Beklenen gün geldi ve okullar açıldı.

Velilerin de öğrencilerin de, öğretmenlerin de aklında bir yığın soru ișareti...

Peki okullar yeni eğitim öğretim yılına gerçekten de hazır mı? Keşke bu soruya gönül rahatlığıyla 'evet' diyebilmek mümkün olsaydı...

Eksikler çok fazla.

Tadilattaki okullar bitirilememiș, salgın önlemleri yeterince alınmamış, sınıflar haddinden fazla kalabalık, olası bir vaka durumunda öğrenciler ve öğretmenler ne yapacaklarını tam olarak bilmiyorlar...

Bitmeyen okul tadilatlarında okuyan öğrenciler başka okullara sabahçı ve öğleci olarak sıkıștırılmış.

Ders başlama saatleri de 6.50 gibi çok erken bir saate alınınca, öğrenciler ve veliler derse yetișebilmek için, sabah 5.30 da uyanmak mecburiyetinde kalıyorlar.

Bu da bir dizi sıkıntıyı beraberinde getiriyor.

Çocuğunu servislere yetiştirmeye çalışan velilerle servis şoförleri arasında ilginç diologlar, hatta zaman zaman gerginlikler yaşanıyor.

Uykulu gözlerle servislerde kendinden geçen, hatta uyuyakalan öğrencilerin varlığına tanık olmaksa hepsinden acı...

Bu çocuklara yazık değil mi, sorusunu sormadan edemiyor insan...

Üstelik sabahçı ve öğleci uygulamasıyla zamana karşı yarışan öğrencilerin teneffüs saatleri de 5 - 10 dk ile sınırlandırılınca, kantinlerdeki kuyruklar da uzadıkça uzadı.

Birçok öğrenci üst kartlardan kantine inip bir de orada oluşan kuyruğa girmeyi göze alamayınca, aç kaldı.

Bir de okulun öğrenci kanalıyla velilere verdikleri listeler var...

Geçenlerde anaokuluna giden bir arkadaşıma verilen listeyi görünce, inanın beynim döndü. İçinde yok, yoktu...

Neresinden baksanız 700, 800 lirayı bulabilecek bir listeydi bu.

Pandemi sürecinde okulların masraflarının velilere yüklenilmesi büyük haksızlık.

Sanırım bu listenin bir benzeri de bu hafta öğrenciler kanalıyla diğer velilerin eline tutușturulacak...

Servis ücretleri ise, beklentilerin üzerinde bir artışla sezonu açtı.

Geçen yılı boș geçirmenin acısını çıkarırcasına servis ücretlerine yapılan astronomik zamlar, velileri kara kara düşündürüyor.

Aşı yapmayan öğretmenlerin haftada 2 kez pcr testine tabi tutulma zorunluluğu, geçtiğimiz günlerde çokça tartışılmıştı.

'İnsanları aşıya mecbur bırakıyorlar' sitemi sosyal medyada da sıkça dile getirilmişti.

Aynı uygulama, șehirler arası seyahatte de hayata geçirildi.

Pcr ve çift doz aşı zorunluluğu gar, hava alanı ve otogarlarda gerginliklerin yaşanmasına neden oldu.

Bu gerginlikler daha uzun bir süre devam edeceğe benziyor...

Ak Parti'in 19 yıllık iktidarı boyunca görev yapan Milli Eğitim Bakanlarının sayısı bu konuda kat edilemeyen mesafenin büyüklüğünü de görmemizi sağlıyor aslında...

Mahmut Özer, Ziya Selçuk, Nabi Avcı, İsmet Yılmaz, Ömer Dinçer, Nimet Çubukçu, Hüseyin Çelik...

Çocuklarımız bizim de bu ülkenin de geleceği...

Eğitimde isimlere ve sistemlerine değil, daha kalıcı ve etkili çözümlere ihtiyacımız var...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol