“Ânın hazzını gönül kamerasına kaydedin, sizde bir iz olarak kalsın.” Saadettin Ökten’in bu cümlesini okuduğumda günümüz insanının her şeyi bir telefon ekranı kaydetmesi aklıma geldi fakat bu kaydedişin altında kişinin kendinden çok başkalarıyla paylaşma ve beğenilme arzusu yatıyor. Böyle olunca da o an kişinin kendisinden ziyade başkaları için kaydedilmiş oluyor ve anıdan ziyade kullanılmamak üzere alınan bir metaya dönüşüyor, zamanla bir köşede unutulup gidiyor!..

An’lar, hayatın en küçük birimleridir. Onların azar azar biraraya gelmesiyle anılar oluşur. Bizde saklı kalan anılara dönüp baktığımızda hepsi bir albümün sayfaları arasında yer alan küçük birer fotoğraf karesi gibidir. O sayfaları her açışımızda an’ın donduruluğu zamana doğru yol alırız. Eğer o an’ları zihnimize kaydetmişsek gözlerimizi kapatıp onun damağımızda bıraktığı mayhoş tadı hatırlarız ve o tat bazen bir tebessümü kondurur yanağımıza bazen de hüznün kırıntılarını doldurur avuçlarımıza!..

Artık an’ı yaşamak neredeyse imkânsız hale geldi günümüz insanları için, her şeyi bir yerlere kaydetme yarışındalar çünkü. An’ı yaşamayı ya da an’da kalmayı eskiler daha iyi yapardı, teknolojik imkânların daha sınırlı olduğu dönemlerde an’ın içinde yaşanırdı, tecrübe edilenler cümlelerle nakşedilir ve öylece geleceğe aktarılırdı. Eskilerle yapılan hasbihallere dikkat edin onların tadı hep bambaşka olmuştur çünkü onlar o an’ı içselleştirmiştir. Onlardan söz ederken insan kendini o anın içinde hisseder, zamanda yapılan yolculuk gibi… Bir filmin aynı sahnesi defalarca izlendiğinde insana bir bıkkınlık hissi gelebilir ancak gönüle işleyen anılar defalarca anlatılsa da herhangi bir bıkkınlık hissi yaşanmaz çünkü o anılar deneyimlenmiştir, onlara yaşanmışlığın kokusu sinmiştir!..

Geçip gidecek olan ömürden geriye bizlere bu kısa an’lardan meydana gelen koca anılar kalacaktır. O sayfaları yavaş yavaş çevirdikçe zamanın ötesine doğru yol alırız. Bedenimiz yaşlansa da ruhumuz o an’ın dinçliğinde kalır. Onlar bir çiçeğe can veren özsu gibi bizlere de hayata tutunma gücünü vererir. Zaman geçtikçe insanoğlu geçmişin kıyılarında yürümeye başlar, orada kıyıya vuran güzel an’ları yakalamaya çalışır.

An’ları gönlünüze kaydedin ki orası bir çölün kavuruculuğundan ziyade gülistanın güzel kokularıyla bürünsün!..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol