Öne Çıkanlar Sigaradan İki Yılda 112 Milyar TL ÖTV Geldi Son Bir Haftada 14 Şahıs Tutuklandı Sağlık Çalışanlarından Konvoylu Çağrı Milletvekili Bulut Elektrik ve Doğalgaz Faturaları 3 Ay Daha Ertelendi

Bu haber kez okundu.

Kadınlar İstanbul Sözleşmesi İçin Yürüdü

İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin ardından, birçok şehirde olduğu gibi Elazığ'da da Emek ve Demokrasi Kadın Platformu, sözleşmenin feshedilmesini protesto etti.

Elazığ Öğretmenler Evi Meydanı'nda kadınların düzenlediği eyleme CHP, KESK ve EMEP’in de içinde bulunduğu siyasi partiler ve sendikalar da katıldı.

Platform'un sözcüsü Zeynep Tağtekin basın açıklaması yaptı. Tağtekin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

 ''Sözleşme İddia Edildiği Gibi Yuva Yıkmaz!''

Elazığ Emek ve Demokrasi Kadın Platformu sözcüsü Zeynep Tağtekin, İstanbul Sözleşmesinin yuva yıkmadığını; aksine sözleşmenin feshedilmesinin şiddetin, taciz ve tecavüzlerin artmasına yol açacağına değindi.

Tağtekin, ''Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çıkışı için 20 Mart ve 30 Nisan 2021 tarihlerinde Resmi Gazete'de iki ayrı karar yayınlamıştı.

30 Nisan'da yayınlanan kararda Türkiye'nin 1 Temmuz 2021 tarihi itibarıyla Sözleşme'nin tarafı olmaktan çıkacağı ilan edilmişti.

TBMM'den yasa çıkarmadan, tek kişinin kararıyla yürürlüğe konulmaya çalışılan bu hukuk dışı çıkış işlemine karşı 20 Mart gününden başlayarak pek çok kadın, kadın örgütü, sendikalar, barolar, STK'lar ve siyasi partiler tarafından yürütmenin durdurulması ve bu kararlarının iptali talebiyle eylem etkinlikler yapılmış ve Danıştay'da dava açılmıştı. İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını öngöreni kadına karşı sokakta ya da evde şiddetin önlenmesini amaçlayan hukuki bir belgedir.

Türkiye Cumhuriyeti de sözleşmeyi ilk imzalayan ülke olarak sözleşmenin gereklerini yerine getirmek zorundadır.

Sözleşme iddia edildiği gibi ''yuva yıkmaz'' aile içi şiddet görenin cezalandırılmasını ister.

Hiçbir dine ya da kültüre aykırı kurallardan bahsetmez.

Çünkü tüm kadınların şiddetten korunmasını amaçlar.

Sözleşme; kadınların beyanları nedeniyle erkekleri delilsiz cezalandırmaz.

Yalnızca acil koruma tedbirleri alınmasını öngörür.

İstanbul Sözleşmesi'nde boşanma kararının geçtiği ya da ima edildiği tek bir satır yoktur. Sözleşme toplumu cinsiyetsizleştirmiyor aksine hiç kimsenin cinsiyetinden ötürü ikinci sınıf insan mualmelesi görmemesini güvence altına alıyor.

Şiddetin, kadın katliamının, tecavüz ve tacizlerin artarak sürdüğü, kadına karşı tüm şiddet biçimlerinin sıradanlaştırıldığı, LGBTİ+' ların sistematik olarak hedef gösterildiği bir ortamda, sözleşmenin kaldırılmasını gündeme getirmek tüm bu suçlara zemin hazırlamak demektir.

İstanbul Sözleşmesi, eşit ve şiddetten uzak hayat hakkımızın güvencesidir.

İstanbul Sözleşmesi; din, dil, ırk, sınıf, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, yaş, medeni hal, doğum yeri, göçmenlik gibi nedenlerle ayrımcılığa uğramaksızın şiddetten uzak bir hayat yaşama hakkının garantisidir. İstanbul Sözleimesi, sınırları aşan mücadelemizin belgesidir.

Şiddetle mücadeleyi en kapsamlı şekilde ele alan İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıp, ''milli'' ve ''yerli'' söylemleriyle mücadelemizin evrenselliğini yadsıyan yeni sözleşmeleri asla kabul etmiyoruz.'' dedi.

''Kolluk Güçleri Bizi Şiddet İle Baş Başa Bırakırken...''

''Ülkemizde sosyal devlete ve adalete ekmek gibi, sus gibi ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz.

Bugün ülkemizin her bir köşesi işsizlik, yolsuzluk, adaletsizlik ve şiddet ile kaynıyor. Siyasi iktidar ise, yangına benzin dökecek kadar kontrolünün yitirmiş kararlar alıyor. 

Kadınlar en çok boşanmak istedikleri eşlerinden, ayrılmak istedikleri partnerlerinden, en yakın ve akrabaları olan erkeklerinden şiddet görüyor ya da öldürülüyor.

Aile içi diye üstü örtülen, karakollarda uzlaştırılan, yargıya taşınmayan şiddet vakaları bizi yaşamdan koparıyor.

Görevlerini yapmayan kolluk güçleri bizi şiddet ile baş başa bırakırken, erkek yargı failleri aklarken, siyaset cezasızlığı beslerken faillerin sırtı sıvazlanıyor. Hayatını savunmak için şiddet gördüğü erkekleri öldürmek zorunda kalan onlarca kadın, binlerce düşünce suçlusu hala cezaevlerindeyken, çıkarılan aflar, yapılan infaz yasası düzenlemeleriyle binlerce şiddet faili erkek serbest bırakılıyor.'' dedi.

İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz, Önümüzden Çekilin!

Kadına şiddetin engellemesi maskesi altında servis edilen aslında toplumsal değerleri ve aile içi değerleri yok etme amacı taşıyan İstanbul Sözleşmesini ilk imzalayan ve onaylayan ülke olduğunu vurgulayan Tağtekin, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

''Eşit, özgür, şiddetsiz bir üniversite, eğitimin her kademesinde toplumsal cinsiyet eşitliği için İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz! Çocuk istismarcılarına af isteyen, kadınları ve kız çocuklarını kendilerine tecavüz eden erkeklerle evlendirme niyetinde olanlarla İstanbul Sözleşmesinden vazgeçilmesini isteyenler aynı kesimler.

Onlar bir avuç kadın düşmanı!İstanbul Sözleşmesi'nin öngördüğü haklar, en temel insan haklarıdır ve insan haklarında tartışmaya açılamaz.

Kimse biz kadınların örgütlü gücünü hafife almasın.

Ola ki bu yoğun tepki ve dirence rağmen hukuka aykırı bu karardan vazgeçilmezse, mücadelemiz 1 Temmuz ile sınırlı kalmayacaktır!

Biz yalnızca İstanbul Sözleşmesi'ne dokunulmamasını değil, Sözleşmenin tüm gereklerinin acilen yerine getirilmesi için acil eylem planı açıklanmasını istiyoruz.

Bütün bir hayatı istiyoruz, daha azını değil!

Haklarımıza, sözleşmemize göz dikenlere sesleniyoruz.

Mücadeleyle kazandığımız, artık bütün toplumun kabul ettiği haklarımızın bir tekinden bile vazgeçmeyeceğiz.

İstanbul Sözleşmesini nasıl kazandık ise öyle savunmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi'nden değil, önümüzden çekilin!'' dedi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol