Meçhule Yazılan Dizelere Açılan Bir Kalp Kapısı
Bazı kitaplar vardır; yalnızca okunmaz, hissedilir.
Bazı dizeler vardır; satırlardan çıkıp insanın kalbine yerleşir.
Kırmızı Çatı Yayınları tarafından yayımlanan “Meçhule Yazılan Şiirler” tam da böyle bir eser olarak sesleniyor okurlarına.
Şiir, insanın kendine açtığı en samimi penceredir. Söylenemeyenlerin, bastırılan duyguların, yarım kalan cümlelerin kelimelere bürünmüş hâlidir. Çünkü şiir yalan söylemez; söyleyemez. En saf duyguların, en çıplak hâliyle kâğıda dökülmesidir.
Kitabın arka kapağında okura şöyle sesleniliyor:
“Sevdiğimiz kişiyle aşkın doruklarını yaşarız.
Bazen de karanlık dehlizlerinde kayboluruz…
Kitabımızda aşkın dört mevsimini yaşadık.
Okurlarımızın da yaşamasını istedik.”
Gerçekten de bu kitapta aşk tek bir renkten ibaret değil. Güneşi de var, ayazı da… Pusuyu da anlatıyor dizeler, yağmuru da. Çünkü aşk dediğimiz duygu, her zaman bahar değildir; kimi zaman insanın içini yakan bir yaz, kimi zaman kalbi titreten bir kıştır.
Hakan ve Pelin’in aşk hikâyesinden yola çıkılarak hazırlanan bu şiir kitabı, iki insanın birbirini severken kaybetmesini, ayrılıktan sonra başlayan yürek yangınlarını anlatıyor. Kavganın, suskunluğun, pişmanlığın ve özlemin satırlara dökülmüş hâliyle karşı karşıya bırakıyor bizi.
Şairin kaleminden dökülen şu dizeler ise kitabın ruhunu özetler nitelikte:
“Bu şiirler yüreği sevgiyle çarpanlara yazıldı.
Bu şiirler penceresi açık olanlara yazıldı.
Bu şiirler aşk acısından muzdarip olanlara yazıldı.
Bu şiirler aklı ile kalbi arasında kalanlara yazıldı.
İhaneti buram buram tadanlara yazıldı.”
Belki de bu yüzden kitap, yalnızca iki aşığın hikâyesi olmaktan çıkıyor. Her okur, dizelerin arasında kendi hikâyesine rastlıyor. Çünkü bazı şiirler vardır; kime yazıldığı bilinmez. Ne bir isim taşır başlığında ne de bir yüzü vardır satır aralarında. Ama okuyan herkes kendinden bir parça bulur içinde.
Meçhule yazılan şiirler adres sormaz.
Onlara ulaşmak için tek gereken şey, açık bir yürektir.
Bazen gecenin tam ortasında yazılır bu dizeler. Saatler susar, şehir uyur, kalem konuşur. Şair kime seslendiğini bilmez; yalnızca içindeki yangını susturmaya çalışır. Belki söylenememiş bir “gitme”, belki çok geç kalınmış bir “özür”, belki de hiç yaşanmamış bir aşkın yasını tutar kelimeler.
Bu şiirler cevap beklemez. Çünkü muhatapları bir kişi değil, bir histir.
Geçmişe yazılır bazen; çocukluğa, yarım kalan hayallere…
Bazen de geleceğe; henüz tanışılmamış insanlara, yaşanmamış günlere…
Ve belki de bu yüzden meçhule yazılan şiirler en cesur olanlardır. Alkışa ihtiyaç duymazlar. Süslenmezler, rol yapmazlar, bağırmazlar. Sadece gerçektirler.
Zaman geçer, insanlar gider, isimler unutulur…
Ama bir defter arasında, bir telefon notunda ya da sararmış bir sayfada o dizeler kalır.
Bir gün biri okur ve şöyle der:
“Bu şiir sanki bana yazılmış.”
İşte o an anlaşılır…
Meçhule yazılan hiçbir şiir aslında sahipsiz değildir.
Sadece sahibini bekliyordur.
Ve Zöhre Yazar Poyraz’ın dizeleri de bugün, kalbi açık olan tüm okuyucularını bekliyor.
Zöhre YAZAR POYRAZ KİMDİR?
1984 yılında Elazığ’da doğan Zöhre Yazar Poyraz, Fırat Üniversitesi Anestezi Bölümü mezunudur. Gazi Üniversitesi'nde Sağlık Yönetimi lisans eğitimini tamamlamış, Karabük Üniversitesi'nde Sağlık Kurumları İşletmeciliği alanında tezsiz, Ordu Üniversitesi'nde ise Sağlık Yönetimi alanında tezli yüksek lisans yapmıştır.
Halen Ordu Ünye Devlet Hastanesi’nde anestezi teknikeri olarak görev yapmakta ve aynı zamanda ilk yardım eğitmenliği yapmaktadır.
Pandemi döneminde iç dünyasına yönelerek kalemle daha derin bir bağ kuran Yazar-Poyraz, özellikle duygusal ve aşk temalı şiirler kaleme almaktadır. İlk şiir kitabı Meçhule Yazılan Şiirler, Aralık 2023’te yayımlanmıştır. İkinci şiir kitabı hazırlık aşamasında olan şair, aynı zamanda engellilerin yaşam öykülerini konu alan bir kitap projesi üzerinde çalışmaktadır.
Zöhre Yazar Poyraz’a göre şiir; kalbin diliyle konuşmak, gözyaşlarının kâğıda dökülmüş halidir. Sayfalar dolusu anlatılamayan duyguların, birkaç mısrada ruh bulmasıdır. Kendini, “ruhlarına mısra katan kadınlardanım” diyerek tanımlar.
İsmail SARIAYDIN KİMDİR?
1983 yılında Giresun’da dünyaya geldi. Aslen Giresun’un Keşap ilçesine bağlı Çakırlı köyündendir. Şuan İzmir’de yaşamakta, Foça Devlet Hastanesi’nde Anestezi teknikeri olarak çalışmaktadır. Kendisine ait iki adet kitabı bulunmaktadır. İlk eseri olan Cenneti Gördüm Gözlerinde isimli kitabını 2018 yılında çıkarttı. Lasimi isimli ikinci kitabı ise 2022 yılında okuyucuları ile buluştu.
Şimdi gelin hep birlikte Zöhre YAZAR POYRAZ ve İsmail SARIAYDIN’ın birlikte kaleme aldıkları dizelere kulak verelim.
Her yer karanlık sen yokken
Ben karanlıklar içinde kaldım
Bilirsin karanlıktan en çok da sensizlikten korkardım
Sensiz ben anlamsız ve zamansız kaldım
Sana değil seni bana sevdiren kadere yandım
Yanımda olmadığın sabahlar neyime benim?
Üşüyor yokluğunda, üşüyor yüreğim
Sensiz hayat hep sonbaharım olacak benim
Sevmeye kıyamadığım yegâne sevgilim
………
Senin haberin yok, ben sana şiirler yazıyorum
Her satır halime üzülüyor, her mısra seni anlatıyor
Yazarken insan bir umut yakalamak istiyor
Fakat bütün umutlar benden uzaklaşıyor ve bulanıklaşıyor
Kıyıya vuran gözyaşlarım sel oldu, taştı
Tek sözün yeterdi söndürmeye yürekteki aşkı
Rüyalar bitince gerçekler yüzleştirir insanı
Artık seviyorum hayallerim yıkıldığı için sonbaharı
Şairimizin kitabının okurunun bol ve kaleminin daim olsun dileklerimle.
Sağlıkla kalın…



