banner30
Öne Çıkanlar Sera Proje Hazırlama Eğitimleri Devam Ediyor Bakan Koca: Yeni Bir Kapanma Gündemde Yok İntihar etmek için minareye çıktı Karakoçların tadı yok!

Bu haber kez okundu.

Hürkuş Elazığ’da Uçmuş

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta verilen bilgilere göre; Vecihi Hürkuş, başçavuş rütbesi ile Albatros C. III Uçakları’nı kullanarak   Elazığ semalarında görev almış. Hürkuş,  yaptığı uçuşlarla Ruslara zor anlar yaşatmış, Hürkuş ,Elazığ’da görevli olduğu dönemde kullandığı uçağın Ruslar tarafından düşürülmesi nedeniyle, Erzincan’da esir alınmış. Hürkuş’un, Elazığ’da ortaya koyduğu büyük başarı örneklerinin  ve Elazığ’ın ilk havacılık serüvenin detayları ise şu şekilde…   

“İlk Uçaklar Sürsürü’ye İnmiş”

  Osmanlı Devleti’nin, I. Dünya Savaşındaki müttefiki olan Almanya, Osmanlı Kuvvetleri’ni desteklemek amacıyla; Anadolu’ya Albatros C.III tipi uçak filosu ve hava personeli göndermişti. Doğu bölgesinde, Ruslar’ın vilâyetleri işgal etmeye başlaması üzerine, İstanbul’da acilen 10. Tayyare Bölüğü kurulmuştu. Bu bölüğün emrine verilen beş Albatros C.III uçak, 9 Kasım 1916’da Harput’taki 2. Ordu Karargâhına ulaşmış ve Sürsürü’deki geniş alana inmişti. İniş esnasında yaşanan kaza sebebiyle bir uçak devre dışı kalmış, diğer dört uçak bölgede 1 yıl boyunca keşif uçuşları gerçekleştirmişti.

Vecihi Hürkuş Mamuretülaziz’den Kalkan Uçaklardan Birinde Başçavuş Rütbesiyle Görevliydi.

Aynı dönemde, Rus Hava Kuvvetleri de  avcı uçaklarıyla doğuda keşif uçuşları yapıyordu. Tayyare Bölüğü’nün emrindeki Alman uçakları,  Mamuretülaziz’den 20 Kasım, 28 Kasım, 30 Kasım ve 8 Aralık 1916’da havalanarak operasyonel keşifler yapmışlarsa da, ağır kış şartları ve yedek parça eksikliği sebebiyle uçuşlar devam edememiş, uçaklar şehirde 1915’te gerçekleştirilen zorunlu göç sonrası, atıl kalan bir kiliseye çekilmişti. Türkiye’nin ilk yerli uçağını üreten mühendis pilot Vecihi Hürkuş, Mamuretülaziz’den kalkan uçaklardan birinde “başçavuş” rütbesiyle görevliydi. Hatta 1917’deki bir keşif uçuşunda arkadaşı Teğmen Bahattin Bey ile  Erzincan semalarındayken Ruslar tarafından vurularak esir alınmışlardı.

“Kenarları Donla Parıldayan Huzurlu Gölcük Gölü (Hazar Gölü) Karşımızdaydı.”

Alman Albatros C.III uçakları, gelen takviyelerle birlikte Aralık 1917’ye kadar bölgede keşifler yaptı. Bu keşiflerde görevli pilotlar, bölgedeki çeşitli merkezlerin havadan fotoğraflarını çekmişler, gözlemlerini kaleme almışlardır. Görevli pilotlardan Teğmen Westfal’in Gölcük( Hazar Gölü)  ve civarıyla ilgili intibâları ise şöyledir;

 “Uzakta, dağlarda yuvalanmış Gölcük Gölü’nün pürüzsüz yüzeyi parlıyordu. Eski Persler bu garip kuşu gökyüzünde uçarken görebilseler ne derlerdi? Ertesi sabah Toros Dağları’nın diğer tarafındaki üssümüz “M” [Mezre/ Mamuretülaziz] için yola çıktım. 4 bin metrede dağları geçtim. Dondurucu soğuktu. Tepelerin üzerinde motor, muhtemelen ters rüzgârlardan dolayı, kimi zaman çok huzursuz oldu. Yaklaşık 2 bin metre yükseklikte bulunan Gölcük Gölü (Hazar Gölü)’nün kenarları şimdiden kalın bir buz tabakasıyla kaplanmıştı. Bir buçuk saatlik bir uçuştan sonra Harput üzerinden döndüm.

Kışın geç gelişinin habercisi olan hafif sis ve don vadiyi kaplamıştı. Tamamen yakıtla çalışan makine, yavaşça rotasına yükseldi. 2 bin 500 metreye ulaştığımda, vadiyi çevreleyen sırtların üzerinden doğuya yöneldim. Dev dağların karla kaplı doruklarına henüz güneş doğmamıştı. Dağların arasına yuvalanmış, kenarları donla parıldayan huzurlu Gölcük Gölü (Hazar Gölü) karşımızdaydı. Fırat Nehri, tuhaf yeşil, parıldayan sularıyla, doğuda Mezre’yi çevreleyen sıradağların hemen arkasından çıkıyordu. Nehrin seyrini takip ederek, yaklaşık altmış dakikada Palu’ya ulaştık. Şehir, güçlü bir kayalık geçitte yer almaktadır. Burada Fırat kısmen keşfedilmemiş bir alana, doğuya doğru sayısız vadiye ayrılan tek bir büyük dağ geçidine girer.”

Vecihi Hürkuş Kimdir?

6 Ocak 1896 tarihinde İstanbul'da doğdu. I. Dünya Savaşı'na katıldı. Yaralanınca İstanbul'a dönerek, Yeşilköy'deki Tayyare Mektebi'nden pilot olarak mezun oldu. Birinci Dünya Savaşı sırasında pilot brövesi alarak, 7. Tayyare Bölüğü'nde Ruslar’a karşı ,harekâta katılan Vecihi Bey, başarılı keşif ve bombardıman uçuşları yapmış ve bu arada girdiği bir hava muharebesinde bir Rus uçağını indirmiştir. Vecihi Hürkuş, uçak düşüren ilk Türk tayyarecisidir. Daha sonra Ruslara esir düşen Vecihi Bey, Hazar Denizi'nin Azerbaycan kısmında bulunan, Nargin Adası'ndan yüzerek, İran üzerinden kaçmayı başarmış ve yurda dönerek 1918 yılı yaz başında, Yeşilköy'de konuşlanmış bulunan 9. Harp Tayyare Bölüğü'nde görev almıştır.

Bu bölükte görevli iken bir av uçağı tasarımı yapan Vecihi Bey'in, bu projesi Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması ile yarım kalmıştır. Türk Kurtuluş Savaşı'na katılan Vecihi Bey, özellikle İnönü ve Sakarya Meydan Muharebesi sırasında, çok başarılı keşif ve destek uçuşları yaptığı gibi bir Yunan uçağını da indirmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın ilk ve son uçuşunu yapan pilottur. İzmir (Gaziemir - Seydiköy) hava meydanına ilk giren ve işgalden kurtarmaya çalışan ilk kişi olmuştur.

Vecihi Bey'e, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir. Ayrıca T.B.M.M. tarafından üç kez takdirname verilen tek kişidir.

Savaştan sonra, İzmir'de yeni tayyarecileri eğitmeye başlar. Edirne'ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilir. Hizmeti karşılığı uçağa "VECİHİ" adı verilince uçak inşa etmek düşünceleri canlanır. İzmir Seydiköy Hava Mektebi'nde  uçak yapımı projesine devam eder. 1923'te ganimet olarak Yunanlılar’dan, ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal eder. 28 Ocak 1925'te "VECİHİ K-VI" adını verdiği uçağını uçurur, ancak ödül yerine onu ceza beklemektedir. Vecihi Hürkuş'un ödül beklerken ceza almasının nedeni, havacılıktan anlayan kimsenin bulunmamasıydı. İzin verecek mercî olmadığı için izinsiz havalanmış, bu yüzden de cezalandırılmıştır.

Daha sonra askerî havacılıktan ayrılarak, uçak tasarımı ve yapımı çalışmalarına devam etmiştir. Havacılığa gönül veren Tayyareci Vecihi Hürkuş, 1930'da Kadıköy'de bir keresteci dükkânını kiralayarak,  üç ay içinde ilk Türk sivil uçağını, aslında ikinci uçağı VECİHİ XIV'ü inşa etti. İlk uçuşunu 27 Eylül 1930'da Kadıköy Fikirtepe'de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yapmıştır. Bu uçuştan sonra VECİHİ XIV ile önce Yeşilköy'e, sonra Ankara'ya uçmuştur. Uçabilirlik Sertifikası için İktisat Bakanlığı'na başvurmuş, 14 Ekim 1930'da “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını almıştır. Hürkuş, bunun üzerine bakanlık nezdinde yapılan girişimler sonucu, uçağa istenen belgenin alınması amacıyla, uçağı sökerek demiryollarından kiraladığı vagonla Çekoslovakya’ya gönderilmesi için müsaade almıştır. Hürkuş, 6 Aralık 1930’da Prag’a geldiğinde, henüz tayyare gelmemişti. Tayyareye ait statik raporu gibi, resmî evrak önce Çek diline çevrilmiş, uçak gelince tekrar monte edilerek uçağın malzemeleri ve her türlü teknik kontrolü yapıldıktan sonra uçuşu istenmiş, her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolü tamamlanmıştır.

Hürkuş, 23 Nisan 1931'de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından, civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini almıştır. 25 Nisan 1931'de, Çekoslovakya’dan uçarak Türkiye'ye gelmek için yola çıkarak 5 Mayıs 1931’de Türkiye'ye gelmiştir.

Vecihi Hürkuş, 1931 yılında TTaC (Türk Tayyare Cemiyeti) yararına Türkiye turu yaptı.

Birinci Tur (02.09.1931): Ankara, Kızılcahamam, Gerede, Bolu, Ereğli, Zonguldak, Cide, Sinop, Samsun, Trabzon, Of, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Suşehri, Zara, Hafik, Sivas, Şarkışla, Akdağmadeni, Sorgun, Yozgat, Sungurlu, Kalecik, Ankara.

İkinci Tur (09.11.1931): Ankara, Gölbaşı, Bağla, Şereflikoçhisar, Aksaray, Konya, Beyşehir, Seydişehir, Alanya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Köyceğiz, Muğla, Göktepe, Kale, Tavas, Karacasu, Babadağ, Denizli, Çal, Çivril, Karahallı, Ulubey, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Çukurhisar, İnönü, Bozüyük, Karaköy, Söğüt, Geyve, Adapazarı, İzmit, İstanbul.

1932'de Vecihi Hürkuş, l Sivil Tayyare Mektebi isimli ilk Türk Sivil Havacılık Okulu'nu açmıştır. Okulda ilk Türk kadın pilotu olan Bedriye Gökmen ile birlikte 12 pilot yetiştirmiştir. İstanbul Kalamış-Kadıköy'de, Türkiye'nin ilk sivil uçağı VECİHİ XIV, ilk eğitim ve spor uçağı VECİHİ XV, 160 beygirlik Mercedes uçak motorlu deniz kızağı VECİHİ SK-X üretilmiştir. 1933'te Vecihi Hürkuş, tarafından NURİ BEY adı verilen VECİHİ XVI kabin uçağı yapılmıştır. 1937 yılında Türk Hava Kurumu, Hürkuş'u mühendislik eğitimi alması için Almanya'daki bir mühendislik okuluna gönderdi. 1939 yılında mezun olarak ülkesine dönen Vecihi Hürkuş'a iki yılda mühendis olunmasının imkânsızlığı gerekçesiyle uçak mühendisi ruhsatı verilmedi.

Hürkuş, 1954 yılında ilk sivil havayolu şirketi olan Hürkuş Hava Yolları'nı kurmuş, ancak kazalar, kaçırılmalar ve sabotajlar gibi sebeplerle şirket, uçuştan men edilmiştir. Türk havacılık tarihinin en üretken ve girişimci kişilerinden olan Vecihi Hürkuş, Ankara'da 16 Temmuz 1969 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesi'nde ölmüştür.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol