banner28
banner29

1970’li yılların sonu 1980’li yılların başlarında evlerimizde bulduğumuz bütün kovalar, şişeler, bidonlar, mutfaklarımızdaki çoğu kaplarımız su dolu dizilirdi.

Çünkü sular sık sık kesilirdi. Toplama su ile ne kadar yapılabilir ise; banyo için kulağımız su sesinde idi ve su akmaya başlayınca banyo faslı acele başlardı.

O yıllarda bulaşık makinası zaten yoktu.

Yerli bulaşık makinası 1993 yılında hayatımıza girmişti.

Yabancı üretim bulaşık makinasını kullanım da 1990 yılı başlarıydı.

Bulaşıklar tezgâh üzerinde de bekletilemeyeceğine göre o kısıtlı şartlarda yıkanıyordu.

Hatırlıyorum bulaşıkların bir su yağı alınır, iki ayrı su deterjan ile yıkardık, üç ayrı kapta da durulardık.

O durulama içimize sinmese de mecburduk.

Çünkü bazen 3 gün su gelmezdi.

Eğer su normal akarsa yıkanan bulaşıklar tekrar yıkanırdı.

Şehir merkezinde musluklardan akan suyu görmek mutlu ederdi.

Aradan 40 yıl gibi bir süre geçti.

Teknolojinin çok iyi kullanıldığı, iş makinalarının modernleştiği, işlerin daha hızlı yapıldığı otomasyon çağındayız.

Ama maalesef bu yıl mutfağımızdaki tablo 40 yıl öncesinin benzeri gibi. Köy evi gibi su doldurulmuş şişeler, bidonlar mutfağımızda, balkonumuzda dizi dizi.

Çünkü her an su kesilebiliyor.

Sular aktığı zaman da oldukça tazyiksiz olduğu için çamaşır makinası, bulaşık makinası neyse ki kendilerini korumaya alarak çalışmalarını kesiyorlar.

Artık çamaşır makinasını çalıştıracağımız günü, temizlik yapılacağı günü biz değil, suyun akar durumu belirliyor.

185 su arızayı aradığımızda görevlinin verdiği cevap “Arıza var, arıza gideriliyor.” Elbette inanıyoruz.

Öncesini bilemem ama bir aydır yaşadığımız mahallede bu arıza neymiş ki köklü çözüm bulunamadı.

Önceden su yeterli değil deniyordu. 16 Haziran 2020 günkü basında Hamzabey Barajı içme suyu ana isale hattının Karşıyaka arıtma tesisinden Doğukent depolarına ulaştıran 5 km’lik hat çalışmalarının tamamlandığını, depolara gelen suyun analiz çalışmasından sonra evlere ulaştırılacağı haberini okumuştuk. 

Sanırım analiz yapılmıştır aradan 45 gün geçti.

Acaba Doğukent depolarına ulaşan suyun mahalleye faydası olmayacak mı?

Zaten mahallenin yıllardır ihmal edildiğini anlatmaya, yazmaya, sesimizi iletmeye çalışıyoruz.

Şu an Elazığ Belediyesi otobüs garaj karşısındaki bahçeli evimizin bahçesinde oturuyoruz.

Saat 24.00 sıraları. Defalarca dile getirdiğimiz halde aynı tas, aynı hamam, aynı tarak derler ya bu konu da öyle. Otobüsler garaja birer birer giriyorlar.

Toz dumana katılıyor. Her giren araca kapılarının açılabilmesi için kompresör çalıştırılarak hava veya gaz basılıyor. Ses kirliği, toz kirliği buluşunca gel de havanın en temiz saatinde bahçende otur!

O kadar gürültü var ki ev bahçesinde bu durumda konuşmaları işitmede bile sıkıntı yaşanıyor.

Sabahın erken saatlerinde önceden kuş seslerini zevkle dinlerken şimdi otobüs motorlarının çalışma sesleri.

Saat 05.30 gibi araçlar yine önce rölantide bir süre çalıştırılarak garajdan çıkıyorlar.

Çekilecek çilemiz mi vardı acaba?

Bu ses ve toz atmosferini yakından görmek için yetkilileri bahçemize kahve içmeye davet ediyorum.

Köy görünümlü Doğukent’e ve sakinlerine önceki yerel yönetim tarafından reva görülen demek ki müstakil evlerin 20 metre yakınına konuçlandırılan garaj idi. 

Belediyeye ait bu kadar alan varken bahçe özlemiyle burada yaşayanları kaçırmak için formül mü? Site sakinlerinin kandırılarak yerleştirdikleri garaja o zaman yeni düzen yapılmalı. 

Bazı otobüsler sabit sürekli aynı yerde duruyorlar.

Bari onlar evlere yakın bırakılsa, otobüslerin kompresöre bağlandıkları yere ses engelleyici duvar yapılsa…

İki hafta önceki (16.07.2020) yazımda aynı konulara değinmiştim.

O tarihlerde iş makinaları Prof. Dr. Mustafa Temizer Caddesinde asfaltlama çalışmaları yapıyordu.

O caddeyi dik kesen 72. Sokak yani önceki Belediye yönetiminin eseri olan garaj tel örgü boyunca 3 metre genişliğinde yer yine toprak. Elazığ’da gerçekten trafiğe nefes aldıran yollar ardı ardına açılıyor, tebrik ediyoruz.

Çalışmalar her bölgede yapılıyor, bulvarlar açılıyor, uçak pisti görünümünde yollara sahip olması çok güzel.

Kuzey İmar yolu geçmiş yıllarda teslim edilen yolun bir kısmı hariç, yol boyunca çok kaliteli asfalt ile trafiğe açıldı.

Bu kadar yollar yapılırken; gerçekten ihtiyaç olan kısa bir sokak boyunca 3 metre genişliğindeki asfaltlama çalışması kaçıncı plana alındı acaba? Sokak çok geniş değil.

Tenha olduğu için araçlar oldukça hız yapıyorlar.

Geçmiş yıllarda evinin önünde park eden araçlara çarpanları bildiğimiz için doğrusu aracını yol kenarına bırakan herkes tedirgin.

Oysa 3 metre genişlik asfaltlansa bu risk de ortadan kalkacaktır.

Artık yerel yönetimlerden yıllardır beklentimiz olmadığı için de kendi evimizin karşısına yolun karşısına zaten çakıl döktürmek zorunda kaldık.

Bu köşe yazısını okuyanlar belki anladıkları için değil, anlamak istedikleri için yanlış yorumlayabilirler.

Ben evimin bahçesine ya da kapımın önüne özel hizmet talep etmedim, etmem de.

Belediyeden istediğimiz hizmet Elazığ’ın en güzel planlanan yerleşkesi Doğukent Mahallesi için.

Yol kötü o sokakta oturan herkes için, otobüs durağı ses kirliliği bu sitede bu sokakta oturan herkes için, su kesintisi bu mahallede oturan herkes için sorundur.

Mahalleye hizmet bizim derdimiz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol