Türkiye sınırında bir mülteci kampı… Soğukta tir tir titreyen ……….. adlı mülteci çocuğa soruyor muhabir:
- Ceketin nerede?
- Ceketim yok. Babam öldükten sonra kimse bana ceket almadı.
Bazen susmanın daha iyi olacağını düşünüyorum çünkü o kadar çok acı var ki yeryüzünde. Bilhassa kader ve keder birliği yaptığımız coğrafyamızda. Ağız dolusu küfredesim var bu coğrafyayı yerle bir edenlere… Kahredesim var kalp dolusu…
Savaşın daimi adresi her nedense bu coğrafyalar… Yerin altındakilere göz koyanlar o yerin üstünde yaşayanlarına acımıyor. Özgürlük bahanesiyle geliyorlar ve sizi mülteci ilan ediyorlar. Dağdan gelip bağdakini kovuyorlar.
Hiçbir şey yapmadan durma ey Müslüman’ım diyen zevat! Duaysa dua, paraysa para, sözse söz, else el, yumruksa yumruk… Bir kelebek etkisi oluşturabiliriz. Dünyanın dört bir yanında “insan”ım diyen herkes ……….. in gözyaşlarının karşısında taş kesilir.
Çocuk, ceketimi al! Üşüyorsun biliyorum, hem de için üşüyor. Yetimliğin, gözyaşlarının pınar gibi akmasına sebeptir. Gözlerinden öpüyorum çocuk, yüreğinden. Seni babasız koyan zalimlerin dünyasında güçlü olman gerekiyor. Seni ülkenden eden vicdansızlara ve kan emici vampirlere sarf edeceğin bedduaların olacak. Sakın yıkılma ve yılma! Yılanlar her çağda vardı ve var olacak da. Elindeki taş, gözündeki yaşla katbekat sertleşecek ve seni ısıracak olan yılanlara isabet edip onların başını ezecek. Damarında akan babanın kanıdır ve o kan senin umudundur.
Çocuk, ceketimi al! Üşüme asla! Bizi asıl üzen senin ülkenden olup da burada keyif çatanlardır. Nargilesini yakıp keyfinin kâhyasına bakanlardır. Ümmetin sessizliğidir. İslam ülkelerinin mahkûmluğudur. Mülki İslam’ın harabeliğidir. Asıl yetim olan bugün İslam, geride babasız anasız bırakılan çocuklar ve bizim duyarsızlığımızdır. Herkes suçlu, inan tek suçsuz sensin.
Çocuk, bugün harabedir ülken. Yerin yurdun enkazdır. Çağın yetimleri oldunuz, öksüzleri… Mültecisiniz, “öz yurdunuzda paraya”sınız. “Ar yahu ar!” diye haykırıyorum modern dünyanın siğil dolu yüzüne. Küfretmek için o kadar çok sebep var ki? Saha ve zemin şartları her türlü küfrü ve bedduayı haklı kılıyor bugün. Kirli postallarıyla ve zalimlikte üstün silahlarıyla vuruyorlar sizi. Ceketi dahi olmayan bir çocuğu tehlike olarak görüyor ve düşman addediyorlar.
Kıyamet kop artık! Canı cehenneme olsun zalimin. Ebedi mekânı kubur olsun çocukları babasız koyanların.
“Çocuk ceketimi al!” İçinin üşümüşlüğünü gidermez, baba kokusunu getirmez ama yine de al. Bizim buraların kışı serttir ve biliyor musun utanıyorum söylemeye ama bizim babamız var. Biz sana asla baba olamayız ama yüreğinde yer açarsan bir ceket olabiliriz. İçine dokunamayız, ruhundaki yetimliği gideremeyiz, yarana merhem olamayız ama sana dik durman için destek olabiliriz. Buna mecbursun. Düştüğün, yıkıldığın, vurulduğun ve yaralandığın yerden ayağa kalkmaya, iyileşmeye.
Sakın aciz hissetme kendini! Yarının dal budak verecek olan ve gölgesinde binlerce insanın oturacağı ağacın fidanı olduğunu unutma! Yarının barış dolu dünyasının tohumu olacağını da yaz bir köşeye.
Değme romancıların, hikâyecilerin, yönetmenlerin, siyasetçilerin tesir edemediği kadar tesir ettin kalbe çocuk! Bir filmden daha tesirli… Bir kitaptan... Kanıyla canıyla yaşanmışlığın bir resmini çizdin ve milyonlarca yüreğe bir hüzün çentiği attın.
- Ceketin nerede?
- Ceketim yok. Babam öldükten sonra kimse bana ceket almadı.
Kalbe dokunması için sayfalarca yazmaya gerek yok. Şu iki cümlelik diyalog bütün Türkiye’yi, vicdan ve şefkat sahibi yürekleri hüzne gark etti.
……….. savaş mağduru mülteci çocuk! İster oralı ol, ister buralı, ister şuralı! Sen çocuksun. Hem çocukların ırkı yoktur. Rengi de birdir dili de kalbi de… Büyüklerin cehenneme çevirdiği bir coğrafyada yaralı bir çocuk olmak ve babasız bir çocuk kalmak senin suçun değil. Baban öldükten sonra kimse sana ceket almamış. Gök yıkılsa yeridir, yer yarılsa…
Cennetin kapısını açacak yegâne anahtardır bir yetimin başını okşamak ya da öksüzü sevindirmek…
Ey yeryüzündeki iki milyar Müslüman! Sanaydı bu son sözüm. O çocuk yarın hakkın huzurunda: “Ben iki milyara varan nüfusa sahip bir dinin yetim ve ceketsiz bırakılan çocuğuyum rabbim.” diye şikâyet edecek hepimizi.
Ceketimi al çocuk.
Gözyaşlarımı…
Mahcubiyetimi…



