Modern dünyanın en sinsi bağımlılığı olan ekran tutkusu, aile yapısını ve çocuk gelişimini tehdit ediyor. Köşe yazarımız Avukat Aziz Dinç, Türkiye’deki internet kullanım istatistiklerinden yola çıkarak bu hafta kaleme aldığı köşe yazısında, toplumun ve yeni neslin ruh sağlığının büyük bir tehlike altında olduğunu gözler önüne serdi.
"GÜNDE 7 SAAT 13 DAKİKA ÇEVRİMİÇİYİZ"
Türkiye'de 77,5 milyon insanın internette, 62,3 milyonun ise sosyal medyada olduğunu belirten Dinç, hayatımızın neredeyse üçte birini ekranlara teslim ettiğimizi söyleyerek; "Sorun interneti kullanmamız değil, internetin bizi kullanmasıdır. Eskiden çocukların dizleri yara içinde olurdu, şimdi ise yüzleri mavi ekran ışığında solgun, kalpleri yalnız" dedi.
DÜNYA YASAKLIYOR, BİZ NE YAPIYORUZ?
Avustralya, Danimarka ve Çin gibi ülkelerin çocukların sosyal medya kullanımına getirdiği katı yasakları ve ağır cezaları hatırlatan Azzi Dinç, meselenin sadece bir uygulama olmadığını, bir neslin kurtarılması gerektiğini vurguladı. Yazısında, "Oyalansın" diye çocuğun eline verilen telefonun, aslında sessizce bir karakteri yok ettiğini ifade etti.
"SESSİZLİK SATIN ALIRKEN RUH SAĞLIĞIMIZI VERİYORUZ"
Ebeveynlerin yorgunluk bahanesiyle çocuklarını dijital dünyaya terk etmesinin bedelinin ağır olduğunu belirten Dinç, şu ifadeleri kullandı:
"Sessizlik ve rahatlık satın alıyoruz; karşılığında ise çocuğumuzun dikkatini, sabrını ve empati yeteneğini veriyoruz. Ergenlikte karşılaştığımız agresif tavırların kaynağı algoritmaların soğuk dünyasıdır."



