CUMHURİYET MEYDANI'NDA SECDE VARDI... HAFIZALARDA BARKOD KALDI.

Sabahın ilk ışıkları henüz ufku boyamamıştı...

Cumhuriyet Meydanı, dünyanın bütün gürültüsünü susturan tekbirlerle yankılanıyordu.

Binlerce insan; makamını, servetini, unvanını ve dünyevî meşgalesini geride bırakmış, aynı safta yalnızca Allah'ın huzurunda duruyordu.

O meydanda ne zenginin fakire üstünlüğü vardı, ne makam sahibinin sıradan vatandaşa...

Orada tek üstünlük, takvadaydı.

Bazı organizasyonlar, geriye güzel hatıralar bırakır.

Bazıları ise bütün güzelliklerine rağmen tek bir uygulamayla hafızalara kazınır.

Bugün Elazığ Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen ve benim ifademle "İşrak Buluşmaları" dediğim sabah namazı programı da ne yazık ki ikinci gruba dâhil oldu.

Önce hakkı teslim edelim.

On binlerce insanı sabahın seher vaktinde Allah'ın huzurunda buluşturmak sıradan bir iş değildir.

Abdesthaneler hazırlanmış...

Ayakkabı poşetleri düşünülmüş...

Ses sistemi kurulmuş...

ve birbirinden güzel Koreografi gösterileri...

Namaz sonrası binlerce kişiye çorba ikram edilmiş...

Kısacası hiçbir maddi fedakârlıktan kaçınılmamış, organizasyonun en ince ayrıntısına kadar ciddi bir emek ortaya konmuştur.

Bu hizmette emeği geçen herkese teşekkür etmek, hakkı teslim etmektir.

Ancak...

Bütün bu güzelliklerin önüne geçen tek bir uygulama vardı.

Barkod okutulması ve üyelik işlemi.

Namaza gelen yaşlı, genç, kadın, erkek.Çcocuk... Kısacası Allah'ın davetine icabet eden insanlar, MEC Vakfı görevlilerince KAREKOD okutmaya ve üyelik işlemlerine yönlendirildi.

Görevlilere bunun nedenini sorduğumuzda aldığımız cevap ise oldukça dikkat çekiciydi:

"Valiliğin emri."

Bu cevap doğruysa, kamuoyu adına şu soruyu sormak hepimizin hakkıdır:

20 Ağustos'ta Cumhuriyet Meydanı'nda yapılması planlanan Gastronomi Fuarı ile aynı meydanda düzenlenecek konserlerde de Valiliğin aynı yönde bir talimatı olacak mıdır?

O gün meydana gelen vatandaşlar da tek tek karekod okutacak, kişisel bilgileri alınacak ve kayıt altına alınacak mıdır?

Eğer cevap evet ise, kamuoyu bunu bilsin; mesele bütün kitlesel organizasyonlara uygulanan genel bir prosedürdür.

Ama cevap hayır ise, o zaman şu sorunun cevabı verilmelidir

bu uygulama sadece sabah namazına gelen vatandaşlar için mi öngörülmüştür?

Eğer aynı uygulama bütün kitlesel organizasyonlarda istisnasız uygulanıyorsa, bunu kamuoyu da bilsin ve tartışma sona ersin.

Ancak uygulanmayacaksa, şu soru cevapsız kalacaktır:

Aynı meydanda, aynı kamu otoritesi gözetiminde düzenlenen iki farklı etkinlikten birinde barkod zorunlu görülürken, diğerinde neden görülmemektedir?

İnsanların sorguladığı tam da budur.

Çünkü adalet sadece doğru karar vermek değildir; aynı şartlarda aynı ölçüyü uygulamaktır.

Tekrar sorayım; Neden konsere gelen vatandaş barkodsuz geçerken, sabah namazına gelen vatandaş barkodla karşılanmaktadır?

İnsanların rahatsızlığı tam da buradadır.

Çünkü mesele yalnızca bir karekod değildir.

Mesele, Allah'ın huzuruna gelen insanların kendilerini bir kayıt masasında hissetmeleridir.

Bu soruları sormak ne organizasyona düşmanlıktır ne de fitnedir.

Tam aksine, din adına yapılan hizmetlerin güven ve şeffaflık içinde yürütülmesini istemektir.

İbadet ile üyelik birbirine karıştırılmamalıdır.

Namaz ile veri toplama aynı cümlenin içinde anılmamalıdır.

Allah'ın daveti, hiçbir vakfın üyelik formuna muhtaç değildir.

Kur'an şöyle buyurur:

"Dinde zorlama yoktur." (Bakara, 2/256)

Resûlullah (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur:

"Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin." (Buhârî, İlim 11; Müslim, Cihad 6)

Keşke insanlar bugün secdenin huzurunu konuşsaydı...

Keşke kardeşliğin güzelliğini konuşsaydı...

Keşke yapılan hizmetleri konuşsaydı...

Fakat ne yazık ki en çok konuşulan şey barkod oldu.

İşte üzücü olan da budur.

Organizasyonun güzelliğini gölgeleyen bu uygulamanın, kamu vicdanını tatmin edecek şekilde açıklanması gerekir.

Çünkü insanlar meydana barkod okutmaya değil, Rabbine secde etmeye geldi.

Allah'ın daveti herkese açıktır.

O davetin kapısında ne üyelik şartı vardır ne de karekod.

Secdenin kıymeti barkoddan büyüktür.

İhlasın değeri istatistiklerden üstündür.

Ve unutulmamalıdır ki...

İnsanların hafızasında kalacak olan kurulan çadırlar değil, kurulan güvendir.

"Bu satırları Namaz dönüşü uykusuz (ki Gece 02:30 da kalkıp gittim ) kalmama rağmen gelir gelmez yazmaya başladım. bilinmelidir ki bu satırlar, ne sabah namazına, ne o güzel organizasyona, ne de emeği geçen kardeşlerimizedir. Bilakis, böylesine güzel bir hizmetin, izahı yapılmayan bir uygulama sebebiyle gölgelenmemesi içindir. Çünkü güven, kazanılması yıllar süren; kaybedilmesi ise bir karekod kadar kısa sürebilen en kıymetli sermayedir."...

Selam ve Dua İle...