Bu Şehir Suni gündemlerle oyalanmaya çalışılırken O suni gündemleri oluşturanlar kalkıp gerçek gündemi halktan saklamaya çalışıyor.
Bir Abe tartışması almış başını gitmiş.
Ermeni Agop siyaseti güden Gürsel Erol Kendine Bu şehrin Abesi payesini verip TBMM de şehrin diğer Mv lerini dizayn etmeye, O diğer Mv leride Gürsel Erol'un attığı oltaya takılan Balık gibi birbirlerine laf yetiştirme yarışına devam ederek İktidarın Halkın sağda solda dar gün için biriktirmeye çalıştığı Yastık altına göz koyduğu gerçeğini saklamaya çalışıyorlar.
Çünkü onların,Yani ne Gürsel Erol'un, nede iktidar partisi ve ortağı MHP nin Vekillerinin Şehri, şehir Halkının geleceğini düşünecek bir lüksleri yok.
Halk sefalete sürüklenirken, bu sefalete sürüklenme konusunda tek kelime etmemeleri zaten durumu resm ediyor.
Halka gelince onlarda bir kısım Kendi vizyonlarini sahneye çıkararak komisyon elde etme kavgasında olup Misyonu olmayan muhallif basının aktörleri tarafından gayet rahat kullanılmaya elverişli hale geldiler.
Neymiş efendim Kar yağmış Belediye kar temizleme konusunda yetersiz kaldığı için salvo atışlarla Belediye Başkanına saldırmaya devam ediyor.
İnsanlar akledip Tüm bu gündemlerin gelip geçici olduğunu fakat kendilerini bekleyen büyük bir tehlikenin farkına varma uykusundan bir tür uyanamayışı işin cabası.
Bu yazıda kapımıza dayanmış Cok büyük bir tehlikenin ayak seslerini okuyacaksınız.
Şimdi Tüm suni gündemleri yazıyı okuyana kadar askıya asıp dikkatle okumaya başlayın.
“Yastık altı” diye adlandırılan altın, döviz ve fiziki mücevher birikimi Türkiye’de yalnızca bir tasarruf tercihi değil; devletin erişemediği, vergilendiremediği ve yönlendiremediği büyük bir finansal rezerv anlamına gelir.
İktidarların –özellikle son yıllarda– bu alanla ilgili yürüttüğü “oyun” üç katmanlıdır:
TESBİT,
YÖNLENDİRME ve ÇEKİM.
Gelin bu mekanizmayı açık biçimde birlikte gözlemleyelim.
Özetle;
İktidarın iştahını kabartan kayıt dışı servetin kaynağı
Türkiye’de yastık altı birikim:
Halkın Enflasyona karşı korunma refleksi,
Banka ve devlet sistemine olan Güvensizlik nedeniyle Vergi görünürlüğünden kaçınma,
Nesiller arası geleneksel altın kültürü
üzerine kuruludur.
Tahmini büyüklük:
Altında 4.500–5.000 ton civarı,
Buna ilaveten Döviz ve fiziki varlıklarla birlikte meblağın yüz milyarlarca dolar karşılığı olması
Ve Bu, devlet açısından:
Kullanılamayan iç kaynak,
Kredi genişlemesinde atıl duran rezerv olması
Cari açık finansmanında dışa bağımlılık
demektir.
O halde İktidarın temel hedefi
Yastık altındaki serveti gönüllü biçimde sisteme sokmak.
Ama bunu yaparken:
“El koyma” görüntüsü vermemek,
Güveni zedelememek,
Siyasal maliyet üretmemek.
Dolayısıyla doğrudan zorlama değil, psikolojik, finansal ve hukuki teşvik kombinasyonu kullanılıyor.
Daha onceleri Devlete güvenerek iki üç kez yastık altı ve divizlerini bozduran halk uygulanan faizli ve borç ekonjomisi sonucu oyuna geldiğini fark etmiştir.
Halkın oyuna geldiğini fark etmesi sonucu bu kez iktidar istedigini elde etmek için bazı araçlarla oyuna devam etmeye çalışıyor.
Bu oyunda kullanılan başlıca araçları şu şekilde özetleyebiliriz.
a) Altın ve döviz hesaplarına teşvik
Bankalara altın yatırana faiz veya getiri,
Fiziki altını kuyumcudan bankaya taşıma kampanyaları,
“Altın toplama günleri”.
Amaç: Fiziki varlığı finansal sisteme sokmak.
b) Kur Korumalı Mevduat (KKM)
Yastık altındaki dövizi bankaya getir,
Devlet sana kur riskini garanti etsin.
Bu doğrudan:
Dövizin piyasaya çıkmasını önleme,
Banka bilançolarını güçlendirme,
Merkez Bankası rezerv baskısını azaltma
operasyonudur.
c) Vergi afları ve varlık barışları
“Getir, sorgulamayız.”
Kaynağını sormadan sisteme dahil et.
Bu klasik bir gönüllü kayıt altına alma yöntemidir.
d) Kuyumcu ve altın ticareti regülasyonları
Altın ithalat kısıtları,
Rafineri lisans denetimleri,
Kuyumcularda kimlik zorunlulukları.
Amaç: Fiziki altın dolaşımını izlenebilir hale getirmek.
e) Dijitalleşme ve nakit baskılama
Nakit limitleri,
POS zorunlulukları,
IBAN izlenebilirliği.
Uzun vadede hedef: Fiziki parayı ve fiziki altını “istisna” hale getirmek.
Özetle devlet uyguladığı strateji ile şunu yapıyor:
“Yastık altını yasaklamıyorum.
Ama sistem içinde kalman daha kârlı, daha güvenli, daha kolay olsun.”
Bu bir zorla alma değil, davranış mühendisliği modelidir.
Peki burada Riskli eşik neresi?
Eğer: Enflasyon kontrolden çıkarsa,
Bankacılık sistemine güven sarsılırsa,
Vergi baskısı sertleşirse,
o zaman halk tekrar fiziki altına kaçar.
Bu yüzden iktidar:
Güveni diri tutmak,
Banka iflası görüntüsünden kaçınmak,
“El koyma” söylentilerini bastırmak
zorundadır.
Çünkü bir kez güven kırılırsa, yastık altı büyür, sistem dışı ekonomi genişler, devletin manevra alanı daralır.
Büyük resim
Bu yalnız Türkiye’ye özgü değildir. ABD, AB, Çin dahil tüm modern devletler:
“Fiziki servet → finansal sisteme bağlı dijital servet”
dönüşümünü hedefler.
Türkiye’deki fark:
Güven açığı yüksek,
Enflasyon kronik,
Altın kültürü güçlü.
Bu da süreci daha zor ve daha hassas kılar.
Son cümleyi net koyayım:
İktidarın yastık altı üzerine oynadığı oyun, el koymak değil; görünmez biçimde sisteme çekmek oyunudur.
Zor kullanmadan, teşvikle, regülasyonla ve psikolojiyle.
Ve bu oyunun kazananı, güveni yöneten taraf olur.
“Bu süreç nereye evrilir ve halk açısından risk nerede başlar?”
Devletin nihai hedefi şudur:
*Fiziki birikim *Bankacılık sistemi *Dijital kayıt *İzlenebilir servet
Bu zincir tamamlandığında:
Vergilendirme kolaylaşır,
Para politikası etkili çalışır,
Kayıt dışı ekonomi daralır,
Devlet borçlanmadan iç kaynak kullanabilir.
Bu, modern mali devletin “olmak zorunda olduğu” noktadır.
Dolayısıyla süreç şu yöne evrilir:
Altın ve nakit istisna, banka ve dijital varlık standart hale gelir.
Bunun ardından yüksek ihtimalle şunlar sırayla gelir:
*Nakit kullanım limitlerinin daha da düşmesi
*Kuyumcuda kimliksiz işlem bitmesi
*Altının bankada saklanmasının teşvik edilmesi
*Fiziki altın alım-satımına vergi veya masraf yüklenmesi
*Dijital TL veya merkez bankası dijital parası
*Vergi denetiminde yapay zekâ entegrasyonu
Bunların her biri: “Yastık altını zorlaştır, sistemi kolaylaştır” mantığıdır.
Halk açısından risk, paranın görünür hale gelmesiyle değil; görünür hale geldikten sonra hukuk güvencesinin zayıf olmasıyla başlar.
Buda şu demektir. Halkın artık birikim yapması mümkün değil, zira Dijital para Süreli olacak belirlenen süre sonunda Geçersiz sayılıp yeni bir Dijital para devreye girer.
Oyun oldukça büyük bu oyunun mimari olarak iklim yasası mı Küresel savrulma mı? Üst başlıklı yazımda belirtilecek.
Selam ve dua ile



