lkede herșey ne kadar da çabuk değişiyor.

Gündemin hızına uyak uydurabilmek hiç kolay değil.

Haftalardır gündemde Sedat Peker'in izlenme rekorları kıran videoları var.

Medyada, basında bu açıklamaların yansımaları çokça konuşuldu, konuşuluyor...

İktidar partisini zor durumda bırakan açıklamalar, halkın iktidara olan güvenini de bir nebze sarsmışa benziyor.

Kapalı kapılar ardında olup bitenlerin etkisi ve her yeni güne bir șok dalgasıyla uyanmak, neredeyse kanıksanan türden hadiselere dönüştü...

Bu açıklamaların ne kadarı doğru, ne kadarı uydurma bilmiyoruz elbette.

Ama bildiğimiz şey, dönen kirli dolapların artık kabak tadı verdiği...

Bir de iktidara yakın olan Özıșık kardeşlerin içine düştükleri durum var ki, hepsinden acı...

Özıșık kardeşlerin haftalar sonra ortaya çıkıp bu iddialar için karșı videolar yayınlayarak, kendilerini aklama ve takipçilerini yeniden kazanma çabalarını izledik uzun süre...

Onlara inananlar da var, inanmayanlar da...

Ama Hadi Özıșık'ın Sedat Peker'le nargile içerken yaptığı görüntülü telefon görüşmesi sanırım uzun süre hafızalarda kalacağa benziyor.

'Güven ve şeref gibi değerler, 'siyaset' kavramıyla bu ülkede hiçbir zaman yan yana durmadı.

Bunu biliyorduk bilmesine ama doğrusu bu kadarını kimse tahmin etmiyordu.

Bal tutan parmağını yalar, anlayışını kanıksayanlar, balın sadece parmaktan damlamadığını da artık biliyorlar.

Aziz Nesin'in Zübük romanındaki halk-siyasetçi ilişkisinin, geçen yarım yüzyılda pek de değişmediğini görüyoruz.

Bu ülke ne Zübükler gördü...

Selin vurduğu seraları gezerken ayakları çamur olmasın diye halkın omuzlarında tașınan siyasetçilerden tutun da, kendisini elleri cebinde karşılayan vatandaşı, tartaklayan üst düzey yöneticilere kadar bir yığın absürt görüntü ve hikayeyle dolu bu ülkenin mazisi...

Partizanlik ve holigan boyutlarına varan körü körüne bağlılık, ülke siyasetinin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor...

Aristotales:"Sevdiklerinizle siyaset yapmayın.

Siyaset dostlukları zedeler, onlar yollarına devam eder, siz kaybettiklerinizle kalırsınız" sözünü sanki bizim ülkemiz için söylemiş.

Millet olarak bi silkinip kendimize gelmemiz gerekmiyor mu artık?

Halk, sırtına vurulan bu cehalet semerinden ne zaman kurtulacak acaba, diye sormak geliyor insanın içinden...

Siyasetçiler içinse söylenecek çok şey var ama üstadın dediği gibi: "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" türünden bir çıkmaza giriyor insan...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol