Bir toplumun geleceğini imha etmek istiyorsanız önce kalelerini yıkmanıza gerek yoktur.
Fabrikalarını kapatmanıza, ordularını dağıtmanıza da gerek yoktur.
Bunun için yapmanız gereken şey çok daha basittir:
Hayâyı ortadan kaldırmak, iffeti değersizleştirmek ve haramı eğlence adı altında normalleştirmektir.
Bugün adına festival, gençlik buluşması, kültür etkinliği veya sosyal aktivite denilen birçok organizasyonun ortak noktası tam da budur.
Daha bir kaç gün önce düzenlenen Redbull Oyun Alanları kapsamındaki Clorfest etkinliği bunun tipik örneklerinden biri olarak karşımıza çıktı.
Ateş çukurları etrafında sabahlara kadar süren eğlenceler, kızlı erkekli karma ortamlar, ateş dansları, yüksek sesli müzikler ve nefsani arzuları besleyen atmosfer.
Ve daha neler neler...
Bunlara itiraz edenler ise hemen aynı cümleyle susturulmaya çalışılıyor:
"Ne var bunda? Gençler eğleniyor."
Bu Mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü şeytan hiçbir toplumu bir gecede çökertmemiştir. Önce haramı sıradanlaştırmış, sonra süslemiş, ardından vazgeçilmez hale getirmiştir.
Bugün gençliğe sunulan birçok etkinliğin merkezinde ilim yoktur, ahlak yoktur, üretim yoktur, dava şuuru yoktur.
Merkezde nefs vardır. Arzu vardır. Sınırsız özgürlük masalı vardır.
Oysa Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:
"Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur." (İsrâ 32)
Dikkat edilirse ayette "zina etmeyin" değil, "zinaya yaklaşmayın" buyurulmaktadır.
Çünkü İslam yalnızca sonuca değil, sonuca götüren yollara da müdahale eder.
*Bugün ateş çukurlarının etrafında sabahlayan gençlik, yarın farklı haramların eşiğine sürüklenmektedir.
*Bugün normal görülen karma eğlenceler, yarın aile kurumunu zayıflatmaktadır.
*Bugün özgürlük adıyla teşvik edilen sınırsızlık, yarın neslin kimliğini yok etmektedir.
İşte bu yüzden mesele bir festival meselesi değildir.
Mesele nesil meselesidir.
Mesele akide meselesidir.
Mesele ümmetin yarını meselesidir.
Modern dünyanın en büyük başarısı günahı meşrulaştırması değil, günahı eğlence olarak pazarlamasıdır.
Eskiden insanlar işledikleri yanlışlardan utanırdı.
Şimdi ise yanlışlar sahnelerde alkışlanıyor.
Eskiden hayâ faziletti. Şimdi muhafazakârlık gericilik olarak gösteriliyor.
Eskiden aile korunuyordu. Şimdi bireysel haz kutsanıyor.
Sonuç ortadadır.
-Artan boşanmalar...
-Parçalanan aileler...
-Kimlik bunalımı yaşayan gençler...
-Madde bağımlılığı...
-Ahlaki çöküş...
Ve bütün bunların ardından gelen yalnızlık.
Çünkü Allah'ın koyduğu sınırlar insanı kısıtlamak için değil, korumak içindir.
.-Bir gençliği ateş çukurlarının etrafında sabahlatmak kolaydır.
Fakat o gence Kur'an şuuru kazandırmak zordur.
.-Bir genci festival alanına taşımak kolaydır.
Fakat onu sabah namazına kaldırmak zordur.
.-Bir genci nefsinin peşine takmak kolaydır.
Fakat ona Allah korkusunu öğretmek emek ister.
Bugün birçok kişi bu etkinliklere bakıp sadece birkaç saatlik eğlence görüyor olabilir.
Ben ise daha büyük bir fotoğraf görüyorum. Ben daha büyük bir fotoğraf görürken ne acıdır ki bu tür organizasyonların yapılması kadar, toplum adına sorumluluk taşıyan makamların sessizliğidir.
Milletvekilleri sessiz...
Mülki amirler sessiz...
STK'lar sessiz...
Gençliğin geleceği adına her fırsatta açıklama yapanlar sessiz...
Aileden, ahlaktan, değerlerden söz edenler sessiz...
Sanki ortada konuşulacak bir mesele yokmuş gibi herkes seyirci koltuğunda oturuyor.
Oysa bir toplumun çöküşü sadece kötülüğü yapanlarla gerçekleşmez. Kötülüğe karşı susanlar da o çöküşün parçası haline gelir.
Bugün birçok makam sahibi, birçok kanaat önderi ve birçok sivil toplum kuruluşu bu tür etkinlikleri görmezden gelmeyi tercih ediyor olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki nesiller kaybedildikten sonra yapılacak açıklamaların hiçbir değeri kalmayacaktır.
"Bir toplumun çöküşü sadece kötülüğü yapanlarla değil, kötülük karşısında suskun kalanlarla da gerçekleşir."
Çünkü mesele birkaç dans gösterisi değildir.
Mesele birkaç ateş çukuru değildir.
Mesele birkaç saatlik müzik değildir.
Mesele bir neslin hangi istikamete doğru yürütüldüğüdür.
Unutulmamalıdır ki bir toplumun yıkımı tanklarla başlamaz.
Bir toplumun yıkımı, haramın normalleştiği gün başlar.
Ve bir neslin kurtuluşu da ancak Kitab'a ve sahih sünnete dönüşle mümkündür.
Çünkü nesli koruyacak olan festival kültürü değil, vahiy kültürüdür.
Selam ve dua ile...