banner28
banner29

Rahmetli babama olan benzerliği nedeniyle bizde albenisi olan renkli bir kişilik olmasının yanında, başarılı bir tiyatro ve sinema sanatçısı olması da, ona olan sempatimizi ve saygımızı her geçen gün arttırıyordu.

O, sıradan bir tiyatrocu değildi, sözüne itibar edilen gerçek bir münevver, sofra muhabbetlerinin de aranan ismiydi...

Seksen yaşına girdiği şu günlerde, yetmişlerin komedi dünyasının hayattaki tek kahramanı olarak kaldı.

Dört kız kardeşli ailenin tek erkek evladıydı.

Bu sebeple babası onun okumasını çok istiyordu.

Babasının isteğiyle önce Felsefe okudu.

Ama iki yıl sonra okulu bırakıp sonraki yıl Hukuk Fakültesine yerleşir.

Oradan da ikinci yılın sonunda ayrılmak durumunda kalır.

Çünkü tiyatro aşkı eğitim hayatına üstün gelir.

Zeki Alasya'yla da bu süreçte tanıșırlar.

Bir gün rol aldığı tiyatroda 'Pembe Kadın' oyunu oynanır.

'Pembe Kadın'ı oynayan bayan oyuncu oyuna gelmez.

O gün tiyatroda oyunu izlemeye gelen Zeki Alasya ile tanışır ve ondaki potansiyeli görür.

Zaten Alasya da başka bir tiyatroda rol alan amatör bir oyuncudur. Vakit kaybetmeden bu genç delikanlıya konuşup onu 'Pembe Kadın' rolünü oynamaya ikna eder.

Hatta makyajını da kendi yapar ve ezberine de yardımcı olur.

İşte Zeki Alasya ile yıllarca sürecek uzun soluklu birliktelikleri de böylelikle başlamış olur. Sayısız başarılı filme Ertem Egilmez'in yönetmenliğinde birlikte imza atarlar. Mirasyediler, Dönmedolap, Aslan Bacanak, Nereye Bakıyor Bu Adamlar, Hasip ile Nasip, Cafer'in Çilesi, Vay Başımıza Gelenler... bunlardan birkaçıdır...

Devekușu Kabare'yi; Zeki Alasya, Haldun Dormen ve Ahmet Gülhan ile birlikte satın alıp seksenlerde tiyatroda da fırtına gibi eserler.

Deliler, Yasaklar, Reklamlar ve Beyoğlu Beyoğlu...

Bu oyunlar çok ses getirir ve çoğu zaman kapalı gişe oynar...

Ama Metin Akpınar'ı esas ön plana çıkaran özelliği, entelektüel bilgi birikimi ve sofra sohbetleri olur.

Birçok proje bu sofra sohbetlerinde hayat bulur...

Zeki Alasya'nın hastalık sürecinde de hep yanında olur.

Kendi deyimiyle, onu bu süreçte yalnız bırakmayıp hayatta tutmaya çalışır. Ama Zeki Alasya'nın zamansız vefatından sonra bir nevi kabuğuna çekilir ve yeni projelerde de bir süre yer almaz.

Tıp konusunda da özel bir uğraşı olduğunu, onu tanıyanlar çok iyi bilir.

Kütüphanesinin önemli bir bölümü tıp, özellikle de insan beyni ile ilgili çalışmaların yer aldığı kaynak kitaplardan oluşur.

Șimdilerde Cumhurbaşkanı Erdogan'a hakaret suçlaması ve aykırı muhalif söylemleriyle gündemde yer alsa da, O bu ülkenin yetiştirdiği önemli bir değer olarak gönüllerde yer etmeye, iz bırakmaya devam edecek...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol