Öne Çıkanlar PTT Merkez Binası Tadilata Alındı 50 BİN ADET GÜMRÜK KAÇAĞI MAKARON ELE GEÇİRDİ. KURUMLAR UYURKEN! Deprem Bölgesinde Fiilen Çalışan Memurlara 6 Ay Tazminat Ödenecek 2020 Bitti

Bu haber kez okundu.

YAYCI'DAN HABER TÜRK'E ÇARPICI AÇIKLAMALAR

Geçtiğimiz günlerde bir dizi etkinliklere katılmak üzere Elazığ'a gelen hemşehrimiz Müstafi Tümamiral, Doç. Dr. Cihat Yaycı, Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında açıklamalarda bulundu. Yaycı, Ukrayna'da Rus askeri güçlerince vurulan fabrikanın Türkiye'nin savunma sanayindeki kritik önemini anlattı...

Rusya- Ukrayna gerilimi ile yeniden gündeme gelen Montrö Sözleşmesiyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Yaycı, boğazdan geçen gemilerle ilgili oluşturulmak istenen algılara dikkat çekti.

Habertürk TV'de canlı yayına katılan İstanbul Topkapı Üniversitesi Öğretim Görevlisi hemşehrimiz Müstafi Tümamiral, Doç. Dr. Cihat Yaycı, Rusya- Ukrayna gerilimi ile yeniden gündeme gelen Montrö Sözleşmesiyle ilgili çarpıcı değerlendirmeler yaptı.

Yaycı, Montrö için "Boğazlar kilidi" ve "Boğazların Tapusu" tabirlerine karşı çıktı ve, Türkiye'nin Montrö sözleşmesi ile sahip olduğu yetkiler ile birlikte Montrö sözleşmesine imza atan ülkeler ve bu ülkeler dışındaki ülkelerin boğazdan geçecek savaş gemilerine yönelik yanlış bilinenlere dikkat çekti.

Mustafi tümamiral ve öğretim üyesi Doç. Dr.Cihat Yaycı, Rus askeri güçleri tarafından Ukrayna'daki Zorya Maşproekt firmasının Türkiye için önemini anlattı. Yaycı vurulan fabrikanın mühendislerinin Türkiye'ye davet edilmesinin isabetli bir karar olacağına söyledi.

Yaycı şöyle konuştu:

"TÜRKİYE'NİN SAVUNMA SANAYİSİ BAKIMINDAN ÇOK ÖNEMLİYDİ"

Zorya Maşproekt firmasının vurulmasının Türkiye'ye çok büyük etkileri olacak. Gemiler için gaz türbini üretmekte olan Ukrayna'daki bu fabrika aynı zamanda uçak ve gemi motoru da yapıyordu. Santrallarin gaz türbinlerini yaptığı gibi çeşitli alanlarda dizel makina yapma kabiliyeti var. Türkiye bu fabrikayla anlaşma imzalamıştı. Türkiye gemi makinaları, uçak motorları, helikopter motorları, İHA motorlarını bu ve bunun gibi bir iki firmayla Ukrayna ile beraber yapacaktı. Bu çok önemliydi. Türkiye'nin savunma sanayi barajını aşması için bu çok önemliydi.

"O MÜHENDİSLERİN TÜRKİYE'YE DAVET EDİLMESİ ÇOK ÖNEMLİDİR"

Biz yerlilik oranı olarak yüzde 70-80 diyoruz. Gemide, uçakta, tankta. Aslında sayısal, niceliksel yerlilik oranı hiç önemli değil. Aslolan niteliksel. Motoru olmayan tankın ne anlamı olabilir? Motoru, makinası olmayan geminin ne anlamı olabilir? Bunlar çok önemli. Sanayinin altyapısı makinadır, tahrik sistemidir. Tahrik sistemi yoksa gerisi makyajdır, uçuramadıktan sonra demir yığınıdır. Ama bizim gönlümüzden geçen 'keşke şunun makinasını yapabilseydik' diyorduk, onu da çözmüştük ama bombalandı. Türk savunma sanayi açısından kıymetli tesisti. Hindistan'ın 30 tane savaş gemisinin gaz türbini burada yapılacaktı. Türkiye bence buradaki mühendisleri buraya getirmeli.Hindistan şimdi getirmeye çalışıyor.

"ŞİMDİ MOTOR SİCH ŞİRKETİ'NDEN DE ALAMIYORUZ"

Hindistan 1 veriyorsa biz 10 verelim. Nasıl 2. Dünya Savaşı öncesinde Musevileri getirerek eğitimimizde rol almışlardı. O zaman Türkiye level atlamıştı. Bizim için bu fabrikanın vurulmasında çok önemli darbeler var. Bir kere biz 12 tane Bayraktar SİHA teslim ettik, 24 tane daha planlanıyordu. Bunlar özel ya da tüzel hiç fark etmez Türkiye'nin milli ürünüdür. Kimin yaptığı önemli değil. Taktik insansız hava aracı, aslında bir bölgede etkili olabilecek, silah kullanabilecek, keşif ve gözetlemeye kadar geniş perspektifte manevra kabiliyeti çok yüksektir. Onun üretimi için Turbopropmotorları var var. Onların da imalatı Ukrayna'daki Motor Sich şirketi sorumluydu. Şimdi onlardan da alamıyoruz.

"SAVUNMA SANAYİMİZE ZARAR VERDİ"

ASELSAN-Ukrspetsexport ve TUSAŞ-Ukrayna Ulusal Havacılık Üniversitesi arasında işbirliği anlaşmaları vardı. Hem uçak hem helikopter hem diğer hava araçlarını yapabilmek için. O da şimdi inkıtaya uğradı. Bu üç alanda Rusya'nın Ukrayna'yı sıkıştırması Türkiye'nin savunma sanayisine zarar verdi. Bizim Rusya ile de savunma sanayi işbirliğimiz var. Bu yaptırımlar nedeniyle ve S-400 yüzünden zaten başımız sıkıntıya girmişti NATO'yla. SU-35 Jet Avcı Uçağı, SU-57 gibi uçakları da Rusya'dan tedarik etme ihtimalimiz vardı. Bu alternatif de rafa kaldırılmış oldu.

"AVRUPA'NIN EN ZENGİN KAYNAĞI UKRAYNA'DA"

Ukrayna hem dünyayı sıkıntıya sorabilecek zenginliklere sahip hem de Türkiye'yi. Avrupa'nın en zengin uranyum kaynağı Ukrayna'da. Rusya da onun ardından geliyor. Dünyanın bütün uranyum kaynağı Rusya'nın olacak şimdi kazanırsa. Avrupa'nın ikinci dünyanın zengin 10. titanyum kaynağı Ukrayna'da. Titanyum ihracatında dünyada 4. sırada. Nükleer santral gücü olarak Avrupa'da 3, dünyada 8. sırada. Avrupa'nın en büyük bir ve ikinci nükleer santrali orada. Sovyetler Birliği'nin en önemli ağır sanayi fabrikaları Ukrayna'da kaldı. Rusya çok uzun zamandan bu yana 2011'e kadar gemi makinası üretemiyordu, buradan almak zorundaydı.

"EVİMİZE GİREN EKMEK FİYATININ ARTMASI DEMEK BU"

Fırlatma sistemi Ukrayna'da. Kırım'ın kuzeyi tarım için elverişli topraklar. Tahılın dünyada yüzde 10 küsuru Ukrayna'da sağlanıyor. Dünyanın en verimli toprakları. Rusya'nın yeraltı ve yerüstü kaynaklarının ederi 30 trilyon dolar. Rusya'yı bir şekilde tuş etmek mümkün değil parçalanmazsa. Dünyanın en büyük doğalgaz üreticisi. Avrupa'nın en büyük doğalgaz ve petrol tedarikçisi. Dünyada ayçiçeçiği tedarikinin yüzde 19'u. Ayçiçek temel gıda maddesi. Buradaki savaştan sonra arz dengesi çok ciddi şekilde bozuluyor. Tahıl fiyatları çok artabilir. Evimize gelen ekmeğin fiyatının artması demek bu. Özellikle Ortadoğu ülkeleri Rusya ve Ukrayna'ya bağımlı bu konuda. Biz de bağımlıyız. Buradan tahıl ihracatı kesilirse iç huzursuzluk başlar. Geçim sıkıntısı, yeme içme sıkıntısı başlar ithalatçı ülkelerde.

MONTRÖ BOĞAZLAR ANLAŞMASI'NIN ÖNEMİ

Bizim ciddi bir devlet aklımız var. Biz köklü bir devletiz. Şu anda uyguladığımız Karadeniz politikamız Türkiye'nin geleneksel politikası. Bu da çok yerinde. Denge politikası çok önemli. Yarın bir gün Rusya derse ki, 'Ben Suriye'deki, Libya'daki birliklerimi takviye etmek zorundayım, Boğazlar'dan geçeceğim' derse. Savaşan gemilerin giriş ve çıkışları yasaktır. Boğazlar'ı kullanamazlar. Türkiye ile savaşmıyor bile olsa. Madde 19. gereğince savaşan devletlerin gemilerine Boğaz kapatılmış vaziyette. Savaşan devletler Ukrayna ve Rusya. Şöyle de olabilirdi. İlla Karadeniz'de kıyısı olmayan iki devlet savaşmıyor olabilirdi ve geçmek isteyebilirlerdi.

"RUSYA DOĞALGAZ FİYATLARINI İKİ KAT ÇIKARIYORUM DERSE"

Türkiye 'Ben artık bunun savaşa etkisi olmadığını düşünüyorum, geçebilirsin' dediği anda madde 19'u uygulamıyorsun diye Batı dünyasından tepki görmesi muhtemeldir. Türkiye'yi savaşta taraf olmakla itham edebilirler. Türkiye'ye karşı hasmane tutum zaten var. Neoconlar'ın Türkiye'yi NATO'dan çıkarma mazereti olabilir. Türkiye bu durumda ne yapacak? Rusya baskı kurmaya başladığında ne yapacak? Rusya'ya izin vermedik diyelim. Rusya 'Bununla alakası yok ama doğalgaz fiyatını iki katına çıkarıyorum' dese çok sıkıntı olur. Biz savaşta şunu gördük biz Rusya'ya çok bağımlı hale gelmişiz. Almanya bizden daha bağımlı.

"TÜRKİYE DE 'ALMAK ZORUNDAYIM' DERSE"

Almanya Başbakanı 'Niye yaptırımları uygulamıyorsunuz' dediğinde sayın Cumhurbaşkanı cevabını verdi. Almanya dalga geçer gibi savaş başlayınca 5 bin miğfer gönderdi. Türkiye İHA ve SİHA'ları gönderdi. ABD ihtiyacının yüzde 1'i bile değildi Rusya'dan aldığı petrol. Doğalgaz hiç almıyordu. Biz petrol ve doğalgaz oranı olarak yüzde 60 alıyoruz. Benim en büyük endişem; NATO'da bir toplu karar alınma yoluna gidilirse Rusya'ya karşı yaptırımlar konusunda. Mesela arpa, buğday. 'Bunu alma yasak getirdik' denirse, Türkiye'de 'almak zorundayım' derse o zaman 'NATO'da birlik bozucu' olarak tanımlanırsa, nasıl bir şey yapılabilir?

"TÜRKİYE DIŞINDA TÜRKİYE HAKKINDA NATO TOPLANTISI"

Anadolu'da 'aferini sıçramak' diye bir söz vardır. Düşman düşmanlığından vaz geçmez. Hasım, rakip diyelim veya. ABD'nin tutumunun bir anda değişmiş olmasını gerçekçi bulmuyorum. NATO'nun yaptırım kararlarını çok merak ediyorum. Böyle bir durumda Türkiye bir anda değişebilir de. Dünkü Alman Başbakanının 'Niye yaptırımlara iştirak etmiyorsunuz, daha kuvvetli iştirak etmiyorsunuz' demesinde bir şeyler hissediyorum. Eğer Türkiye dışında bir toplantı yapıp Türkiye hakkında bir toplantı yapabilirler. Böyle bir durumda diyelim ki NATO'dan çıktık. En kötü senaryoyu konuşuyoruz, olmaz ya. NATO'da herkes şunu hatırlamalı. İsrail'in NATO üyesi olamaması, Güney Kıbrıs'ın NATO üyesi olamamasının nedeni Türkiye'dir. Baltık takviyesine, Karadeniz takviyesine 3 sene kilit vuran Türkiye'dir.

AKSİ TAKDİRDE TÜRKİYE İÇ SU REJİMİ UYGULAR"

Türkiye kendi kafasına yatmadığını veto ediyor. ABD'nin komutanları geldi, bizim Baltık planından vetomuzu kaldırmak için. Türkiye kendi menfaatini düşünerek diğer planı durdurdu. Diyelim ki Montrö kaldırıldı. Montrö Boğazlar'ın tapusu ve kilidi değildir. Devletler hukukunda tapu kavramı yoktur. Böyle sloganik laflar Türkiye'nin aleyhine dönebilir. Montrö Sözleşmesi, Boğazlar'dan geçiş rejimini düzenler. Sözleşme Boğazlar'daki egemenliğimizi tartışmaya açmıyor, kimin ne şartlarda geçip, geçmeyeceği konusunda düzenleme yapıyor. Montrö Sözleşmesi iptal olduğunda Türkiye 1936'daki Türkiye değildir. İki tane ulusal boğaz var. Türkiye o zaman iç su rejimini uygular. Herkes benimle tek tek anlaşacak.

"MONTRÖ SAYESİNDE KİMSE BİZİ SIKIŞTIRAMADI"

Askerlerimiz boğazlarımızı boşaltmaz, Boğazlar komisyona devretmez ama biz de Montrö'yü hiç kaşımayalım. Bu savaşta Montrö'nün önemi gözüktü. Çünkü bizi kimse sıkıştıramadı. Elimizi rahatlatıyor, başımız ağrımıyor. Montrö'nün imzacıları Batı devletleridir. Hepsi Amerika'nın hegemonyası etkisindedir. Montrö'yü asıl isteyen batı. İngiltere istemese fesih talebinde bulunur. Bir gemi Marmara Denizi'ne ışınlansa dahi Karadeniz'e geçmek için Montrö'ye uyar.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol