Bayram…
Aslı itibariyle ümmetin sevinç günüdür.
Bu sevinç günü, Tevhidin görünür olduğu, kardeşliğin kuvvet bulduğu, kinlerin söndüğü, sıla-i rahmin canlandığı vakittir.
Müslümanın bayramı; Allah’a kulluğun içtimai tezahürüdür.
Bu içtimai Tezahür Bir kültür şovu değil, bir akide iklimidir.
Lakin modern demokratik düzenlerde bayram kavramı da diğer birçok kavram gibi içi boşaltılmış bir “toplumsal ritüele” çevrilmiştir.
Bugün insanlar bayramlaşırken bile neyin üzerine birleştiğini bilmiyor.
Çünkü aynı sofrada “ALLAH’ın hükmü hayata hakim olmalıdır” diyenle, “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen yan yana oturuyor; sonra da buna kardeşlik deniliyor.
Halbuki mesele İşte tam burada başlıyor.
Önce Bayramlaşma Nedir ?
Bayramlaşma; sadece el sıkmak değildir.
Bir müslümanın diğer müslümana karşı muhabbetini, duasını, bağlılığını göstermesidir.
Resulullah s.a.v şöyle buyuruyor:
“Müslüman, müslümanın kardeşidir.”
Bu kardeşliğin temeli; ırk, şehir, parti, cemaat, menfaat değil; İMAN VE TEVHİDDİR.
Kur’an açık konuşur:
“Müminler ancak kardeştir.”
(Hucurat 10)
Yani Allah kardeşliği “iman” üzerine bina etti.
Modern sistemlerin yaptığı gibi vatandaşlık, anayasa, demokrasi, seçim veya ortak çıkar üzerine değil.
Bugün ise demokratik düzen; bayramı bile sekülerleştirmiştir.
Bayram artık birçok insan için:
*Tatil,
*Akraba turu,
*Fotoğraf paylaşımı,
*Protokol ziyareti,
*Parti liderlerinin kameraya oynadığı gösteri,
*Ve “toplumsal birlik” tiyatrosu haline geldi.
Böyle olunca da Ümmet bilinci gitti, folklor kaldı.
Demokrasi Bayramı Geriye dönüş( Nötr) leştirir
Demokrasi bir yönetim modeli olmanın ötesinde zihinsel bir terbiyedir.
İnsana şunu öğretir:
“Hakikatin merkezinde vahiy değil çoğunluk vardır.”
Bunun sonucu olarak insanlar artık bayramda bile şu soruyu sormuyor:
-Bu kişi Allah’ın dinine karşı nerede duruyor?
-Tevhid üzere mi?
Küfrü meşrulaştırıyor mu?
-Allah’ın hükmünü reddeden sistemleri savunuyor mu?
Çünkü demokratik kültür insanı akideden uzaklaştırıp “herkesle iyi geçin” ahlakına sürüklüyor.
Oysa İslam’ın ölçüsü kör diplomasi değildir.
Kur’an’da Allah Azze ve Celle buyurur:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun; Allah’a ve Rasulüne düşmanlık eden kimselerle sevgi bağı kurduğunu göremezsin…”
(Mücadele 22)
Bu ayet bize şunu öğretir:
Müslümanın sevgisi de tavrı da ölçüsüz değildir.
Peki Müslüman Bayramda Nasıl Davranmalı?
Burada iki büyük sapma var:
1. Dini tamamen sulandıranlar
Bunlar herkesi aynı potada eritir.
Tevhid ehliyle Allah’ın hükmünü küçümseyeni aynı çizgide görür.
Bakarsınız Tevhid merkezli bir muhabbet başlar bu muhabbetten rahatsız olan biri hemen çıkıp “Abi bayram günü siyaset konuşulmaz” diyerek akideyi susturur.
Halbuki müslüman için tevhid “gündem maddesi” değil, hayatın merkezidir.
2. Sertliği hikmetsizliğe çevirenler
Bazıları da bayramı tamamen kopuş gününe çeviriyor. Nedir demokratik düzeni destekliyor diye,
Anne-babayı, akrabayı, çevreyi bütünüyle terk etmeyi “TEVHİD” zannediyor.
Halbuki Resulullah s.a.v. Mekke müşrikleri içinde yaşadı; akrabalık hukukunu tümden yok etmedi.
İslam insanı kaba, kırıcı ve ölçüsüz yapmaz.
Müslüman şunu ayırır:
*İnsana yapılan muamele,
*Batıla verilen onay.
Bu ikisi aynı şey değildir.
Bir akrabanın elini sıkmak; onun tüm fikrini tasdik etmek değildir.
Ancak elini sıkıp kucakladığı kişinin batılı meşrulaştıran sevgi dili de tehlikelidir.
Denge burada lazım.
Bugünün ( günümüz ) En Büyük Problemi KAVRAMLARIN Karışmasıdır.
Bugün insanlar:
-Hoşgörüyü taviz,
-Hikmeti korkaklık,
-Kardeşliği partizanlık,
-Birliği akidesizlik,
-Bayramı da kültürel formalite zannediyor.
Halbuki müslümanın bayramı bile kimlik taşır.
Tekbir neden vardır?
Çünkü bayramın merkezinde Allah’ın büyüklüğü vardır.
Şimdi düşün:
Tekbirlerle başlayan bir günü;
Allah’ın hükmünü hayattan dışlayan ideolojilerle aynı zihinsel zeminde kutlamak nasıl bir çelişkidir?
Önümüze çıkan sonuca baktığımızda , Demokratik düzen sadece ekonomiyi, hukuku veya siyaseti dönüştürmedi.
İnsanların sevinme biçimini bile dönüştürdü.
Bayram artık birçok kişide:
*TEVHİD günü değil,
GELENEK günü…
*Ümmet şuuru değil,
Sosyal alışkanlık…
*Kulluk değil,
Kültürel tören…
haline geldi.
Müslümanın yapması gereken şey; Bayramı yeniden akidesine bağlamaktır.
Ne bayramı sekülerleştiren gevşeklik…
Ne de insanları toptan dışlayan ölçüsüz öfke…
Kitap ve sünnet neyi emrediyorsa orada durmak.
Çünkü mesele sadece “bayramlaşmak” değil;
hangi inanç zemini üzerinde bayramlaşıldığıdır.
Tüm gönül dostlarının Kurban bayramını tebrik ediyor esenlikler diliyorum.
Selam ve Dua ile