banner37
banner38

Eğitimin içinden gelen biri olarak naçizane değerler eğitiminin doğru uygulanmadığı kanaatindeyim. Bu demektir ki biz çevremize değerler konusunda iyi örnek olmuyoruz. Değerli gördüğümüz, bildiğimiz yaşadığımız her şey bizim vazgeçilmezimizdir. O zaman konumuz sınırları belli olmayan, kişiden kişiye değişiklik gösteren, uğruna bazen tatlı canımızdan bile vazgeçeceğimiz olgulardır.

Şimdi başlayalım eğitimde bizim için değerli olan nedir sorusunun cevabını aramaya. Mustafa Kemal ATATÜRK “Muallimler: Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” der. Özgür düşünmenin eğitimdeki yeri ve önemini anlatmaya çalışmıştır. Özgürlükleri için Türk milleti bin yıllardır mücadele etmektedir. Hiçbir zaman esareti kabullenmeyen milletimiz gelecek nesillerine özgür bir ülke bırakmak için uğraşı vermektedir. Özgürlük milletimiz için vazgeçilmez bir değerdir.

Düşüncelerine her zaman önem verdiğim Rahmetli Doğan CÜCELOĞLU hocam bir seminerinde şöyle bir örnek vermişti değerler eğitimi için.” Şuraya bir ekmek bırakayım onu ayağıyla bile bile çiğneyene 100 Dolar vereceğim var mı çiğneyen dedi. “Ancak cevap alamadı. Döndü dinleyenlerine “İşte değerler eğitimi budur.” Dedi. “Kutsalını çiğnememek ve hatta çiğneyeni hoş görmemektir.” Yine bizim için kutsalımız milli değerlerimiz, vatan toprağımız , dini değerlerimiz, ailemiz, doğruluğumuz, dürüstlüğümüz hakka –hukuka saygımız vatanımız, kültürümüz, bayrağımızdır. Bunları korumak geliştirmek, sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmak en büyük emelimiz olmalıdır.

Doğruluk, dürüstlük, kul hakkına saygı göstermek yalan söylememek en büyük erdemlerdir. Temeli aile olan toplumlardaki en büyük bozulma sebebi ebeveynlerin doğruluktan uzaklaşmalarıdır. Başkalarının hakkına saygısızlık etmek, şahsi menfaatleri için olumsuz davranışlar göstermek, kanunen yasaklanmış fiilleri işlemek; tabiri caiz ise değersizleşmektir. Bebeklik döneminden itibaren çocuklar ağlamasın diye ekran önüne koyup kendilerini rahat ettiren aileler, çocuk bir an önce doysun diye kocaman çocukları elle besleyen büyükler, kendi yanlışlarını doğruymuş gibi daha vahim hatalara yol açmaktadırlar. Bu şekilde davranan ebeveynler büyüyünce karşılarına çıkan tembel, beceriksiz küçük şeyler için bile yalan söyleyen çocuklarını doğru yetiştiremediklerinde hatalı aramamalıdırlar. Çünkü eğitim ailede başlar çocuk en iyi 0-2 yaş aralığında öğrenir. Bu nedenle konuşmalarımız ve yaptıklarımız; yaşadıklarımız ve yaşattıklarımız her şeyde doğruluk-dürüstlük-çalışkanlık, hakka hukuka riayet etmek insanı insan yapan değerlerdir.

İngiltere’de bir belediye otobüsünde yaşanan bir anekdot değerler eğitimine çok önemli bir örnektir. Şöyle ki “Londra’da otobüse binen bir Müslüman yolculuk ücretini şoföre verir, para üstünü alır; ancak aldığı parada bir gariplik vardır. Şoföre dönüp beyefendi siz bana para üstünü fazla verdiniz. Ben size bu kadar çok para vermemiştim.” der.” Şoför fazla verdiği parayı tebessüm ederek geri alır ve der ki:” Sen bu fazla parayı vermeseydin giyiminden kuşamından Müslüman olduğun belliydi ben de Müslümanların doğruluk ve dürüstlük değerlerinin zayıf olduğunu düşünecektim” der. Müslüman” Allah’ım sana çok şükür kendimle birlikte temsil ettiğim Müslüman toplumunu da doğruluk ve dürüstlük erdemlerinden ayırma” der.

Bireylerin eğitiminde “Ağaç yaş iken eğilir.” Değerler eğitiminin doğumdan itibaren verilmesi gerektiği atasözünden de anlaşılmaktadır. Bizler çocuklarımıza doğruluğu öğütlerken aynı zamanda “ELİF” gibi dosdoğru olmalıyız. Aksi takdirde yetişen nesillerimizi yok olmaktan kurtaramayız. Yine dürüstlük bir toplumun temeline yayılmadıkça o toplumun yaşamını sürdürmesi beklenemez. Adaletiyle ün salmış dört halifeden biri olan Hz. Ömer” Dürüstlük pahalı bir mülktür; her insanda bulunmaz.” der. Dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu anlatır.

Özellikle küreselleşen dünyada yaşanan sorunlarla birlikte değerler eğitimi daha da önem kazanmaya başlamıştır. Eğitim politikalarında da ciddi düzenlemelere gidilip bu değerlerin eğitimin bir parçası haline getirilmesi bir zorunluluk oluşturmaktadır. Çünkü ahlaki buhranların yaşandığı günümüz dünyasında bir toplumun veya bireyin değerlerden yoksun kalması demek onu ayakta tutan bütün dayanaklarının gitmesi demektir.                                                                  

                                                                         

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol