Bugün öyle bir çağdayız ki; makam odaları büyüdü, vicdanlar küçüldü.

Araç konvoyları uzadı, secde safları seyrekleşti.

Protokoller kabardı, hesap günü unutuldu.

"İtibardan tasarruf olmaz." dediler. Doğru... Ama hangi itibar?

Allah katındaki itibar mı?
Yoksa alkışlarla şişirilmiş, gösterişle beslenmiş, kibirle ayakta duran sahte itibar mı?


Asıl acı olan şu ki; itibardan tasarruf etmeyenlerin önemli bir kısmı, imandan tasarruf etmeyi meslek edindi.

Faizden taviz verdiler...
Kul hakkını sıradanlaştırdılar...
Yalana "siyaset" dediler...
İsrafa "temsil" dediler...
Lükse "devletin itibarı" dediler...
Zulme "gereklilik" dediler...
Hakka gelince sustular.

Siyasetçi koltuğunu korumak için ilkelerinden vazgeçti.

Bürokrat makamını korumak için doğruları sakladı.

İş adamı servetini büyütmek için haramı kazancın içine kattı.

Kanaat önderi popülerliğini kaybetmemek için hakkı eğip büktü.

Herkes cebini büyüttü...
Fakat kalbini küçülttü.


En tehlikeli çürüme, günahkârın günah işlemesi değildir. Dindar görünerek günahı meşrulaştırmaktır. Çünkü açık günah sadece sahibini kirletir; din adına işlenen yanlış ise nesilleri ifsat eder.

Bugün birçok kişi itibarını korumak için servetinden vazgeçmiyor; ama makamı, ihalesi, koltuğu ve çevresi zarar görmesin diye Allah'ın hükümlerinden sessizce taviz veriyor.
İşte İmandan tasarruf tam da budur.

Bugün milyonlarca liralık makam odaları var; içinde Allah korkusundan eser yok.
Lüks araç filoları var; fakat adalet yürümüyor.
Gösterişli binalar var; ama içinde emanete sadakat bulunmuyor.
İhale dosyaları kabarıyor...
Hesap defterleri boş sanılıyor.
Oysa Allah'ın huzurunda ne koruma orduları olacak ne de özel kalem müdürleri.
Orada makam kartı değil, amel defteri konuşacak.

Bugün birbirine methiyeler düzenler, yarın mahşerde birbirinden kaçacak.

Bugün alkışlayan kalabalıklar, yarın tek bir günahı omuzlamayacak.

Ne parti rozeti kurtaracak...

Ne bürokratik unvan...

Ne şirketler...
Ne holdingler...
Ne de şatafatlı törenler...

Çünkü Allah'ın terazisinde makamın değil, takvanın ağırlığı vardır.


En büyük israf; milletin parasını harcamak değildir.
En büyük israf; imanı tüketmektir.


En büyük iflas; kasanın boşalması değildir.
En büyük iflas; kalbin Allah'tan uzaklaşmasıdır.

Bir millet, ekonomik krizden çıkar.
Siyasi krizden de çıkar.
Doğal afetlerden de çıkar.
Fakat iman krizi yaşayan toplumların ayağa kalkması çok daha zordur.

Bugün asıl ihtiyaç; daha fazla bina yapmak değil...
Daha fazla vicdan inşa etmektir.
Daha fazla protokol düzenlemek değil...
Daha fazla adalet üretmektir.
Daha fazla alkış toplamak değil...
Allah'ın rızasını kazanmaktır.

Çünkü itibar, insanların gözünde büyümek değildir.
İtibar, Allah'ın huzurunda yüz akıyla durabilmektir.

Gerçek servet bankalarda değil, salih amellerdedir.
Gerçek makam koltuklarda değil, Allah katındaki derecelerdedir.
Ve unutulmamalıdır ki...
İtibar uğruna imandan tasarruf edenler; sonunda ne itibarlarını koruyabilir ne de imanlarını...


NOT: İtibar uğruna NATO zirvesine katılan liderlere silah hediye Eden Sn Cumhurbaşkanı'na zirveye Katılan liderlerin dönüşü Kıbrıs ta Rumlar tarafından yapılan bildiriye imza koyup Türkiye'yi suçlu ilan etmeleri oldu.

Selam ve Dua ile