gelen şeyleri, bu ülkede üretilen mamullerin çoğunun ham maddesi dışarıdan dövizle geliyor.
  • Döviz artınca her şey pahalanıyor.
  • Bir yönetim yirmi yıl ülkeyi yönetip bunları görmez mi? 

Sokak ağlıyor, Sayın Erdoğan faiz düşecek diyor.

Faiz düşünce vatandaş dövize yöneliyor.

Türk parası değer kaybediyor.

Türkiye bu ülke vatandaşı için pahalanırken, yabancılar için sudan ucuz bir hale geliyor.

Üç yıl önce bir turist bin dolarla beş bin liralık alış veriş yapabilirken bugün on bin liradan fazla alış veriş yapıyor.

Döviz gelsin de isterse vatandaş ezilsin diyorlar. Bu politikayı meşrulaştırmak için de faize karşıyız yalanına başvuruyorlar.

Dertleri faize karşı olmak değil, merkez Bankasının rezervlerini erittiler, memleketi ucuzlatırsak belki turist gelir, yatırım olur, döviz buluruz diye düşünüyorlar.

Millilik, milliyetçilik iddiası taşıyan bir hükümet milli parasını zayıflatmaz.

Bu politikayı kapatmak için de her zaman olduğu gibi yüce dinimizi kullanıyorlar.

Dindarsanız niye zinayı suç olmaktan çıkardınız?

128 MİLYAR NEREYE GİTTİ?

Bir 128 milyar dolar tartışması oldu, merkez bankasının rezervleri nereye gitti?

  • İktidar o sorunun cevabını veremedi, çünkü verecek bir cevabı yoktu.
  • Siz yandaşa verdiğiniz yol, köprü, hastane ihalelerinin hepsini döviz üzerinden yaparsanız Merkez Bankanız onlara para yetiştirmekten vatandaşı göremez.
  • 7 milyar dolara çıkacak bir nükleer santraliAkkuyu- Ruslara rüşvet verir gibi 22-25 milyar dolara yaptırırsanız o ülkenin kasasında para kalmaz.
  • Kullanmadığınız füzelere milyarlar akıtıp depolarda çürütürseniz orada kriz eksik olmaz.
  • Bunların hepsi yapılmadı mı?
  • Daha bir kaç gün önce Çanakkale Köprüsünün garanti bedellerinin de döviz üzerinden ödeneceği açıklanmadı mı?
  • Her iktidar hata yapar, önemli olan ders almaktır.
  • Bu iktidar ders almamakta ısrar ediyor, çünkü biz ne yaparsak doğrudur gibi bir mantıkla hareket ediyorlar.

Sizce bu ısrarın nedeni ne, sokaktaki feryatları görmüyorlar mı?

  • Biz göstermiyoruz, çünkü parti/lider putçuluğu ruhumuza işlemiş.
  • Birçok insan farkında olarak veya olmayarak putperest gibi davranıyor.
  • Hiçbir insan ötekinden üstün değildir.
  • İnsanların üstün görevlerde olması onları üstün yapmaz.
  • Hata yapmasına rağmen bir lider, bir siyasi kadro alkışlanmaya devam ediyorsa o lider yaptığı yanlışı düzeltmez.
  • Alkış, iyi yapıyorsun demektir çünkü.
  • Ona yanlışını gösterecek olan halktır, biziz.
  • Sesimizi yükselterek, tercihlerimizi değiştirerek, demokratik tepkilerimizi göstererek bunu yapacağız.
  • Biz susarsak, yönetenler bu suskunluğumuzu mutluluğumuzdan sanırlar.
  • Çünkü dertli söylegen olur, susmamalı konuşmalıyız.
  • Yapamayana destek vermemeliyiz.
  • Kimsenin bir kutsiyeti yok, kimse dini temsil etmiyor.
  • Beşeri olana, dini kılıflar giydirmek bizi sömürmelerini kolaylaştırmaktan başka işe yaramaz.

Geçen gün bir paylaşımda bulunmuştunuz Erich Fromm'dan, çok etkilenmiştim?

  • Fromm, artık klasik olmuş, "Kesin İnançlılar" kitabının yazarı.
  • Alanında çok önemli bir eser. O diyor ki; "İnsanlar artık Tanrı'ya değil, onun adına konuştuğunu iddia eden kişi ve topluluğa tapınmaktadır." Çevrenize bakın, bu aforizmaya, özdeyişe uyan birçok örnekler göreceksiniz.
  • İnsanlar Tanrı'yı değil, Tanrı adına konuştuğunu, onun adına siyaset yaptığını söyleyenleri dinliyor.
  • O söylenenler, Allah'ın kelamına, sözüne aykırı olsa da onu dinliyorlar.
  • Bu bir toplum için korkunç bir durum, korkunç bir yıkımdır.

Siyasetçi kendini dinle özdeşleştiremez mi diyorsunuz?

  • Özdeşleştirmemeli diyorum, çünkü biri benim dediklerim dinin söyledikleridir dediği anda, onun yaptığı kötü şeyler de dinin emrettikleri gibi algılanıyor, fatura dine çıkıyor.
  • Kâinatta dinin tek temsilcisi hazreti peygamberdi.
  • Başka kimse kendini o makama koyamaz, kimse de kimseye o makamı yakıştıramaz.
  • Dini kullanmak, kendilerine güvenmeyen, sığ politikacıların işidir.
  • Ülkeyi yönetmeye talip olanların milletin karşısına projeleri ile çıkmaları gerekir. Kim dindar, kim değil siyasetin konusu değildir.
  • Siyasetin konusu kim iyi yönetir sorusudur.

İŞÇİNİN, MEMURUN, EMEKLİNİN, ASGARİ ÜCRETLİNİN MAAŞINI DA DÖVİZE BAĞLASALAR YA!

Ekonomi berbat, bir düzelme ihtimali de pek görünmüyor, Türkiye nereye gidiyor?

  • Türkiye 2018'de Partili başkanlık sistemine geçerek yaptığı hatayı telafiye doğru gidiyor.
  • Dört yıl bile olmadan bu sistemle gidilmeyeceği ortaya çıktı.
  • Basiretli siyasetçiler toplumdaki değişimi görerek pozisyon alırlar.
  • Bakın bugün parlamenter sistem olsa,
  • Cumhurbaşkanı her türlü denetimden vareste olmasaydı, Türkiye bu hale gelemezdi. Meclis müdahale ederdi, yargı müdahale ederdi.
  • Erdoğan için Türkiye feda edildi, meclisin, yargının kolu kanadı kırıldı, görevlerini yapamaz hale getirildiler.
  • Mesela Merkez Bankası bağımsızdı, Erdoğan o bağımsızlığı yok etti, ne oldu, dört başkan değişti, her değişimde biraz daha dibe vurduk.
  • Çünkü bu sistemde merkez bankası başkanı da aslında Erdoğan'dır.
  • Bir kişiye her şeyi verirseniz ülkeyi çökertirsiniz.

Ama işçimizi, memurumuzu, asgari ücretlimizi ezdirmeyeceğiz diyorlar?

  • Hepsinin üzerinden buldozer geçti, daha nasıl ezilsinler.
  • Allah aşkına düne göre bugünü mukayese edin, dün mü daha iyiydik bugün mü?
  • Samimilerse yandaş müteahhitlerin alacaklarını nasıl dövize bağlamışlarsa emeklinin, asgari ücretlinin, memurun, işçinin de maaşını dövize bağlasalar ya!
  • Kimse yol yaptık, köprü yaptık, tünel yaptık demesin, tamam teşekkür ederiz ama millet yolu, köprüyü yiyerek mi karnını doyuracak.
  • Çocuğuna süt alamayan babanın altından yolu olsa ne yazar.
  • Kimseye niye bunları yaptınız demiyoruz, ülkenin bunlara da ihtiyacı var ama esas ihtiyaç vatandaşın geçimidir.
  • Ben geçinemiyorsam istersen ülkenin her tarafını saraylarla donat ne çıkar?

KORKMUYOR MUSUNUZ?

Eskiden insanlar konuşurdu, demokratik tepkilerini gösterirdi şimdi kimse konuşmuyor?

  • Konuşamıyorlar çünkü herkesi bir şekilde susturdular.
  • Konuşanların akibeti, diğer konuşmak isteyenleri karınlarından konuşmaya itti. Kapalı kapılar arkasında herkes konuşuyor, meydana çıkınca herkes kuzu.
  • Böyle olmaz, konuşacaksınız.
  • Demokrasilerde halkın patronu yoktur, halk kendi kendinin ve seçtiklerinin patronudur.
  • Bütün partilerin patronu vatandaştır. Bu şuura sahip olmadıkça korkuların esiri olmaktan kurtulmadıkça bu saltanat böyle devam eder.

Sizi tanıdığımızdan beri hep cesur oldunuz, 28 Şubatta, sonrasında... Siz korkmuyor musunuz?

  • Herkesin korkuları var, benim de var. Korkmayan insan yoktur. Ama herkesin korkuları farklıdır.
  • Ben ülkeme, milletime, inançlarıma yanlış yapmaktan korkarım.
  • Kul hakkı yemekten, halka yalan söylemekten, aldatmaktan korkarım. İftiradan, çıkarcılardan, nefsi için başkalarını satanlardan, aşırı muhterislerden, korkarım.
  • Ama iktidarlardan korkmam, tehditlerden korkmam, hapishaneden korkmam çünkü zaten hayatımın bir parçası olmuştur.
  • Kendime ve Allah'ıma sözüm var; nefes aldığım müddetçe hep doğru bildiğimi söyleyeceğim, bedeli ne olursa olsun.

Kılıçdaroğlu, memurlara bir çağrı yaparak kanun dışı işlere karışmamalarını, aksi takdirde hesap vermek zorunda kalacaklarını söyledi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'da tepki gösterdi, bu çağrı doğru muydu?

  • Kılıçdaroğlu, kanuna uyun, yasa dışı işlere karışmayın, partilerin değil devletin memuru olun dedi, Bunu kim derse desin doğru bir çağrıdır.
  • Adam dürüst olun, vatandaşa karşı ayrımcılık yapmayın diyor.
  • Buna bile tepki gösterenler oldu.
  • Ne desindi?
  • Çalın, kanun manun dinlemeyin, partizanlık yapın mı deseydi.
  • Doğru sözü kim söylerse söylesin onu teşvik etmeliyiz.
  • O kadar yalan yanlış işler yapılıyor ki.
  • Partizanlık adaletin yerini almış, devletin imkânları ona buna peşkeş çekiliyor.
  • Mesela bakıyorsunuz, Fetö'den devralınan bir öğrenci yurduna milyonlar harcanmış, sonra da TÜGVA'ya verilmiş.
  • Sen kimin parasını kime veriyorsun.
  • Vereceksen niye milletin parasından o kadar harcama yaptın?
  • Türkiye'nin ciddi bir temizliğe, arınmaya ihtiyacı var?

Bir de İYİ Partili Lütfü Türkan'ın Bingöl'de bir şehit yakınına yaptığı densizliği sorayım?

  • Densizlik dediniz ya bu az bile, terbiyesizlik, hat bilmezlik.
  • Kimsenin kimseye bu şekilde davranmaya hakkı yoktur.
  • Muhatap ister şehit yakını olsun ister olmasın.
  • Ne yani o çirkin sözler başka birine söylenseydi es mi geçecektik?
  • Çirkinlik, sözün kendisinde...
  • Şehitler bu ülkenin baş tacı.
  • Daha hayatının baharında iken gencecik insanları bu ülkeye kurban vermek kolay değil.
  • Onlar ebedi bir saygıyı hak ediyorlar.
  • Ancak üç beş oy uğruna bu mesele üzerinde tepinip durmak da doğru değil.
  • Şehitlerimiz, onların değerli aileleri politikaya alet edilmemelidir.
  • İYİ Parti de yanlışı görmüş o kişiyi görevinden istifaya mecbur etmiştir.
  • Tepkilerimiz de alkışlarımız da adil olmalı, geçmişte şehitlerimize kelle diyenler oldu, şehit ve gaziler için toplanan paraların akıbetini soranları yaka paça Saray'ın önünden uzaklaştıranlar oldu.
  • Şehitlerimizin katili Öcalan'a sayın demek suç olmaktan çıkarıldı.
  • O zaman kimse bu kadar tepki göstermemişti.
  • Lütfü Türkkan'ın yaptığı çirkindir ama onu en son eleştirecek parti AKP'dir.
  • AKP'nin bu konuda o kadar sabıkası var ki saymakla bitmez.

Son olarak şunu sorayım, bir erken seçim ve iktidar değişimi bekliyor musunuz?

  • Bunu anlamanın parametreleri vardır.
  • Mesela bir iktidar değişiminin kokusunu ilk menfaatperestlerle iş insanları alır.
  • Önce onlar da çözülme başlar.
  • Gelme ihtimali olan partilere koşmaya başlarlar.
  • Bunların antenleri güçlüdür.
  • Olacakları önceden görürler.
  • Değişimi en son vatandaş idrak eder, onların intikali biraz geç olur.
  • İntikal edince de şaşırırlar, bir de bakarlar ki terk ettikleri partilerdeki aynı adamlar bu defa muhalefet partilerindeler.
  • Yanlış yere mi geldik, diye tereddüt ederler.
  • Gidin muhalefet partilerinin genel merkezlerine ne dediğimi anlarsınız.
  • Her biri ayrı bir hikaye anlatır, biz aslında sizdendik de, işte vergiciler yüzünden sesimizi çıkarmadık, gizlice size oy verdik, hatta çaktırmadan propagandanızı da yaptık gibi sözlere kadar bir sürü hikaye anlatırlar.
  • Yani aslında o partiler kurulmadan onlar oy vermeye başlamışlardır.

Yani kimse parti değiştirmesin mi?

  • Ne demek değiştirmesin, kimse partisini değiştirmezse Türkiye nasıl değişecek? T
  • abii ki değiştirsinler, hatta bu kanallar sonuna kadar açık olmalı.
  • Ama parti değiştirmek ayrı, milletin tepesine oturmak ayrı.
  • Dünün sorumluları bu günün efendileri olamaz!
  • Dediğim budur, olursa muhalefetin bu çürümüş iktidardan farkı kalmaz.
  • Hep aynı adamları göreceksek değişen ne o zaman?

Elazığ siyasetini nasıl görüyorsunuz?

  • Elazığ halkı basiretlidir.
  • Muhafazakârdır, milliyetçidir.
  • Nefsinden önce ülkesini düşünür.
  • Bu yönüyle de her türlü takdire layıktır.
  • Geçmişte yanlış yapan, bu coğrafyada gerekli cevabı almıştır.
  • Yine öyle olacaktır.
  • Şu anda bir arabanın freni patladığında ne oluyorsa Türkiye'de de o oluyor. Fren patladı artık kimse bu iktidarı duvara çarpmaktan kurtaramaz.
  • Türkiye'de muhalefet iktidarın önünde, Elazığ'da da muhalefet partilerinin il teşkilatları genel merkezlerine ayak uydurabilirlerse millet ittifakı Cumhur ittifakından fazla oy alır.
  • Bu kadar başarısız, şişik egolu bir iktidarla devam etmek Türkiye'nin intiharı olur. İntihar dinimize göre en büyük günahlardan biridir ve haramdır. Unutmayın sadece insanlar intihar etmez, toplumlar da yanlış kararlar vererek intihar edebilirler.

Sayın Sönmez her zaman ki gibi dolu dolu bir sohbet oldu, okuyucularımız adına şimdiden teşekkür ediyoruz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol