2000’li yıllarda MEB de TKY uygulamaları başlamış, o yıllarda ülke genelinde ses getirmişti. Daha sonraki yılarda uygulama sürecinde işin ehlinden çıkışı ve sürecin yönetiminde vaz geçişler nedeniyle askıda kalmıştı…
Elazığ TKY İl formatörü olarak eğitim verdiğim süreçte, “TKY Öz Değerlendirme ile başlar” derdim. Şarkısı bir var! Diyerek;
“ALLAHIM NEYDİ GÜNAHIM
……..
BİTTİ DÜNYAM ZİYAN OLDUM ZİYAN
AH BİR ANLASAM
…..
NEREDE NEREDE NEREDE
BEN NERDE YANLIŞ YAPTIM
ALLAHIM…”
Şarkısıyla da ilişkilendirir, kendi hatalarımızla yüzleşmeden, iyiyi, kaliteyi yakalama şansımızın olmadığına dikkat çekerdim…
Bu kriterin, eğitimin ana ekseni olduğunu düşünüyorum…
Bu ana eksenin farkındalığıyla, eğitimde başarı için; “Başarılı Olmak, Kendimizi Kabullenerek ve Kusurlarımızla Yüzleşmekle Başlar” diyebiliriz…
Günümüzde başarı kavramı çoğu zaman akademik performans, kariyer hedefleri ve toplumsal statü ile ilişkilendirilmektedir. Ancak kalıcı ve sürdürülebilir başarının temelinde bireyin kendisini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini kabul etmesi ve kişisel gelişim yolculuğuna samimiyetle devam etmesi bulunmaktadır.
Bu çalışmada, öz kabul, öz farkındalık ve kusurlarla yüzleşme kavramları eğitim bilimleri, psikoloji ve değerler eğitimi çerçevesinde ele almaya çalıştım. Araştırmalar, bireyin kendisini olduğu gibi kabul etmesinin psikolojik iyi oluşunu artırdığını, öğrenme motivasyonunu desteklediğini ve yaşam başarısına olumlu katkılar sunduğunu göstermektedir.
İnsan hayatındaki en önemli mücadelelerden biri, başkalarını tanımaktan önce kendisini tanıyabilmektir. Birey, çoğu zaman başarıyı dış dünyada ararken, aslında başarı yolculuğunun ilk adımı kişinin kendi iç dünyasına yönelmesiyle başlamaktadır.
Modern eğitim anlayışı yalnızca bilgi aktarmayı değil; bireyin kendisini tanımasını, duygularını yönetmesini ve sağlıklı bir kişilik geliştirmesini de amaçlamaktadır. Çünkü kendisini tanımayan ve kabul etmeyen bireylerin akademik başarıları yüksek olsa bile yaşam doyumu ve mutluluk düzeylerinin düşük olması ihtimali çok yüksektir…
Bu nedenle günümüz eğitim sistemlerinin temel hedeflerinden biri, bireylerde öz farkındalık ve öz kabul becerilerinin geliştirilmesidir.
Psikoloji literatüründe öz kabul, bireyin olumlu ve olumsuz yönleriyle kendisini değerli görmesi olarak tanımlanmaktadır.
Öz kabul;
- Kişinin hatalarını inkâr etmemesi,
- Kusurlarını fark etmesi,
- Eksik yönlerini geliştirmeye çalışması,
- Kendisine karşı gerçekçi ve merhametli yaklaşması anlamına gelir.
Carl Rogers'ın insancıl psikoloji yaklaşımına göre bireyin gelişebilmesi için öncelikle kendisini olduğu gibi kabul etmesi gerekir. Kendisini sürekli yargılayan bireyler başarısızlık korkusu yaşarken, kendisini kabul eden bireyler gelişime daha açık olmaktadır. Psikolojik sağlamlık araştırmaları da öz kabul düzeyi yüksek bireylerin stresle daha etkili baş ettiklerini, başarısızlıklardan daha kolay toparlandıklarını ve yaşam memnuniyetlerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.
“Kusurlarla Yüzleşmenin” eğitsel önemi büyüktür.
Eğitim süreci yalnızca bilgi edinme değil, aynı zamanda kişisel gelişim sürecidir. Bu süreçte öğrencilerin hata yapmaları kaçınılmazdır. Ancak eğitim ortamlarında zaman zaman hata yapmak olumsuz bir durum gibi algılanabilmektedir. Oysa öğrenmenin temelinde hata yapmak ve hatalardan ders çıkarmak bulunmaktadır.
Kusurlarla yüzleşebilen bireyler:
- Eleştiriye açık olur,
- Öğrenmeye istek duyar,
- Gelişim odaklı düşünür,
- Sorun çözme becerileri geliştirir.
Carol Dweck'in "Gelişim Odaklı Zihniyet" kuramı, bireylerin yeteneklerini sabit değil geliştirilebilir olarak görmelerinin başarı üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında kusurlarımızı kabul etmek zayıflık değil, gelişimin başlangıç noktasıdır.
“Değerler Eğitimi” bireyin kendini tanımasıyla başlar. Bu süreçte başarı için, eğitim sürecinde bu yeterliye sahip eğitimci model, başarı için kritik eşiktir. Çünkü değerler modellenerek kazanılır…
Değerler eğitiminin temel amaçlarından biri karakter gelişimini desteklemektir. Karakter gelişimi ise bireyin kendisini dürüst biçimde değerlendirebilmesiyle mümkündür.
Türk-İslam düşüncesinde de insanın kendisini tanıması önemli bir erdem olarak kabul edilmiştir. Tasavvuf geleneğinde sıkça kullanılan:
"Kendini bilen, Rabbini bilir." ifadesi bireyin içsel farkındalığının önemine dikkat çekmektedir. Hz. Ömer’in; “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz" sözünün mana derinliği, sözün özeti olup, bizi biz kılan değerlerimizin odak noktasıdır...
Aynı şekilde Türk töresinde de kişinin önce kendisini yönetmesi, sonra topluma örnek olması beklenmiştir. Bu değer, azizi milletimizin cihan hakimiyetine uzanan yol haritasında, başarılarının perde arkası sırrıdır…

Bu anlayış doğrultusunda;
- Dürüstlük,
- Tevazu,
- Sorumluluk,
- Öz denetim,
- Sabır
gibi değerlerin kazanılmasında öz farkındalık, temel bir rol oynamaktadır.
“Eğitimde Öz Kabul Kültürünün Geliştirilmesi” bizi biz kılan değerlerin ana ekseninde yer alır.
Çocukların ve gençlerin kendilerini kabullenebilmeleri için ailelere ve eğitimcilere önemli görevler düşmektedir.
Eğitimin ailede başladığı, örgün ve yaygın eğitim sürecinde devam ettiği farkındalığıyla;
Ailelere Öneriler
- Çocukları başkalarıyla kıyaslamamak,
- Hatalarını yüzlerine vurmak yerine çözüm üretmelerine yardımcı olmak,
- Koşulsuz sevgi ve kabul göstermek,
- Başarı kadar çabayı da takdir etmek.
Öğretmenlere Öneriler
- Hata yapmayı öğrenme fırsatı olarak değerlendirmek,
- Öğrencilerin güçlü yönlerini keşfetmelerine yardımcı olmak,
- Geri bildirim verirken yapıcı bir dil kullanmak,
- Öz değerlendirme çalışmalarına yer vermek.
Bu uygulamalar öğrencilerin özgüvenlerini artırırken aynı zamanda daha sağlıklı bir benlik algısı geliştirmelerine katkı sağlamaktadır.
Unutmamak gerekir ki;
Gerçek başarı, kusursuz olmakta değil; kusurlarını fark edip onları geliştirebilme cesaretini gösterebilmektedir. Kendisini kabul eden bireyler, hatalarından öğrenebilmekte, yaşamın zorlukları karşısında daha güçlü durabilmekte ve daha sağlıklı ilişkiler kurabilmektedir.
Eğitimin nihai amacı yalnızca sınavlarda başarılı bireyler yetiştirmek değil; kendisini tanıyan, eksiklerini bilen, gelişime açık ve karakter sahibi insanlar yetiştirmektir.
Bu nedenle başarı yolculuğunun ilk adımı, başkalarını değiştirmeye çalışmak değil; aynaya bakıp kendimizi tanımak ve kabul etmektir.
Çünkü;
"Başarılı olmak, kendimizi kabullenerek ve kusurlarımızla yüzleşmekle başlar."
Kaynak:
- Dweck, C. S. (2006). Mindset: The new psychology of success. Random House.
- Rogers, C. R. (1961). On becoming a person: A therapist's view of psychotherapy. Houghton Mifflin.