Bugün ümmetin önüne “özgürlük”, “çağdaşlık”, “milli irade” ve “halk egemenliği” ambalajıyla sunulan demokrasi; hakikatte bir yönetim biçiminden öte bir hâkimiyet iddiasıdır.
Çünkü demokrasinin özü şudur:
“Hükmü halk koyar.”
İslam’ın özü ise şudur:
“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
Kur’an daha meselenin başında çizgiyi çekmiştir:
“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
Yusuf 40
Mesele tam da burada düğümlenir.
Bir Müslüman için helali haram, haramı helal yapma yetkisi kime aittir?
Parlamentoya mı?
Çoğunluğa mı?
Partilere mi?
Yoksa âlemlerin Rabbi olan Allah’a mı?
Bugün demokrasi savunucuları şunu söylemektedir:
“Toplum isterse yasa değişir.”
Peki toplum isterse zina serbest olur mu?
Faiz meşru olur mu?
Lut kavminin sapkınlığı hak kabul edilir mi?
İçki özgürlük diye korunur mu?
Demokrasi tam da bunu söyler.
Çünkü Demokrasinin kutsalı vahiy değil çoğunluktur.
Halbuki Müslüman şunu çok iyi bilir ki hak, kalabalığa göre değişmez.
Hak, vahye göre belirlenir.
Kur’an şöyle buyurur:
“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.”
En’am 116
*İslam’da egemenlik Allah’a aittir.
Demokraside ise egemenlik halka verilir.
*İslam’da hüküm vahiydir.
Demokraside hüküm sandıktır.
İşte çatışma tam burada başlar.
Bugün birçok insan demokrasiyi sadece “oy vermek” zannediyor.
Hayır. Hakikatte
Demokrasi bir dünya görüşüdür.
Bir akidedir.
Bir hâkimiyet anlayışıdır.
Çünkü demokrasi der ki:
“Kanun yapma yetkisi insandadır.”
İslam da der ki:
“Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler…”
Maide 44
Bu nedenle Müslüman, Allah’ın hükmünü üstün görür.
Beşeri ideolojileri değil.
Burada mesele insanların günlük hayat içinde bazı zorunluluklarla sistem içinde yaşaması değildir.
Mesele; kalben hangi hükmü üstün gördüğü Meselesidir.
Bir Müslüman şunu söylemez:
“Allah’ın hükmü de bir seçenek, demokrasi de bir seçenek.”
Hayır.
Müslüman için Allah’ın hükmü tartışılmazdır.
Resulullah s.a.v. Mekke müşrikleriyle mücadele ederken onların derdi sadece put değildi.
Onlar aynı zamanda hüküm otoritesini ellerinde tutmak istiyorlardı.
Kur’an’ın çağrısı ise hayatın tamamında Allah’ın hükmüne teslimiyetti.
Bugün ümmetin düştüğü en büyük kırılma da budur.
*Namaz kılan ama hüküm konusunda seküler düşünen nesiller yetişti.
*Camide Allah’ın hükmünü öven ama mecliste beşeri hükmü alkışlayan zihinler oluştu.
Oysa Tevhid sadece “ALLAH vardır” "ALLAH Birdir." demek değildir.
Tevhid; hâkimiyetin, hükmün, helalin ve haramın yalnız ALLAH’a ait olduğuna teslim olmaktır.
İşte bu yüzden Müslüman; kula kulluk çağrısı yapan hiçbir sistemi kutsamaz.
Hiçbir ideolojiyi vahyin önüne koymaz.
Hiçbir çoğunluğu Allah’ın hükmünün üstüne çıkarmaz.
Çünkü mümin bilir ki;
sandıklar değişir, sistemler yıkılır, ideolojiler çöker…
Ama Allah’ın hükmü kıyamete kadar bâkidir.
Rabbim ciddi manda iman eden her kuluna bu şuurda olmayı nasip etsin...
Selam ve dua ile.