Türk insanının doğasından kaynaklı olsa gerek.
Bir yerde bir problem varsa bunu çözümden sorumlulara nazik bir dille ve birebir aktardığınızda hemen not alır gibi görünürler, “Tabi ki ilgilenelim, çözelim.” deyip de günü kotarırlar.
Ortamdan ayrıldıktan sonra siz bekler, takip edersiniz; günler, haftalar hatta aylar geçer ama bir adım bile atılmadığını bir kez daha tecrübe edersiniz.
Sonra asıl olması gerektiği şekilde davranır, konuyu köşelerinize ya da sayfalarınıza taşırsınız bu sefer de tu kaka ilan edilirsiniz.
Her yiğidin bir yoğurt yeme şekli vardır.
Biz de yoğurdu yıllardır böyle yemeye gayret gösteriyoruz.
Bir yerde bir sıkıntı, bir problem veya ele alınması gereken bir konu varsa ona gazetemizde yer vermeden önce muhataplarına bildiriyor gereğinin yapılmasını bekliyoruz.
Çünkü bağbancıyla işimiz yok, amacımız: üzüm yemek.
Gereği yapılıyorsa ne ala, yapılmıyorsa biz gereğini yapıyor konuyu kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Bu kez de tabiri caizse dizlerine vurup duruyorlar.
Farklı vesilelerle Vali Sayın Numan Hatipoğlu ile bir araya geldiğimizde şehrimizle alakalı aktardığımız birçok konu oldu.
Bunu kimi zaman Kent Konseyi Başkanı hüviyetimizle kimi zaman da gazeteci veya bir Elazığlı kimliğimizle aktardık.
Ancak ne yazık ki istisnalar hariç aktardığımızla kaldık.
Bunları bir bir bu köşeden zat-i devletlularına lisan-ı münasiple hatırlatmaya çalışacağız.
İlk olarak kültür varlıklarımızdan biri olan Malatya yolu üzerindeki asırlık değerimiz: HANPINARI ÇEŞMESİ’ini hatırlatayım.
Bu çeşme yüzlerce kültür varlığımızdan sadece bir tanesi.
Çeşmenin varlığından kimler haberdar kimler değil bilmiyoruz ama, Sayın Valimiz dahil ilgili olması gereken herkesin bu çeşmeden de çeşmenin içler acısı durumundan da haberlerinin olduğunu biliyorum.
Yıllar önce bu çeşmeyi Kanal23 Televizyonu bir araştırma dosyası olarak ele almış, Eğitimci, Yazar aynı zamanda tarihçi de olan Sayın Vehbi Coşkun hocamız MEDYA ANALİZ programında detaylarıyla gündeme taşımıştı.
Yanılmıyorsam Sayın Vehbi Coşkun hocanın yaptığı program sayesinde 19.09.2014 tarih 2518 numarasıyla tarihi çeşme tescillendi.
“Tarihi HANPINARI ÇEŞMESİ ile alakalı Türkiye Kültür Portalının anıtlar kültür envanteri kayıtlarında şu bilgiler var…
Birinci derece anıtsal koruma altında olan HANPINARI ÇEŞMESİ Eyvan tipinde bağımsız çeşme grubunda yer almakta olup dikdörtgen planlıdır.
Çeşme, Elazığ-Malatya Karayolunun 7. kilometresinde, Sürsürü Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Yapının kuzey cephesi üzerinde, H.1311/M. 1892-1893 tarihli tamir kitabesi yer almaktadır.
Kitabenin tercümesini yapan Cahit Kent, Hanpınarı Çeşmesi'nin dönemin Valisi Hasan Bey tarafından aslına uygun olarak onarıldığını ve Zehra Hanım adında bir bayan tarafından daha önceki tarihlerde inşa ettirildiği belirtilmiştir.
Suyu akmayan çeşme günümüzde kullanılmamaktadır.
Yatay dikdörtgen planlı, eyvan tipli, tek cepheli ve bağımsız yapı grubundadır.
Yuvarlak olan eyvan kemeri düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.
Yan ve arka cepheler ise moloz taştan inşa edilmiş olup son dönemlerde beton sıva ile kaplanmıştır.
Kemerin orta kısmında üzengi noktası üzerinde kilit taşı bulunmaktadır.
Yapının kuzey cephesinde, suyun çıkışını sağlayan lülenin yerinde özgün olmayan metal boru bulunmaktadır.
Lülenin hemen üzerinde ise yine özgün olmayan siyah mermerden yapılmış tas nişi yer almaktadır.
Kuzey cephede bulunan kitabe 45x75 cm ölçülerine sahiptir.
Çeşme, son dönemlerde yapılan imar çalışmaları ile birlikte yol kotunun altında kalmıştır.
Üstten düz damlı olan yapı içten tonozludur.
Kaynaklarda yapının Karayolları 8. Bölge Müdürlüğü tarafından onarıldığı belirtilmiştir.
Söz konusu tarihi değerimizle alakalı kıymetli büyüğüm, (ki kendileri şehrin tarihi ve kültürel envanterine fazlasıyla hakim) Sayın Sedat Çağlayan ağabeyim Kent Konseyi olarak bu konuya bir alaka göstermemizi rica etmişti.
Tabi rica ederken de konuyu ilgili her yere bildirip gereğinin yapılması hakkında talepte bulunduğunu da aktarmıştı.
Sayın Çağlayan ağabeyimle konuştuktan hemen sonra çeşmeye tekrar gidip içler acısı durumunu resmettim.
Anıtlar envanterinde verildiği bilgilerde olan birçok detayı yok edilmiş.
Envanterde suları akmıyor denilmiş ama aslında suların akmama nedeni çeşmenin hemen üstünde bulunan fidanlık satış alanı tarafından suların çekilmesinden kaynaklı.
Envanterde bahsedildiği gibi bölgede yapılan yol çalışmalarından dolayı çeşme kottan dolayı yolun altında bir seviyede kalmış.
Eyvan tipli çeşmenin iç duvarlarındaki bir kaç taş düşmüş ya da birileri tarafından kasıtlı çıkartılmış.
1892’lerden günümüze kadar gelen bu tarihi değerimiz bir başka şehirde olsa emin olun ki etrafında farklı güzellemeler yapılıp restore edilerek turizme kazandırılırdı.
Hiçbir şey yapmasalar bile sadaka-i cariye olarak bunun bizlere kadar gelmesine vesile olan ecdadın emeğine saygı olarak o çeşmeden suları akıtır yoldan geçenlerin o sudan istifade ederek ecdada dua etmelerini sağlar.
Konuyu ilimiz Valisi Sayın Numan Hatipoğlu ile ELMİYAD’ın davetlisi olarak geldikleri toplantıda kendileriyle paylaştığımda ilgileneceklerini ve gereğini yapacaklarını söylemişlerdi.
Bu toplantıdan uzun bir süre önce de Sayın Vali’ye şehrin kültür envanteri ile ilgili başlatılmış çalışmaların sıradan mazeretlerle akamete uğradığını, Batman gibi iller yeni vilayet olmalarına rağmen çok kapsamlı envanterleri varken Elazığ gibi tarihi ve kültürel zenginliği zirvede olan bir kentin envanterinin olmaması büyük bir eksiklik demiştim.
Kent Konseyi ziyaretlerinde yürütme kurulu üyelerimizle olan toplantıda Sayın Vali ilgileneceğini bu bağlamda İl Kültür Müdürüne gerekli talimatları vereceklerini salık vermişti.
Ancak İl Kültür Müdürü Sayın Ahmet Demirdağ’a birkaç gün önce sorduğumda Sayın Valinin kendilerini aramadığını söylemesi doğrusu yazımın ilk başında ifade ettiğim cümleleri bir kez daha tecrübe ettirdi:
“Türk insanının doğasından kaynaklı olsa gerek. Bir yerde bir problem varsa bunu çözümden sorumlulara nazik bir dille ve birebir aktardığınızda hemen not alır gibi görünürler, “Tabi ki ilgilenelim, çözelim.” deyip de günü kotarırlar. Ortamdan ayrıldıktan sonra siz bekler, takip edersiniz; günler, haftalar hatta aylar geçer ama bir adım bile atılmadığını bir kez daha tecrübe edersiniz.”
Dedim ya bazen bir şeylerin düzelmesi için yazmak, kırıp dökmek lazım ama biz yine de devlet kurumlarının ciddiyetine halel getirmeme adına aldığımız devlet ve aile terbiyesi gereği önce şifahi olarak kendilerine arz etmeyi uygun görüyoruz.
İki gün önce Milli Eğitim Müdürü okul müdürleri ile yapmış olduğu toplantıda bazı şeyleri basından değil sizlerden duyalım demişti: çok doğru.
Ama Sayın Müdür bilmeli ki basında çıkmadan önce bazı şeyler basın mensupları tarafından ilgilisine özel olarak duyuruluyor.
Zamanla kendileri de bunu müşahede edecekler ama ne yazık ki bu tür davranışlar bu şehirde geleneksel hale gelmiştir.
Yazının özüne dönersek Sayın Valim başta olmak üzere ilgili ve yetkililere bir kez de buradan seslenelim: an itibariyle tarihi not düşülmüştür HANPINARI ÇEŞMESİ ile alakalı.
İvedi olarak gereği yapılmalıdır. Aksi takdirde günü geldiğinde yaptıklarınızı anlatırken yapmadıklarınızı neden yapmadınız diye yüzünüze vururuz.