HAYATA HÜKMEDEN BİR DİNDEN, DİNE HÜKMEDEN BİR HAYATA GEÇİŞİN SERÜVENİ

HAYATA HÜKMEDEN BİR DİNDEN, DİNE HÜKMEDEN BİR HAYATA GEÇİŞİN SERÜVENİ


Bir zamanlar din hayata hükmederdi.
Şimdi hayat dine hükmediyor.
Bu bir tespit değil; bu bir kırılma.
Bu bir yorum değil; bu bir çöküş hikâyesi.

Çünkü İslam, sadece camiye sıkıştırılmış bir ritüeller bütünü değil; doğrudan hayatın kendisine hükmeden bir nizamdır.

Bu Nizamda Alışverişten siyasete, hukuktan ahlaka, savaştan barışa kadar her alanı belirleyen bir ölçü vardır.

Yani mesele “namaz kılıyor muyuz?” meselesi değildir. Mesele bir ömür boyu hayatımızı kim belirliyor meselesidir.


Eskiden ölçü vahiydi.
Şimdi ölçü “hayatın gerçekleri” denilen şey.
Ve işin en tehlikeli tarafı şu:
Bu değişim bir anda olmadı. Sessiz, sinsice ve alıştıra alıştıra gerçekleşti.

Bu Gerçekleştirilme bir kaç Kırılma noktası ile oldu.

Kırılmanın Başlangıcı ilk olarak DİNİN HAYATTAN ÇEKİLMESİ ile başladı

Bir toplum düşün ki,O toplumda DİN artık hükmeden değil; uyarlanan hale gelsin.

Bir sistem düşün ki, haramı kaldırmaz; harama kılıf üretir.
İşte kırılma burada başladı.
Hilafetin kaldırılmasıyla birlikte İslam’ın siyasal ve hukuki iddiası sistem dışına itildi. Ardından gelen seküler düzenler, dini hayatın merkezinden çekip bireyin vicdanına hapsetti.

Artık din; devlet kuran, toplum inşa eden bir güç değil, kişisel bir tercih olarak konumlandırıldı.
Ama asıl yıkım burada bile değil.
Asıl yıkım, Müslümanın buna alışmasıyla başladı ki
İkinci aşama olarak Dinin Kitap ve sahih sünnete göre Yorumlanması değil istenilen şekilde Eğilip Bükülmesi oldu.

Bugün gelinen noktada insanlar dine göre yaşamıyor.
Aksine, yaşadıkları hayata göre dini yorumluyor.

Faiz mi var? “Zaman değişti.”
Tesettür mü zor? “Kalp temiz olsun.”
Haram mı yaygın? “Herkes yapıyor.”
Bu cümleler masum değil.
Bunlar, hayatın dine hükmettiğinin ilanıdır.

Eskiden Müslüman şunu sorardı:
“Bu helal mi, haram mı?”
Bugün şu soruluyor:
“Bunu nasıl helal hale getiririz?”
Aradaki fark uçurumdur. Bu tür eğip bükmeler toplumu öyle bir noktaya doğru sürükledi ki

Üçüncü aşama olarak AKİDENİN ERİMESİ ile karşı karşıya kaldık.

Şu bir gerçektir ki Amel bozulduğunda tehlike başlar.


Ama akide bozulduğunda kimlik gider. Kimliksiz kişiliksiz bir toplumda
yaşanan şey sadece günahkârlık değildir.
Bugün yaşanan şey, günahın normalleşmesi ve meşrulaştırılmasıdır.
Bu da kalpte şu dönüşümü üretir:
Haram rahatsız etmez olur
Günah, tercih haline gelir
Hakikat, “aşırı” görülür
Ve en acısı:
Hak ile batıl arasındaki çizgi silikleşir.
Artık insanlar açıkça şunu söylemese de fiilen şunu yaşıyor:
“Din önemli… ama hayat daha gerçek.”
İşte bu cümle, bir ümmetin çözülüşünün özetidir.

BUGÜNÜN FOTOĞRAFI: DİNE HÜKMEDEN HAYAT

Bugün sistem belirliyor, din ona uyarlanıyor.
Ekonomi belirliyor, fetva ona göre veriliyor.
Toplum belirliyor, alim susuyor ya da yumuşatıyor.
Ortaya ne çıkıyor biliyor musun?
Ne tam seküler ne de sahih İslami olan,
hibrit, bulanık, omurgasız bir din anlayışı.

Bu din:
*Harama “zorunluluk” der

*Farza “imkân meselesi” der

*Tavize “kolaylık” der
Ama asla kendine şu soruyu sormaz:
“Ben neyi kaybettim?”


Asıl Mesele Dış Güçler Değil,
Asıl Mesele "İÇ ÇÖKÜŞTÜR'

Kolay olan Bu kaybedişte hemen sahneye çıkarılan
“Batı yaptı, sistem yaptı, düşmanlar yaptı.” Denilerek Kolaya kaçmak değildir.
Kabul etmezsem ye zor olanı söyleyelim:
Biz razı olduk.
Çünkü bir toplum, dinini korumak isterse hiçbir sistem onu tamamen yok edemez.
Ama bir toplum dinini hayatına uydurmaya başlarsa,
onu hiçbir güç kurtaramaz.
Sorun baskı değil.
Sorun, teslimiyetin yön değiştirmesi.

Eskiden Allah’a teslimiyet vardı.
Şimdi hayata teslimiyet var.


Başta bu satırları yazan Ben olmak üzere Herkes kendi kendine sorsun BU GİDİŞAT NEREYE?

Bu gidişatın sonu nettir:
Din tamamen sembolleşir
Akide zayıflar
Nesiller kimliksizleşir
Ve sonunda şu noktaya gelinir:
Müslüman kimliği taşınır, ama İslam yaşanmaz.


Hâlâ bir çıkış var.
O da şudur:
Dini yeniden hayatın merkezine almak.
Hayatı dine uydurmak.
Bedeli ne olursa olsun ölçüyü vahye döndürmek.
Çünkü hakikat değişmez:
Ya din hayata hükmeder,
ya da hayat dini ezer.
Ortası yoktur.

Selam ve dua ile.