Ekran Görüntüsü 2026 10 28 225925

Takvim yaprakları 29 Ekim’i gösterdiğinde, bu ülkenin sokaklarında sadece bayraklar dalgalanmaz; bir milletin kendi küllerinden yeniden doğuşunun, tarihin akışına meydan okuyuşunun gururu sokaklara, pencerelere, en önemlisi de kalplere sığmaz.

Cumhuriyet, bizim için sadece bir yönetim biçiminin adı değildir. Cumhuriyet; "kimsesizlerin kimsesi" olma iddiası, sarayın kulu olmaktan çıkıp devletin asli ve eşit sahibi bireyler olmanın onurudur. 103 yıl önce bugün, "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" diyen bir liderin vizyonuyla atılan o dev adımı, bugün aynı heyecan ve vefa borcuyla yâd ediyoruz.

Düşünün ki; savaşlardan yorgun çıkmış, coğrafyası paramparça edilmiş, ekonomisi tükenmiş, nüfusunun büyük kısmı okuma yazma bilmeyen bir halk... Var olma mücadelesinin en keskin virajında, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları kalkıp saltanatın yıkıntıları üzerine adını dahi hayal etmenin cesaret gerektirdiği bir rejim inşa ettiler. Neden mi? Çünkü bu milletin kaderini bir kişinin iki dudağı arasında bırakmamak, egemenliği kayıtsız şartsız sahibine, yani millete teslim etmek için.

Bugün, o büyük devrimin ne kadar hayati olduğunu çok daha net görüyoruz. Çevremizdeki coğrafyalarda yaşanan acıları, istikrarsızlıkları ve hak arama mücadelesindeki çaresizlikleri izlerken, elimizde tuttuğumuz bu Cumhuriyet mirasının kıymeti bir kat daha artıyor. Laik, demokratik, hukukun üstünlüğüne dayanan bu çatı; farklılıklarımızı bir zenginlik kabul ederek bir arada yaşamamızın yegane teminatıdır.

Ancak unutmayalım ki cumhuriyet, kendisine uzanan ellerden ya da sadece kutlama törenlerinden ibaret değildir. Cumhuriyet; çalışmakla, üretmekle, bilimle, sanatla, liyakatle yaşar. Bir fabrikanın bacasında tüten duman, laboratuvarda tüpü tutan genç bilim insanının gözlerindeki pırıltı, tarlasını ezen çiftçinin emeği, adalet kürsüsündeki hakimin tarafsızlığıdır cumhuriyet. Onu korumanın yolu, her birimizin kendi işini en iyi şekilde yapmasından, birbirimizin hakkına ve hukukuna saygı duymaktan geçer.

Bugün çocuklarımızın ellerinde dalgalanan al bayraklara bakarken, onlara bırakacağımız en büyük emanetin bu hürriyet bilinci olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz.

Sözü uzatmaya gerek yok. Cumhuriyet, bu toprakların gördüğü en büyük aydınlanma devrimidir. O ışığı sönmemek üzere yakanlardan, bu bayrağı düşürmeyenlerden Allah razı olsun.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. İlelebet payidar kalması dileğiyle...

Günün Sözü: "Ey yükselen yeni nesil, gelecek ustedir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz." — Mustafa Kemal Atatürk