banner30
Öne Çıkanlar Gözetim Tetkiki Tamamlandı AFAD Kura Tarihini Açıkladı Teslim Olan Örgüt Mensubu Sayısı 176ya Yükseldi Başarılı Öğrenciler Ödüllendirildi MHP SAHAYA İNDİ

Bu haber kez okundu.

''Yaşamak İçin Yiyelim, Yemek İçin Yaşamayalım''

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sinem Saydam Özatlı, doğru beslenme ile ilgili bilgiler verdi. Diyeti sadece zayıflamak olarak düşünmenin yanlış olduğunu, diyetin sağlıklı beslenme olduğunu söyledi. 

Diyetin tanımını yapan Sinem Özatlı, sağlıklı beslenmenin bir yaşam tarzı olduğunu belirterek' Sadece kilo vermek amaçlı değil, insanın vücudunda ki problemleri düzeltmek adına uygulanan bir tedavi sistemidir. Psikolojik ve fizyolojik olarak genel anlamda vücut fonksiyonlarının bir düzelmeye gitme halidir. Daha sonra ise bunu, bir yaşam tarzı haline getirmek lazım.''dedi.

''İNSANLAR PSİKOLOJİK OLARAKTA KİLO ALIYORLAR''

İnsanların belli bir süre diyet yapıp sonrasında sağlıksız beslenmeye geri dönüş yapmalarının doğru olmadığını,  ifade eden Özatlı,'' Şok diyet, internetten gördüğüm diyetlerden yapayım, aldığım kiloyu vereyim. Böyle bakmamak lazım. Ben hayatımı kaliteli bir hale getireyim. Sağlıklı, yeterli, dengeli besleneyim ve bunu da devam ettirebileyim düşüncesi önemli.' diye konuştu.

Kişinin psikolojik olarak bu sürece hazır olması gerektiği dile getiren Özatlı, ne kadar süre diyet yapabileceğini, fizyolojik ve kronik hastalığı olup olmadığını dikkate aldıklarını, gereken bütün testler yapıldıktan sonra diyet sürecinin başladığı vurguladı.  

Özatlı, sözlerine şöyle devam etti '' Aileden gelen bir hastalık var mı ? kan tahlilinde vitamin mineral dengeleri nasıl, şekeri nasıl kilo vermeye engel bir durumu  var mı ? hepsine bakılmasını gerekiyor. Kişiyi yemeğe ya da yememezliğe iten bir durum olup olmadığına bakıyoruz.  İnsanlar psikolojik olarak ta  kilo alıyorlar. Genel yaşam tarzına bakıyoruz hareketli mi, çalışıyor mu, evde mi gibi bir sürü çevresel etkene bakıyoruz. Eğer ihtiyacımız oluyorsa doktor yönlendirmesi yapıyoruz. Örneğin bizim çözemediğimiz bir kronik hastalığı varsa hekim yardımı alıyoruz. Eğer psikolojik olarak çözemediğimiz bir durum varsa psikolog yardımı alıyoruz. Diyet süreci bu şekilde devam ediyor. '

“AKŞAM YEDİDEN SONRA BİR ŞEY YENMEMELİ”

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sinem Saydam Özatlı, Kış döneminde kilo artışlarının fazla görüldüğünü D vitamini eksikliğinin de kilo almaya neden olduğunun altını çizdi. Kış aylarında kilo artış nedenlerine değinerek,'' Kış dönemi bizim için tehlikeli bir dönem. Çünkü insanlar dış yaşamdan ev yaşamına dönüyorlar ve sıcak evimizde battaniye altı, televizyon başına geçiyoruz. Buda bizi aperatif şeyleri yeme isteği getiriyor. Çayın, kahvenin yanına abur cubur, pasta börek gibi şeyler gece uyuyana kadar tüketiyoruz.  Meyvelerde geç saate kalıyor ve bir tane meyve yemiyoruz . Bir mandalina, bir elma, bir nar dedikten sonra üç dört porsiyon meyve  yiyoruz. Her şeyin fazlası zarardır. Porsiyonlar artıkça tehlikeli hale geliyor. Çünkü meyvenin içinde fruktoz dediğimiz şeker grubu var ve fazla yendiği zaman yağ olarak depolanıyor. Porsiyona, çayın yanında yediklerimize dikkat etmemiz lazım. Benim önerim kış aylarında akşam yedi den sonra bir şey yenmemesi. Akşam yediden sonra metabolizmamız duran bir hale geçiyor.  Kışın erken uyuyoruz gece uzun olduğu için 12 olmadan uykuya geçiyoruz. Uyumadan 3 saat önce yeme işlemini bitirmemiz lazım. Bir diğer nokta. Kış aylarında sıvı tüketimi de azaltıyoruz. Buda metabolizmayı  dağıtıyor. Suyun bir ihtiyaç olduğunu bilip en az iki buçuk litre tüketmemiz lazım. Üçüncü nokta hareketsiz bir yaşama geçiyoruz kışın. Soğuk olduğu için evde daha çok zaman geçiriyoruz. Yürüyüş, dışarıdaki hareketlerimiz ortadan kalkıyor. Bu anlamda egzersize mutlaka yer vermeliyiz. Evde internetten kendimize özgü sporlar bulup yapabiliriz. Temizlik yapabiliriz, çocuklarımızla oynayıp böyle zaman geçirebiliriz. Hareketli bir yaşamı mutlaka gerçekleştirmemiz lazım.'' diye konuştu.

''BAĞIŞIKLIK VE KİLO VERMEK İÇİN D VE C VİTAMİNİ ÖNEMLİ''

D vitaminin eksikliğinin kilo artışına neden olduğuna dikkat çeken Özatlı,'' D vitamini, dediğimiz genel anlamda da zayıflamaya da bağışık anlamında çok önemli bir vitamindir ve biz bunu sadece güneşten alırız. Kış döneminde güneş ışınları azalıyor. Mutlaka D vitaminimize baktırılmalıyız. Düşük çıkarsa eczaneden kapsül, sıvı alarak takviye yapmalıyız. Buna çok önem verelim. İkinci vitamin, C vitamini,biz bunu şuan portakal,mandalina, sebze ve meyveden, evde yaptığımız yoğurttan alabiliyoruz. Nezle ve grip dönemindeyiz eğer C vitamininde düşüş varsa bunu da dış takviye olarak alabiliriz.'uyarısında bulundu.

Vücutta en önemli 11 mineralde biri olan magnezyuma da değinen Sinem Özatlı,'' magnezyum eksikliği, kas eklem ağrılarını tetikleyen vitaminlerdir. Vücuda çok kramp giriyorsa, çok yetersiz kalırsak kabızlık şikayeti de olur. Bunu kontrol etmek lazım. Ciddi boyuta geçmişse magnezyum eksikliği o  zaman doktor kontrolünde bir takviye almak gerekebilir. Aldığımız gıda grupları ise, özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, yumurta ve ıspanak dediğimiz sebze gurubudur. ‘dedi.

'' DOĞAL GIDALAR TERCİH EDİLMELİ''

Gıda takviyelerinden önce mümkün olduğu kadar doğal gıdalar tercih edilmeli diyen Özatlı, “İlk önceliğimiz doğal gıdalardır, bizim yaşadığımız coğrafyada buna çok müsait,mesela batıda insanlar  kaliteli süt bulmakta zorlanıyor. Biz doğu da büyükbaş hayvanların olduğu bir bölgedeyiz. Evde her şeyimizi hazırlayabilecek durumumuz var. Bizim önceliğimiz doğal beslenme. Ama baktık ki bunlar yeterli gelmedi ya da ulaşamadık o anda ikinci olarak gıda takviyesi alabiliriz. 'ifadelerini kullandı.

''TÜRKİYE HIZLI BİR ŞEKİLDE FASF FOOD'A YÖNELİK GİDİYOR''

Sinem Özatlı, son yıllarda fast food yemeklere çok ilgi olduğunu aktarırken'' Bize fasf food getiren Amerika'dır. Ülke olarak Amerika'da hızlı yeme alışkanlığı vardır. Ben bakıyorum biz batının en çok bu özelliğini aldık. Artık Elazığ'da bile adım başı fasf food sürkülasyonu var. Çok rahat ulaşabiliyoruz. Ebeveynler çocuklara fasf foodu çok alıştırıyorlar. Anne babalar çocuklara ödül olarak yediriyorlar. Görüyorum bazen, bunu yaparsan hamburger yediririz gibi davranışlar görüyorum. Bunları da beslenmemiz de olabilir. Hafta da bir gün ya da ayda bir iki defa. Asıl yöneleceğimiz şey evde beslenme. Kendi yaptığımız beslenme olmalı. Türkiye  hızlı bir şekilde fasf fooda yönelik gidiyor artık. İnanılmaz hareketsiz bir yaşama geçiyor. Evde oturayım, yiyeyim içeyim, hızlı bir yemem olsun. Biz çok tembelliğe de gittik. Kesinlikle batının bu özelliğini almamalıyız. Daha çok hareketli doğal bir yaşama geçmek lazım. Gideceğiz yerler araçla değil de yürüyerek gitme alışkanlığı, evde yemek yapma ,  çocuklarımıza  fast food olsa evde yapma alışkanlığını kazanmamız lazım.'' dedi.

''OBEZİTE ÇOCUKALARA KADAR İNDİ''

Obezitenin yaş olarak çocuklara kadar indiğini belirten Özatlı, Ebeveynlerin bu konuda çok bilinçli olması gerektiğini söyledi. Çocukların yemeği  konusunda ailelerin ısrarcı olmaması gerektiğini dile getiren  Özatlı, “ Ebeveynler çocuklara karşı çok sabrı yok. Bir tablet vereyim, televizyonda çizgi film izleteyim o arada bir şeyler yedirmeye çalışayım. Şöyle bir mantık var insanlarda eğer çok yerse kilolu olursa sağlıklı olur. Zayıf olursa sağlıksızdır diye. Bu yanlış düşünce. Çocuk istediği kadar yemeli. Yeterli dengeli beslenmeli. Yeterli dengeli beslenme yaşamın her yaşında böyle bizim kategorize ettiğimiz besin grubu var.  Et, süt ürünleri, yoğurt peynir ürünleri, sebze ve meyve ürünleri ve kuru baklagiller ekmek gurubu dediğimiz ürünler. Bütün öğünlerde bunları yeterli dengeli almamız lazım. Günde en az 3 öğün beslenmek gerek. Bunun dışında eğer vücudun kronik bir rahatsızlığı varsa şeker, diyabet gibi bunda vücut ara öğünlere ihtiyaç duyar. Bir ara öğün eklene bilir. Çocuklukta gelişim çağında vücudun ara öğüne ihtiyacı vardır ara öğün verilebilir . Bunun dışında genel anlamda kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği sağlıklı bir birey olmamız için bunları aksatmadan yemeliyiz. Düzensiz beslenmede mesela kahvaltı yapmıyor, öğlen yemiyor, akşam olunca aşırı bir yeme doymak için ekmek ağırlıklı yemek direk obeziteyi tetiklemiş oluyor. “ dedi. Özatlı, konuşmasının devamında, yetişkinlikteki kilonun çocukluktaki beslenmeye bağlı olduğunu vurgularken, çocukların beslenmelerine sağlıklı aperatifler bırakılması gerektiğini, ödül olarak fast food verilmemesi gerektiğini kaydetti.

''SPOR BİR YAŞAM TARZIDIR''

Sinem Saydam, uykusuzluğun metabolizmayı yavaşlattığını belirterek şu ifadelere yer verdi; '' Düzeli uyumak lazım, bizim melatonin dediğimiz uyku hormonumuz var gece dokuzdan itibaren salgılanmaya başlıyor en yüksek derecesi gece saat ikidir. İkiden sonra beşe kadar azalmaya başlar. Verimli uyku dediğimiz zaman dilimi akşam saat dokuzda başlar sabahın ilk ışıklarının olduğu ana kadardır. Bu saatlerde verimli ve derin uyuması lazım. İkinci nokta sıvı alımı, sıvı alımını çayla, kahveyle, bitki çayıyla karıştırıyor insanlar. Bunlar su yerine geçmez. Suyu ham, saf olarak almamız lazım. Bir diğer faktör düzenli beslenme, kahvaltı metabolizmayı hızlandırmada çok önemli. Kahvaltı yapmadan güne başlamayın. Bu öğünü 11'e kadar mutlaka yapmalılar. Egzersiz  yapılmalı, vücut çok hantalsa hareket etmiyorsa ne yaparsanız yapın en iyi diyet listesini, beslenmeyi uygulayın metabolizma hızlanmaz. Sporun bizim hayatımızda çok olumlu etkisi var. Spor bir yaşam tarzıdır, illa spor merkezine gitmenize gerek yok, yürüyüş, evde yaptığınız bir hareket, temizlik, nefes egzersizi, bunlar bir egzersiz grubudur mutlaka yapmak lazım. Bu dört faktör saydık sıvı alımı, uyku düzeni, beslenme, egzersiz bunlar varsa halen metabolizmayı yavaş düşünüyorsanız vitamin ve mineral eksikliğinize baktırırsınız. Metabolizmayı hızlandırırsınız. Kronik hastalarda ben kilo vermem düşüncesi var. Bu yanlış uydurma. Herkes kilo verebilir. Doktor gözetiminde olursanız ilaçlarını kullanırsanız, doğru diyeti uygularsanız kilo verebilirsiniz.''

''BİTKİ ÇAYLARININ TÜKETİMİNİ SINIRLANDIRMAK LAZIM''

Bitki çayları tüketirken dikkat edilmesi noktalar olduğunu kaydeden Özatlı ;'' Toplum her şeyin aşırılılığına gidiyor. Biri diyor ki yeşil çay kilo vermeye yardımcı. Diğeri de sanıyor ki bu kilo verdiriyor. Yeşil çayın metabolizmaya, kilo verdirmeye yardımcı ama bu demek değil su böreği yiyeyim yeşil çayımı içeyim. Bitki çaylarının tüketimini sınırlandırmak lazım. Fazla tüketimde böbreklere ağır yük biner, böbreklerin rahatsızlığına sebep olur ya da baş ağrıları el titremeleri olur, saç dökülmesi olur, ayağa kalktığınız da  göz kararması olur. Neden olduğunu anlamazsınız. Her şeyin aşırılılığı zarardır. Günde maksimum 3 fincan bildiğiniz bitki çaylarını tüketin. Bilmediğiniz otlardan uzak durun, uzmana danışın bilinçli tüketin.'' şeklinde konuştu.

''PANDEMİ DE BİR YANLIŞ ALGI OLUŞTU''

Pandemi de bir yanlış algı oluştuğunu da söyleyen Sinem Özatlı, ''Pandemi döneminde diyet yapılmaz, bağışıklık diyetle düşüyor gibi algı oluştu. Diyet süreci dediğimiz süreç aslında beslenmeyi düzeltmek, bağışıklılığı artırmak aynı zamanda doğru beslenmeyi yaptığın için vücudun kilo verdiği süreçtir.  Aslında pandemi sürecince bence en çok diyetisyen den yardım alınan dönem oldu. Niye derseniz, bağışıklığımızı ne artırır,nasıl beslenirsek koronavirüsle mücadele edebiliriz.  Bunlar çok geri planda kaldı. O yüzden bu dönemde bence  bağışıklığı güçlendirmek için,beslenmeye çok dikkat edilmesi gerekiyor. Pandemi döneminde de kilo verilebilir. Bu dönemde insanlar evde hep hamur işlerine yöneldi.Sürekli evde olduk, yemeğe çok ağırlık verdik pandemi kilo alma süreci oldu. Bu algıdan tamamen çıkılıp sağlıklı beslenme süreci olarak geçirmemiz lazım. İnsanlar çok dikkat etmeliler. Bağışıklıklarını güçlendirmeye yönelik  bir programa girmeliler. '' diyerek sözlerini sonlandırdı..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol