Din...

Allah'ın insanlığa indirdiği son nizam...

Ne bir partinin seçim bildirgesidir...

Ne de sandıkta oy devşirmek için kullanılacak bir propaganda malzemesidir.

Fakat ne gariptir...

Ne zaman seçim rüzgârı esmeye başlasa, uzun zamandır sesi duyulmayan bazı kavramlar yeniden meydanlara çıkıyor.

Bir gün hafızlar konuşuluyor...

Ertesi gün mescitler...

Sonra sabah namazı buluşmaları...

Ardından İslamî hassasiyetler...

İnsan ister istemez durup düşünüyor:

Allah'ın dini gerçekten yeniden mi hatırlandı, yoksa sandığın yolu mu görünmeye başladı?

Biz kimsenin kalbini yarıp niyet okuyacak değiliz.

Çünkü kalpleri bilen yalnız Allah'tır.

Fakat takvime bakmasını da biliriz.

Takvim bazen kürsülerden atılan en gür sloganlardan daha doğru konuşur.

Yirmi dört yıl boyunca Yasama Ve Yürütmeyi Elinde Bulunduran İktidarın Karnesine Baktığımızda Her seçim sandığı kapıya konmaya yakın zamanda konuşulmayan DİN veya dini hassasiyete sahip meselelerin, peş peşe bugün gündeme geldiği ve bugünlerde de gündeme gelmesi elbette her Müslümanın zihninde aynı soruyu uyandıracaktır:

Neden şimdi?

Kur'an bugün inmedi...

Sünnet bugün gelmedi...

Mescitler bugün keşfedilmedi...

Hafızların değeri bugün anlaşılmadı...

Allah'ın hükümleri de bugün değişmedi.

Öyleyse değişen nedir?

Değişen din değildir.

Değişen, dine yönelen siyasi ilginin zamanlamasıdır.

Müslüman, alkışlamakta acele etmez.

Çünkü Kur'an ona alkışlamayı değil, ölçüp tartmayı öğretmiştir.

Dün İslam'ın açık hükümleriyle bağdaşmayan nice uygulamaya sessiz kalanlar...

Bugün İslamî hassasiyetleri dillerinden düşürmüyorsa...

Müslüman bunu sorgular.

Bu sorgulama dine karşı çıkmak değildir.

Tam tersine dini, günlük siyasetin hesabından koruma gayretidir.

Çünkü Allah'ın dini, iktidarların güç kaybettiğinde sığınacağı son liman değildir.

Allah'ın dini; iktidarı da muhalefeti de, yönetenleri de yönetilenleri de hesaba çeken ilahî ölçüdür.

Kimse kusura bakmasın...

Müslümanın hafızası seçim meydanlarında dağıtılan broşürler kadar ince değildir.

. Müslümanın hafızası, seçim meydanlarında dağıtılan vaat broşürleri kadar ince değildir.

Bu millet, dün söylenmeyeni bugün söyleyenlere değil...

Dün yaşamadığını bugün anlatanlara değil...

Dün sustuğu yerde bugün haykıranlara değil...

Sözüyle ömrü aynı istikamette yürüyenlere itibar eder.

Çünkü biz, sandığın değil secdenin ümmetiyiz.

Bizim kıblemiz seçim otobüsleri değildir.

Bizim rehberimiz kamuoyu araştırmaları değildir.

Bizim ölçümüz; Allah'ın kitabı, Resûlü'nün sahih sünnetidir.

İşte bunun içindir ki soruyoruz...

Bugün dillerden düşmeyen bu İslamî hassasiyetler...

Seçim bittiğinde de aynı cesaretle savunulacak mı?

Mescitler yine konuşulacak mı?

Kur'an yine baş tacı edilecek mi?

Yoksa seçim afişleri sökülürken, bu söylemler de duvarlardan kazınır gibi sessizce hayatımızdan çekilip gidecek mi?

Biz bekleyeceğiz...

Çünkü zaman, en büyük şahittir.

Evet bir daha hatırlatayım Bizim ölçümüz; Allah'ın kitabı ve Resûlü'nün sahih sünnetidir.

Onun için bugün alkış istemeden önce şu soruya cevap verilmelidir:

Yirmi dört yıl boyunca neden beklendi?

Hafız Bakanlar Atanması, Madem bunlar doğruydu...

Neden daha önce yapılmadı?

Okullarda Mescid zorunluluğu, Madem bunlar bu milletin özlemiydi...

Neden bugüne kadar ötelenip durdu?

Bu soruların sorulması kimseyi rahatsız etmemelidir.

Çünkü hesap sormak, müminin hakkıdır.

Asıl rahatsız olunması gereken, dinin seçim takvimine göre konuşuluyor görüntüsü vermesidir.

Bugün mescit konuşuluyorsa sevindiricidir.

Bugün Kur'an konuşuluyorsa sevindiricidir.

Bugün hafızlara değer veriliyorsa sevindiricidir.

Ama asıl sevinç, bunların seçimden sonra da aynı kararlılıkla devam ettiğini görmek olacaktır.

İşte o zaman kimse "Neden şimdi?" diye sormaz.

İşte o zaman insanlar zamanlamayı değil, samimiyeti konuşur.

Çünkü samimiyet; seçim atmosferinde söylenen sözlerle değil, zor zamanda gösterilen istikametle anlaşılır.

Ve son sözümüz şudur:

İslam, seçim meydanlarında hatırlanacak kadar küçük değildir.

Kur'an, oy kazandıran bir slogan değildir.

Secde, sandığa giden yolun basamağı değildir.

Allah'ın dini, dün de azizdi...

Bugün de azizdir...

Yarın da aziz olacaktır.

Kim onu gerçekten yüceltmek istiyorsa, bunu seçim takvimi yaklaşınca değil; ömrünün her gününde göstermelidir.

Çünkü sandıklar kapanır...

Afişler sökülür...

Miting meydanları boşalır...

Fakat Allah'ın huzurunda ne sloganlar kalır ne alkışlar.

Orada sadece niyetler ve ameller konuşur...

Özetle..."Din; seçimi kazanmanın aracı değil, kazananı da kaybedeni de hesaba çekecek olan Allah'ın hükmüdür."

Selam ve Dua ile.