Öne Çıkanlar Sigaradan İki Yılda 112 Milyar TL ÖTV Geldi Son Bir Haftada 14 Şahıs Tutuklandı Sağlık Çalışanlarından Konvoylu Çağrı Milletvekili Bulut Elektrik ve Doğalgaz Faturaları 3 Ay Daha Ertelendi

Bu haber kez okundu.

Meral Akşener, İYİ Parti’nin Projesi Artagan’ı Açıkladı

Artagan'ın öz Türkçe'de 'bolluk ve bereket' anlamına geldiğini belirten Akşener, "Adı gibi memleketimizi, bolluk ve berekete kavuşturma yolunda, çok önemli bir kilometre taşıdır" diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ‘Artagan projesi’ ile Türkiye’de mali kaynak sağlanacağını açıkladı.

Akşener, detayları şöyle anlattı: Yolsuzluğu nasıl bitireceğimizi, Hak ve adaleti nasıl sağlayacağımızı açıklıyoruz. Bugün, Cesur adımlarla, Türkiye'yi gelişmiş ülkeler seviyesine, nasıl taşıyacağımızı açıklıyoruz.

Bugün, Siyasi tarihimizde, Türkiye adına en büyük kaynağı yaratacak projeyi: Artagan'ı açıklıyoruz. Vatanımıza ve milletimize hayırlı olsun!

Artagan, çok özel bir isim. Öz Türkçe'de, “bolluk ve bereket” anlamına geliyor. Ve adı gibi, memleketimizi, bolluk ve berekete kavuşturma yolunda,çok önemli bir kilometre taşını oluşturuyor.

Projede emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Şimdi kendimize soralım: Türkiye, bu kadar zenginliğe sahip bir ülkeyken, nasıl oluyor da milletimiz, bu kadar düşük standartlarda bir hayat sürüyor?

Türkiye, Avrupa'nın en büyük ülkesiyken, nasıl oluyor da yoksullukla, krizlerle boğuşmak zorunda kalıyor? Türkiye, binlerce yıllık devlet geçmişine sahipken, nasıl oluyor da, devlet mekanizmasını bu kadar verimsiz işletiyor?

İşte Artagan'ı, tam olarak da bu sorulara cevap olarak, Türkiye'nin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak amacıyla hazırladık.
Türkiye'nin çok büyük bir potansiyeli var. Güçlü, mutlu ve zengin bir Türkiye için, ihtiyacımız olan her şeye sahibiz.

Asıl sorunumuz, köprü yapmayı, bina dikmeyi vizyon zanneden bu beceriksiz iktidardır.Asıl sorunumuz, geleceği kurgulamak yerine, geçmişte debelenen bu çapsız zihniyettir. Asıl sorunumuz, hızla gelişen dünyaya ayak uyduramayan, bu vasat siyasettir.

Sorunu nasıl tanımlarsak tanımlayalım, Artagan nihai çözümü ortaya koyuyor. Sahip olduğumuz bu muazzam potansiyeli açığa çıkarmamız,
bu zenginliği milletimize yaymamız mümkün. Ez cümle “Artagan'la başka bir Türkiye, milletimize yakışır bir Türkiye mümkün!”

Bugün yıkıcı inovasyon olarak adlandırılan, ve toplumların yaşam biçimiyle birlikte, ticaretin de kurallarını değiştiren bir değişim sürecinden geçiyoruz.

Bu öyle güçlü ve hızlı bir değişim ki, pek çok dünya devini, ticaret sahnesinden sildi. Ülkelerin milli gelirlerinden daha büyük ciroları olan, teknoloji şirketlerinin doğmasını sağladı. Hayatın her alanındaki bu yeni değer ve yöntemler, yıkıma götüren tehditlerle, zenginliğe açılan fırsat kapılarını aynı anda sunuyor.

Üstelik yıkıcı inovasyon, sadece şirketleri değil, devletleri, ve dolayısıyla milletlerin hayat standartlarını da etkiliyor.

Çağın gerektirdiği değişimlere ayak uyduran devletler, hızla zenginleşirken, bu değişimi ıskalayan bizim gibi ülkeler ise, inovasyonun yıkıcı etkilerine maruz kalıyor.

84 milyonun refahından sorumlu olan devletimiz, Ak Parti iktidarının, beceriksiz ellerinde, inovasyon, teknoloji ve bilişim alanındaki, baş döndürücü değişimlere ayak uyduramıyor.

Bu yüzden de her yıl, trilyonlarca liralık kayba uğruyoruz. Günümüzde para trafiği, insan eliyle, insan gözüyle kontrol edilemeyecek kadar büyüdü.Teknolojideki gelişmeleri yakalayamayan, mali denetim organlarımız, her gün gerçekleşen milyonlarca parasal işlemi, hakkıyla denetleyemiyor.

Bunun sonucunda ise, ekonomik değerlerimizi koruyamıyor ve kayıplar yaşıyoruz. İşte bu kaybın büyüklüğünü ve nedenlerini kavrayabilirsek,Türkiye'yi bekleyen zenginliğin resmini de, net olarak çizebiliriz.

Artagan'ın sağlayacağı kazançlar, emsalsiz bir bereketin kapılarını aralıyor. Şimdiye dek hiç yaşamadığımız bir para bolluğuna sahip olacağız.
Mevduat açığı sebebiyle, yurt dışından borç bulmaya çalışan bankacılık sistemimiz, mevduat fazlası veren ve büyümenin fitilini ateşleyecek kurumlara dönüşecek.

Kredi faizleri, yakın tarihimizin en düşük seviyelerine gerileyecek. Üretim artacak, tüketim geniş kitlelere yayılacak. Kaynak yetersizliği sebebiyle, gerçekleştiremediğimiz tüm atılımlar için, ihtiyacımız olan finansmana sahip olacağız.

Artagan, devletimizin bütçesine, 300 milyar liranın üzerinde bir kaynak sağlarken, finansal sistemimize de, 500 milyar liranın üzerinde ek mevduat sağlayacak.

Türkiye'nin 2021 yılı bütçesinin, 1.1 trilyon lira gelir hedeflediğini düşündüğümüzde, bu rakamların, ne kadar büyük bir zenginlik anlamına geldiğini daha iyi kavrayabiliriz. Artagan kesinlikle bir mucize reçete değil. Bu zenginliği açığa çıkarmak için, mucizelere ihtiyacımız yok.

Sadece birkaç yıl içinde Türkiye'yi, iktidarın, hayallerinin bile yetmeyeceği noktalara taşıyacak, bu dönüşümü gerçekleştirmek için, ihtiyacımız olan tek şey, vizyon, güven ve akıl,

Artagan, değeri 2 trilyon lirayı aşan bir büyük sorunu çözüyor. Bu öyle bir sorun ki; Yolsuzluğun temelinde bu sorun var. Rantın temelinde bu sorun var.

Yoksullaşmamızın temelinde bu sorun var. Borçlarımızın artışının altında bu sorun var. Paramızın pula dönmesinin arkasında yine bu sorun var. İşte bu hayati sorun; Gün geçtikçe artan kayıt dışı ekonomi, ve finansal sistemin dışında kalan paradır. OECD'nin verilerine göre,
Türkiye Ekonomisi'nin, yüzde 28,72'si kayıt dışı. Yani Türkiye, en yüksek kayıt dışı ekonomiye sahip ülke durumunda.

Bu ne demek? Türkiye, adeta bir kayıt dışı cenneti demek. Vergilendirilmeyen, sisteme dahil edilemeyen, çok büyük bir kazanç, doğrudan bazı ceplere giriyor demek.

Rantçılara, yolsuzluk yapanlara, her imkan sağlanırken, kayıt altındakiler eziliyor demek. Kayıt dışılık yüksek olduğu için, ülkemizde gelir vergileri yüksek. Sigorta primleri yüksek. Dolaylı vergilerde, dünya şampiyonuyuz. Düşünün; 83 milyon vatandaşımızdan, sadece 21 milyonu sigortalı.

Bizimle aynı nüfusa sahip Almanya'da, bu rakam yaklaşık 45 milyon.Yani Türkiye'de bütün yük, kayıtlı çalışanların üzerinde.

Yani; 83 milyonun sağlık giderlerini, 13 milyon emeklinin maaşını, 4 milyona yakın sığınmacının giderlerini, bu 21 milyon sigortalı vatandaşımız ödüyor.

İşte bu yüzden, asgari ücretteki vergi yükü yüzde 50'yi buluyor. İşte bu yüzden, elektrik faturalarında 5 kalem vergi ödüyoruz.
İşte bu yüzden, bir araba aldığımızda, bir tane de devlete alıyoruz.

Mali sistemimiz o kadar bozuk ki, dünyanın en yüksek vergilerini uygulamamıza rağmen, vergi geliri üretemiyoruz. Gelir vergileri yüksek. Sigorta primleri yüksek, Dolaylı vergiler, daha da yüksek.

Buna karşın, OECD ülkeleri arasında, en az vergi geliri toplayan beşinci ülkeyiz. Oysa bize göre devlet, topraklarımızı koruduğu gibi, bu topraklarda oluşan, ekonomik değeri de korumakla yükümlüdür.

Alın terini de korumakla yükümlüdür. Milletimizin refahını belirleyen, Türk Lirasını da korumakla yükümlüdür. Bizim Devlet anlayışımız da budur, milliyetçilik anlayışımız da budur.

Türkiye ekonomisi, hepimize yetecek kadar derinliğe sahip, koca bir havuzdur. Ancak maalesef, bu havuzun dibinde, suyu boşaltan delikler var.
Ak Parti iktidarı, delikleri kapatmak yerine, yurtdışından kovayla su taşıyarak, havuzu dolu tutmaya çalışıyor. Oysa delikleri kapatmadan, sadece borçla refah sağlanamaz, en fazla zaman kazanılır.

Nitekim bu çapsızlığın sonuçlarını, 19 yıllık iktidarlarının son dönemecinde, milletçe hep birlikte yaşıyoruz. Türkiye Avrupa'nın, yüzölçümü, jeopolitik konum ve tabii kaynaklar açısından en zengin ülkesi. Ama aynı Türkiye, kişi başına düşen milli gelirde, Avrupa'da 34'üncü sırada yer alıyor. Krizden başını kaldıramayan ve iflaslarıyla ünlü Yunanistan'da bile, kişi başına düşen milli gelir, 19 bin 500 dolar.

Yani bir Yunan vatandaşı, bir Türk vatandaşından iki kat daha zengin. Bu örnekleri, ülkemize dair karanlık bir tablo çizmek için vermiyorum.
Tam tersine, elimizden alınan zenginliğin, ne boyutlarda olduğunu anlatmak için veriyorum.

Yaşanacak bir zihniyet değişikliğinin, yani bir iktidar değişikliğinin, Türkiye'yi hangi noktalara taşıyabileceğini göstermek için veriyorum.
Türkiye'nin köklü bir değişime, yapısal reformlara ihtiyacı var. Türkiye'nin cesur insanların atacağı, cesur adımlara ihtiyacı var. Türkiye'nin İYİ Parti'ye, Türkiye'nin Artagan'a ihtiyacı var.

İnsan eliyle düzen sağlamanın mümkün olmadığı bir çağa doğru adım atıyoruz. Her gün, kredi kartı ve banka kartlarımızla 40 milyona yakın işlem gerçekleştiriyoruz.

Dijital bankacılık ve atm'ler olmasa, bugün yaptığımız işlemleri yapmak için, banka şubeleri önünde kilometrelerce kuyruk beklememiz gerekirdi. Bugün dijital bankacılık, toplumumuzun yaklaşık yüzde 50'si tarafından kullanılıyor.

Banka kartlarımızla, her ay, 100 milyonun üzerinde nakit çekim yapıyoruz. Kredi kartlarımızla, 4 milyara yakın işlem yapıyoruz. Bu kadar yoğun bir para trafiğini, güvende tutmak için, bankalar, akıllı yazılımlar üretmek zorunda kalıyor.

Mesela, kredi kartınızı, aynı gün içinde, iki farklı şehirde kullandığınızda, banka tarafından şüpheli işlem gerekçesiyle, otomatik olarak aranıyorsunuz. Mesela, yurtdışından veya internetten, yüklü bir işlem yaptığınızda, banka tarafından, otomatik olarak aranıp, bu harcamaları doğrulamanız isteniyor.

Bankalar, müşterilerini, hissedarlarını ve itibarlarını korumak adına, her türlü teknolojik yatırımı yapıyorlar. Peki, onlar her türlü yatırımı yaparken, iktidar, 83 milyon vatandaşı için ne yapıyor? Cevap ortada: Hiçbir şey yapmıyor. Tam tersine, sistem o kadar bozuk ki, herkesi kayıt dışına itiyor. Birçok işletme, varlık mücadelesi verdiği için, birçok işletme de, daha fazla kazanma hırsıyla, kayıt dışına yöneliyor.

Mali sistemimiz, o kadar verimsiz ki, herkes, batan bir gemideki filikaya ulaşma içgüdüsüyle, kendini kurtarmaya çalışıyor. Bunun sonucunda ise, en büyük işletmeden en küçüğüne, yasal ticaretten, yasadışı faaliyetlere kadar, kayıt dışılık, toplumun tüm hücrelerine yayılıyor. İşte o nedenle, değişimin tam da bu noktada başlaması gerekiyor.

Türkiye'nin zenginleşme reçetesi Artagan, nakitsiz topluma dayalı, yeni bir ekosistemdir. Adil ve kayıpsız bir ekosistemdir. Artagan, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21. yüzyıldaki adıdır. Artagan, tüm mali kayıt ve denetimin, yapay zeka aracılığıyla yapılmasını sağlayan, özerk bir mali denetim ağıdır.
Artagan, içinde, binlerce yazılım ve vergi uzmanının bulunduğu, korunaklı bir kampüste yer alır.

Kampüsün altındaysa, ülkemizdeki tüm para trafiğini derleyen, bir sunucu tarlası bulunur. Finansal kurumlar ve Artagan arasında kurulacak veri paylaşım ağıyla, Kredi kartı işlemleri, Para transferleri, Döviz alım satım işlemleri, Menkul yatırım hareketleri, Yurtdışı para transferleri,
Çek-senet gibi, vadeli alacak/vereceklerin verileri Artagan'a ulaşır,ve kapalı devre bir blok zinciri ile kayıt altına alınır.

Artagan bu verilerle, 83 milyon vatandaşımızın, ve milyonlarca işletmenin anlık olarak mali tablolarını oluşturur. Mali tablonun oluşması, o kişi ya da işletmenin, ekonomik durumunun çok net bir şekilde, değerlendirilmesini sağlar. Peter Drucker'ın dediği gibi; “Ölçemediğiniz hiçbir şeyi, yönetemezsiniz.”

Artagan gerçekleştiğinde; tüm finansal veriler, “ölçülebilir” formata dönüştürülerek, mali suçlar da, eksik beyan edilen gelirler de, kayıtlarda yapılan hatalar da, algoritmalar tarafından izlenebilir hale gelecek.

Bu sayede, kayıt dışı ekonomiyi besleyen, tüm hortumların kesileceği gibi, çoğu suç veya mali hatalar, daha oluşmadan engellenebilecek. Ekonomide, yüzlerce milyarlık kayba yol açan, kalpazanlık, kaçakçılık, naylon fatura, sahte beyan gibi, pek çok mali suç tarihe karışacak.

Artagan ile Gücü yetenin devleti dolandırdığı bu adaletsiz düzen sona erecek. Devletin vergi geliri, artık ücretli çalışanın sırtına yüklenmeyecek.

Türkiye'nin vergi sistemi, maalesef adaletsiz. Yüzde 15'le, yüzde 40 arasında değişen, gelir vergisi oranları uygulanıyor.

Bu oranlara karşın, Türkiye'nin gelir üzerinden elde ettiği vergi oranı, Gayrı Safi Yurtiçi Hasılamızın sadece yüzde 5.9'u. Bu oranla, 36 OECD ülkesi arasında, 35'inci sıradayız.

Kayıt dışı ekonomiyi, yüzde 8'in altına gerileten ABD'deyse, aynı oran yüzde 48 seviyesinde. Maaşlardan, kaynağında kesilen, gelir vergisini de katarak hesapladığımızda, gelir vergisinin toplam vergiler içindeki payı, Türkiye'de yüzde 15 seviyesindeyken, ABD'de yüzde 80'lerde.

Bu çerçeveden baktığımızda, Artagan bize, gelire dayalı ve adil bir vergi sistemine geçiş fırsatı sunuyor. Mevcut durumda, dolaylı vergiler, dar gelirliden de, zenginden de aynı oranda alınıyor.

Artagan hayata geçtikten sonra ise, herkes geliri üzerinden adil bir şekilde vergi ödeyecek. Ne var ki, Artagan'ın bunları sağlayabilmesi için,tüm para hareketlerinin, dijital ortamda gerçekleşmesi gerekiyor. Oysa bugün, sıklıkla nakit para kullanıyoruz. Döviz bürolarından döviz alıp bozduruyoruz. Senet imzalıyoruz, çek alıp veriyoruz ve bular, bir ödeme aracı gibi, her gün el değiştiriyor.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol