Bir dostum anlattı. Aslında anlattığı yalnızca kendi derdi değil; bugün birçok vatandaşın yaşadığı bir sıkıntının özeti.
Çocuğunu düzenli kontrole götürüyor.
İlk muayene 2.560 lira.
İkinci muayene 2.600 lira.
Üçüncü muayene 3.415 lira.
Tahlil yok.
Röntgen yok.
Ameliyat yok.
Ekstra bir işlem yok.
Sadece muayene!
Daha birkaç hafta geçiyor, fiyat yeniden değişiyor. Vatandaş Haklı olarak soruyor:
“Bu fiyat neden arttı?”
Cevap yok. “Faturamı verin” diyor. Karşısına doğru dürüst açıklanmış bir hizmet dökümü yerine “hizmet karşılığı mal bedeli” şeklinde bir fiş çıkıyor.
ve o hizmet karşılığı olarak verilen işlem kağıdında fiş olarak kesilen paranın hepsi yazılı değil en az 200 tl eksik. Bu şöyle okunabilir
Her Hastadan vergiye tabi tutulmaması için 200 tl buhar ediliyorsa günlük 200 hasta giriş yapsa 40 bin tl aylık 1.200.000 tl vurgun
Şimdi buradan soruyorum:
Bu memlekette vatandaş, çocuğunu doktora götürdüğü için hesabını sormaya utanacak; hastane ise aldığı paranın hesabını vermekten mi utanmayacak?
Özel hastane olabilir.
Özel işletme olabilir.
Kâr da edebilir.
Kimsenin buna itirazı yok.
Ama özel olmak, başına buyruk olmak değildir.
Hastanın karşısına her birkaç haftada bir yeni bir rakam koyup “beğenmiyorsan git” anlayışı sağlık hizmeti değil, çaresizliği fırsata çevirmektir.
Üstelik sağlık hizmeti sıradan bir alışveriş değildir.
Vatandaş pazarlık yapmak için hastaneye gitmiyor.
Çocuğunun sağlığı için gidiyor.
Annesini, babasını, eşini, evladını canını emanet ederek götürüyor.
İşte tam da bu yüzden sağlık alanında denetim, diğer ticari faaliyetlerden çok daha ciddi olmak zorundadır.
Devletin burada görevi seyretmek değildir.
9 Ağustos 2024 te sağlık bakanı Elazığ'a geldiğinde İktidar partisi M.V. Şehrin sağlık sorunlarını Bakan ile konuşmak yerine Harput'ta FODUL EKMEK, TULUM PEYNIRİ,TEREYAĞ. VE BEYAZ ÜZÜM ile donatılmış masada keyif ederken, Bu konuyu sosyal medya sayfama dile getirdim diye sevip saygı duyduğu bir M.V. zehir zemberek bir açıklama yapıştı.
o gün bana cevap vermek yerine bu ve benzer konuları bakan beye söylemiş olsalardı bugün bunlar belki olmazdı
neyse konuya dönelim.
Mevzuatın verdiği yetkiler kullanılarak ücretlendirme, bilgilendirme, belgelendirme ve hasta hakları konusunda gerçek bir denetim yapılmalıdır.
Çünkü vatandaşın en savunmasız olduğu yer hastane kapısıdır.
İnsan acı içindeyken pazarlık yapamaz.
Çocuğu hastayken “Acaba bu ücretin mevzuata uygunluğu nedir?” diye hukuk araştırması yapamaz.
Yakını ambulansla getirildiğinde önce yönetmelik okuyamaz.
İşte devlet tam o anda vardır.
Vatandaşın kendi hakkını savunamayacak durumda olduğu anda onun hakkını korumak için vardır.
Peki bugün vatandaş ne yapıyor?
Kapıdaki rakamı görünce şaşırıyor.
Fiyatı soruyor...Ödüyor...Çıkıyor...Çünkü içeride hastası var.
Hastaneden çıkıp hakkını aramaya gücü kalmıyor.
Bunun adına serbest piyasa diyerek geçiştiremeyiz.
Serbest piyasa, “kim güçlüyse o haklıdır” demek değildir.
Hele sağlıkta hiç değildir.
Bir tarafta hastane, doktor, mevzuat, sistem ve bilgi var.
Diğer tarafta çocuğunun başında bekleyen, cebindeki son parayı çıkarıp ödeme yapan vatandaş var.
Bu iki tarafı eşit görmek bile başlı başına yanlıştır.
O yüzden tere yağ,tulum peyniri beyaz üzüm fodul ekmek ziyafeti çeken M.V. yapmadığını biz Sağlık Bakanlığı'na açıkça soruyoruz:
Özel hastanelerin fiyatları ne kadar denetleniyor?
Hastaya alınan ücretin karşılığı açıkça gösteriliyor mu?
Vatandaş istediğinde ayrıntılı belge alabiliyor mu?
Acil durumda hangi ücretin alınıp hangisinin alınamayacağı konusunda vatandaş yeterince bilgilendiriliyor mu?
Hastanın şikâyeti gerçekten sonuçlandırılıyor mu, yoksa dosya açılıp kapatılıyor mu?
Ve en önemlisi:
Denetim masada mı yapılıyor, sahada mı?
Çünkü vatandaşın görmek istediği şey yönetmelik değil, uygulamadır.
Vatandaş devletin gücünü hastane kapısında görmek istiyor.
Bir hastane vatandaştan binlerce lira alabilir.
Ama o vatandaş “Paramın karşılığında ne aldım?” diye sorduğunda bunun cevabını almak zorunda.
Bu lüks değildir...Bu kapris değildir...Bu kavga çıkarmak değildir...Bu vatandaşlık hakkıdır.
Ve artık şu cümleyi de unutalım:..“Özel hastane, istediği fiyatı koyar.”
Hayır. Özel hastane olabilir; özel hukuk devleti yoktur.
Vatandaşın cebine uzanan her elin üzerinde hukuk vardır.
Ve sağlık hizmetinde o hukuk, sıradan bir ticari ilişkinin hukukundan çok daha değerlidir.
Çünkü mesele bir gömlek, bir telefon, bir otomobil değildir.
Mesele candır.
Vatandaşın parası bittiğinde sağlık hakkı da bitiyorsa, orada yalnızca pahalı bir sağlık sistemi değil, ağır bir adalet problemi vardır.
O halde artık soruyu değiştirelim: “Özel hastane ne kadar kazanıyor?” değil;
“Vatandaşın hakkı ne kadar korunuyor?”
Çünkü hastane özel olabilir...Sermaye özel olabilir...Fiyat özel olabilir. Ama vatandaşın hakkı özel değildir.
O hak devletindir, hukukun güvencesindedir. Ve devlet, o hakkın çiğnenmesine seyirci kalmak için değil, gerektiğinde yumruğunu masaya vurmak için vardır...
Selam ve dua ile...