Lafı eveleyip gevelemeden direk söyleyeyim, 
Çünkü Bu Düzenin İlahı Allah Değil, Çıkar Düzenidir

Türkiye’de “dindar toplum” söylemi, uzun zamandır siyasi bir marka, kültürel bir ambalaj, yönetim tekniği olarak kullanılmaktadır.

Ama ortada basit bir gerçek var:

ALLAH merkeze alınmadan dindar toplum oluşmaz.

Ve bugün ALLAH  merkezde değildir.

Peki Merkezde kim var?
*Merkezde ekonomi dengeleri, 
*Medya stratejileri, *Oy hesapları ve güç refleksi vardır.


Kur’ân bunu tek cümleyle açıklar:

“Allah’ı unuttular; Allah da onlara kendilerini unutturdu.” (Haşr, 19)

Bugün yaşanan tam olarak budur:
Kendini unutan bir toplum.


-Faiz  düzeniyle Takva  Üretmeye Çalışmak, Tabiri caiz ise Çölde Balık Yetiştirmektir.


Faiz, hakkında Kur'an'da “Allah ve Resûlü’ne savaş açmak” ifadesi geçen tek ekonomik fiildir.

Ama bugün ekonomik sistemin omurgası faizdir.
*Bankalar, 
*Kredi kartları, *Tüketici borçları, *Konut kredileri…

Herkes biliyor.
Herkes görüyor.
Herkes kullanıyor.
Ve sonra çıkıp “dindar nesil yetiştiriyoruz” deniyor.

Bu şuna benzer:
Hem içki fabrikası kurup, hem de ayık toplum istiyoruz demektir.

Resûlullah (s.a.v.) buyurur:

“Bir toplumda faiz yayılırsa, zillet yayılır.”

Bugünkü psikoloji budur:
Borçla yaşayan, geleceğinden korkan, rızık telaşıyla ibadet enerjisi tükenen bir kitle.

Bu iklimden takva çıkmaz.
Ancak tükenmişlik çıkar.

-Medya  Düzeni Hayâyı Öldürürken Kimse Kalkıp Masal Anlatmasın

Hayâ imandandır.

Ama medya düzeni hayâyı “baskı”, teşhiri “özgürlük” diye pazarlıyor.

Gündüz kuşağı programlarında aile mahremiyeti reyting malzemesi.
Dijital platformlarda günah normal.
Sosyal medya teşhir yarışına dönüşmüş durumda.
Sonra da gençlere:
“Niye dinden uzaklaşıp Deist oluyorlar?” diye soruluyor.

Bu sorunun cevabı basit:
Çünkü siz onların gözünün önünde günahı normalleştirdiniz.

Kur’ân:
“Fuhşun yayılmasını isteyenlere acı azap vardır.” (Nûr, 19)

Ama bugün fuhşun yayılması için yalnız birey değil, ekranlar, algoritmalar ve reklam bütçeleri çalışıyor.
Bu artık kişisel günah değil;
endüstriyel günah üretimidir.


- Bakanlık Kurarak Aileyi Koruyoruz Diyenler, Aile Kurmayi İmkânsız Hale Getirdi

Evlilik yaşı yükselmiş.
Gençler evlenemiyor.
Çocuk sahibi olmak lüks kabul ediliyor.
Çünkü:
Ev pahalı.
Hayat pahalı.
Gelecek belirsiz.
Sonra “aile kutsaldır” afişleri asılıyor.

Bu, yangını çıkarıp sonra itfaiye broşürü dağıtmaktır.

Resûlullah (s.a.v.):
“Nikâh benim sünnetimdir.”

Ama ekonomik düzen, sünneti fiilen erişilmez hale getirmiştir.
Ve ardından gençlere “neden sünnetten uzaklaştınız?” diye vaaz verilmektedir.
Bu, gerçeklikten kopmuş dindarlık üretir.
İnandırıcılığı olmayan söylem üretir.


-Hayatın Merkezinden ALLAH’I Çıkaran Bir Eğitim Sisteminde İnanç  Krizi patlak verir.

Eğitim sisteminin merkezinde Allah yok.
Merkezde kariyer var.
Rekabet var.
Performans var.

İnsan, yalnızca ekonomik bir varlık olarak yetiştiriliyor.

Ruh ihmal ediliyor.
Kalb eğitimi yok.
Ahlâk tali başlık.
Sonra üniversite mezunu gençler:
“Ben neden inanıyorum?” diye sorguluyor.

Bu doğal.
Çünkü ona Allah’ı hayatın merkezi olarak hiç öğretmediniz.
Sadece bilgi verdiniz.
Hikmet vermediniz.

Resûlullah (s.a.v.):
“İlim, kendisiyle amel edilmezse sahibinin aleyhine delildir.”

Bugün çok bilgili ama çok boşlukta bir nesil var.
Bu boşluğu ya tüketim dolduruyor,
ya ideolojiler,
ya da nihilizm.( Hiç bir iradeye boyun eğmeyen ) 

Sonra herkes şaşırıyor.
Şaşırmayın Beyler şaşırmayın
Sebep bellidir.
Hani söz gelenegimizde " Ne yaptın avucuna ki Ne çalayım yüzüne " deyişi var ya işte öyle birşey.

-Din  Adına Konuşanlar Güce Yaslanınca, Elbette Din Güven Kaybeder. 

Tarih boyunca peygamberler, güce Yaslanmadı.
Güce karşı hakikati söyledi.
Ama bugün din adına konuşan yapıların büyük bölümü, güçle uyumlu, sistemle uyumlu, risk almayan bir pozisyondadır.

*Hutbeler güvenli konular etrafında döner.

*Adalet anlatılır ama adaletsiz düzen işaret edilmez.

*Kul hakkı anlatılır ama kul hakkı üreten sistem teşhis edilmez.

Haliyle Genç bunu görüyor.
Ve şu sonucu çıkarıyor:
“Din güçlüye dokunmuyor.”

Bu algı, dinden Kopuşun ana sebeplerindendir.

Resûlullah (s.a.v.):
“Zalim yönetici karşısında hakkı söylemek en büyük cihaddır.”

Cihad terk edilince, miras da düşer.

. Dolayısıyla  Başlıktaki soruya doğru cevap olarak dönecek olursak,   Yozlaşmış  Toplum Dindar Bir Nesil Yerine Yorgun Kalabalıklar Üretir.

*-Faizle dönen ekonomi,

*-Hayâsızlığı pompalayan medya,

*-Evliliği zorlaştıran hayat şartları,

*-Ruhu yok sayan eğitim,

*-Sessiz kalan dinî otoriteler…

Bu beşlisi birleşince ortaya çıkan şey şudur:
İbadeti olan ama istikameti olmayan bir kitle.

Kalabalık var.
Cami var.
Program var.
Konuşma var.
Ama merkez yok.
Allah hayatın merkezinde değilse,
dindar toplum yalnız bir slogandır.
Kur’ân net hüküm verir:
“Onlar kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını terk ederler.” (Bakara, 85)
Bugün yaşanan budur.

Bu yüzden bu düzen:
Dindar toplum üretemez.
Çünkü iman,
konforla değil, hakikatle beslenir.
Ve hakikat bedel ister.

Selam ve Dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol