Bir çağ düşünün:
Minareler ayakta.
Kur’an raflarda.
Namaz görüntüde.
Ama insanın hayat döngüsü şu:

Uyu.

Alışveriş yap.

Tıka basa ye.

Boşalt.

Tekrar uyu.
Otel – market – belediye arası mekik doku.


Yani, Konfor – tüketim – boşaltım.
Ve adına “modern dindarlık” deniyor.
İşte bu, piyasa dininin akaididir.

Piyasa dini öncüleri Önce yeni bir Allah icat ettiler
O icad ettikleri Allah; 
Faize karışmaz.
İsrafa ses çıkarmaz.
Kul hakkına dokunmaz.
Zulme karşı sessizdir.
Lakin:
Açılışta çağrılır.
Kampanyaya çağrılır bereket duası yapar.
Organizasyonun manevî maskotudur.

Bu, Kur’an’daki Allah değildir.
Çünkü Kur’an’daki Allah hesap sorar.
Mizan kurar.
Kul hakkını affetmez.

Piyasa dinindeki Allah ise:
“Kalp temiz olsun yeter.”

Bu iki ilah aynı değildir.
Yetti mi? Hayır ikinci hamle olarak bir Peygamber profili ürettiler

Gerçek Resûlullah:
Hasırda uyudu.
Pazarda hile yapanı teşhir etti.
Faizi ayaklarının altına aldı.
Adalet için güç sahiplerine meydan okudu.

Piyasa dininin peygamberi ise:

“Ye, yat, gez…
Otel–market–belediye hattında konforlu yaşa…

Din de buna fetva versin.”
Sünnet artık mücadele ahlakı değil,
konforlu hayatın manevî dekorudur.

Birde Yeni ibadet gerekliydi, hemen onuda devreye soktular  Tüketim

Mabet: AVM.
Zikir: Reklam sloganı.
Secde: Vitrin önü.
İnsan hâlâ kuldur.
Ama artık Allah’ın değil, paranın kuludur.

Birde ahlak normu olusturuldu, bu Yeni ahlak: Kâr–zarar

İslam’da ölçü: helal–haram.

Piyasa dininde ölçü: kârlı–kârsız.

Haram kazanç? “Sistem böyle.”

İsraf?
“Çağın gereği.”

Kul hakkı? 
“Herkes yapıyor.”anlayışının eğemen olduğu bir din piyasa dini.

Din, nefs terbiyesi olmaktan çıkıp nefs ruhsatına dönüşüp
Yeni insan modeli hedeflendi.


İslam insanı:
Kul.
Sorumlu.
Ahirete yürüyen.

Piyasa insanı:
Tüketici.
Borçlu.
Anı yaşayan.

Ve ironik olan:
Bu insan hâlâ kendini “dindar” sanır.

Çünkü din artık
hayatı inşa eden nizam değil,
hayata eşlik eden aksesuardır.

Son aşama olarakta; İnsanların kutsanması

Allah hayattan çekildiğinde,
Peygamber örnek olmaktan çıkarıldığında,
boşluğu biri doldurur:

Bu, Şeyh olur.
Kanaat önderi olur.
Lider olur.
“Kurtarıcı” olur.
“Ben yoksam devlet çöker.”
“Bana dokunan dine dokunur.”

İşte bu noktada:
Kul Allah’a değil, kula kul olur.
Kula kullugun başladığı yerde keskin bir ayrım vardır.

*Vizyon dini – *Misyon dini

Piyasa dini vizyon satar:

“Daha iyi hayat.”
“Daha modern dindarlık.”
“Daha yüksek statü.”

Her vizyonun sonunda komisyon vardır.
Organizasyon sektörü.
Dini turizm.
Maneviyat pazarlamacıları.
Motivasyon vaizleri.
Çark döner:
Vizyon → arzu → tüketim → komisyon.


Tek din İslam ise misyon yükler:
Kul ol.
Adil ol.
Kanaat et.
İnfak et.
Nefsini terbiye et.
Zulme karşı dur.
Misyon rahatsız eder.

Misyon konfor bozucudur.
Bu yüzden piyasa dini vizyonu,
İslam misyonu seçer.

İsraf: kırılma çizgisidir. Çünkü 
Piyasa dini:
“Harca ki mutlu olasın.”
İslam:
“Yiyin, için fakat israf etmeyin.”der

Bu tek ayet,
piyasa dininin bütün reklam düzenini bozar.
Çünkü İslam sade ister.
Kanaat ister.
Denge ister.


Son hüküm
Piyasa dini:
Allah’ı sessizleştirir.
Peygamber’i konfor rehberine indirger.
İnsanı mideye indirger.
Sonunda insanı tanrılaştırır.

Tek din İslam:
Allah’ı hâkim kılar.
Peygamber’i ölçü kılar.
İnsanı kul kılar.
Hayatı ahirete bağlar.
Ve artık seçim nettir:

Ya insan, ye–yat–gez döngüsünde yaşayan bir organizma olur.
Ya Allah’a hesap veren bir kul olur.
İkisi aynı anda olmaz.

Çünkü:
“Allah katında din yalnız İslam’dır.”
Geri kalan her “uyumlu din”,
modern putperestliğin süslü adıdır...

Selam ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol