Bir zamanlar üniversite mezunlarının yaptığı bir tören vardı.
Şimdi ise anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye kadar her kademede aynı manzara ile karşılaşıyoruz.

*Siyah cübbeler...
*Dört köşe kepler...
*Balo geceleri...
*Dans gösterileri...
*Fotoğraf seansları...

Ve bütün bunlar sanki eğitimin ayrılmaz bir parçasıymış gibi sunuluyor.

Peki durup hiç sorduk mu?
Bu törenlerin bizim medeniyetimizde, tarihimizde, kültürümüzde ve en önemlisi dinimizde karşılığı nedir?

Çocuk okuma yazmayı öğreniyor.

Kur'an okumaya geçiyor.

Bir sınıfı bitiriyor.
Bir üst sınıfa geçiyor.
Bunun için neden Batı'nın sembollerini kuşanmak zorunda bırakılıyor?
Daha da önemlisi...
Neden Müslüman bir toplumun çocukları kendi değerleriyle değil de başkasının değerleriyle seviniyor?


Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Yahudi ve Hristiyanlar sen onların dinlerine uymadıkça senden asla razı olmayacaklardır." (Bakara 2/120)

Bu ayet yalnızca din değiştirmeyi anlatmaz.
Aynı zamanda Müslümanın kimliğini, şahsiyetini ve istikametini koruması gerektiğini de öğretir.

Bugün mesele bir kep parçası değildir.
Mesele bir cübbe parçası da değildir.
Mesele, nesillere hangi kimliğin giydirildiğidir.


Resûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:
"Kim bir kavme benzerse o da onlardandır." (Ebû Dâvûd, Libâs 4)

Elbette bir insan başına bir şey taktığı anda Hristiyan olmaz.
Ancak bütün kültürel dönüşümler küçük adımlarla başlar.

Önce semboller alınır.
Sonra alışkanlıklar alınır.
Sonra hayat tarzı alınır.
En sonunda düşünce dünyası değişir.

Bugün birçok anne baba çocuklarının eline verilen kepi masum görüyor.
Fakat aynı anne babalar birkaç yıl sonra çocuklarının İslami değerlere yabancılaşmasından şikâyet ediyor.

Oysa yabancılaşma bir gecede olmaz.
Damlaya damlaya göl olur.
Benzeye benzeye dönüşüm olur.

Üstelik işin bir de ekonomik boyutu var.
Asgari ücretle geçinmeye çalışan aileler...
Kırtasiye masrafını zor karşılayan babalar...
Servis ücretine yetişemeyen anneler...
Fakat okul idarelerinin veya çeşitli organizasyonların dayatmasıyla kep, cübbe, fotoğraf çekimi, salon masrafı ve çeşitli etkinlik ücretlerini ödemek zorunda bırakılıyor.

Birçok aile istemediği halde sırf çocuğu mahcup olmasın diye borca giriyor.
Bir günlük gösteriş uğruna aylarca sıkıntı çekiyor.
Peki bunun adı eğitim mi?
Yoksa gösteri kültürü mü?

Asıl mezuniyet; ilim sahibi olmaktır.
Asıl mezuniyet; ahlak sahibi olmaktır.
Asıl mezuniyet; Allah'ın emirlerini öğrenmektir.
Asıl mezuniyet; anne babasına faydalı, ümmetine yararlı bir insan olarak yetişmektir.

Çünkü diploma adam yetiştirmez.
Karakter yetiştirirseniz adam çıkar.
Ahlak yetiştirirseniz şahsiyet çıkar.
Akide yetiştirirseniz ümmet çıkar.
Bugün ihtiyacımız olan şey Batı'nın kepini çocuklarımızın başına geçirmek değildir.
İhtiyacımız olan şey Kur'an'ın nurunu kalplerine yerleştirmektir.

Mesele bir kep meselesi değildir.
Mesele bir kimlik meselesidir.
Ve kimliğini kaybeden toplumlar, sonunda kendilerini de kaybederler.

Selam ve dua ile