Modern zamanın sahte ışıkları altında, ruhu kararan bir neslin ayak seslerini duyuyor musunuz?
Sokaklar kalabalık ama gönüller ıssız.
Ekranlara hapsolmuş gözler hakikate kör,
popüler kültürün
esiri olmuş kulaklar ilahi sedaya sağır.
Peki, bu yangının çırasını kim tutuşturdu?
Kuşkusuz, sormamız gereken ilk soru budur:
Emanet nerededir?
Evlerimizi konforla doldurduk ama huzuru kapı dışarı ettik. Çocuklarımızın midesini en pahalı azıklarla doyururken, ruhlarını aç bıraktık.
Şu gerçek çok iyi bilinmelidir ki Çocuğunun eline tablet tutuşturup köşesine çekilen her ebeveyn, evladının zihnini küresel bir pazar yerine meze yapmıştır.
Siz "çocuğum oyalanıyor" sanırken, o ekranların arkasındaki devasa çarklar evladınızın mahremiyetini, hayasını ve vaktini öğütmektedir.
Sokaktaki tehlikeden sakındığınız ciğerparenizi, odasının kuytusunda dünyanın en kirli zihinlerine teslim etmek hangi aklın kârıdır? Cevap verebilirmiyiz?
Kendi ellerinizle beslediğiniz bu dijital canavar, yarın size "İTAAT" değil, yabancılaşma ve isyan kusacaktır.
Ebeveynler yetiştirmek için evladınız için aşk olan "Rızık" Endişesi mi, "Rızâ" İhmali mi?
Rabbimiz açıkça ihtar eder:
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun..." (Tahrîm, 6).
Unutmayalım ki Ebeveyn olarak Bizler sadece rızık taşıyıcıları değil, ebedi hayatın muhafızlarıyız.
Ne acıdır ki Bugün anne babalar, evlatlarının matematik notu düştüğünde gösterdikleri tepkinin binde birini, o evlat namazı terk ettiğinde göstermiyorlar.
Kurslardan kurslara koşturulan, test kitapları arasında boğulan nesil; "KİMSİN ?" sorusuna sadece "MÜHENDİSİM veya Elde ettiği SIFAT" diye cevap veriyorsa, ruhunu kaybetmiş bir ceset yetiştirmişsiniz demektir.
Bir diploma uğruna feda edilen secdelerin hesabını, hangi rütbe veya maaş çekip alabilir o ateşin içinden? hiç düşündünüz mü
Günümüzde gençlik, aynalara tapınan ve görüntüsünü kutsayan bir cinnetin eşiğinde. Marka tutkusuyla prangalanmış, popüler figürlerin kılık kıyafetine bürünmüş bu kitle, "KİMLİK" arayışını vitrinlerde sürdürüyor.
Anne babalar ise bu israf ve gösteriş yarışına sponsorluk yaparak, evlatlarının ruhundaki "TAKVA" elbisesini kendi elleriyle yırtıyorlar.
Edep deryasından bir damla nasiplenmemiş, hayayı "GERİCİLİK" sanan bir nesil peydah olduysa; suç, onlara örnek olması gereken ama kendisi de o sahte dünyanın büyüsüne kapılmış ebeveynindir.
Kendi ruhu köle olanın, evladına hürriyet davası aşılaması sadece trajik bir komedidir.

Fıtratın bu vebal altında Çığlık atıyor,
Fıtrat bozuluyor, farkında mısınız?
Cinsiyetsizlik dayatmalarından inançsızlık girdaplarına kadar her türlü ifsat projesi evlerimizin tam ortasında cereyan ediyor.
Siz susarken onlar konuşuyor, siz uyurken onlar evladınızın kalbine zehir akıtıyor.
Efendimiz (s.a.v) buyuruyor:
"Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz." (Buhârî).
Sahih sünnetin o vakur ve dimdik duruşunu sergilemekten aciz kalan korkak ebeveynler, yarın dizlerini dövdüklerinde tarih onları "EMANET HAİNİ" olarak kaydedecektir.
İyi bilinmelidir ki;
Gençlik bir aynadır; o aynada gördüğünüz kırıklar, aslında sizin ellerinizdeki çatlaklardır.
Eğer bugün evladınızın kalbine ALLAH korkusunu değil de dünya hırsını ilmik ilmik işlediyseniz, yarın o evladın elleri yakanıza yapıştığında sakın "NEREDE BU GENÇLİK?" diye sormayın.
Çünkü siz, kendi ellerinizle yetiştirdiğiniz Ahtapotların kurbanısınız. ve yetiştirdiğiniz neslin katilisiniz;
Şunu hiç bir zaman aklin(m)ızdan çıkarmayın, bugün imza attığınız konforlu ihmalleriniz, yarın cehenneminize odun taşımaktan başka bir işe yaramayacaktır...
Selam ve dua ile.