“Babamı aldık, bir uçağa koyduk. Herkes uçağa binip gitti. Ben gidemedim. Herkes geçip gitti kapıdan içeri, bir ben gidemedim. Yasak! Ne yasağı? Babam ölmüş onu gömmem lazım ama yasak. O gün Berlin’de bir ben kalmışım gibi hissetim. Herkes gitti bir ben kaldım.”

Bu sözler, dün vefat eden sinema sanatçısı Birol ünel’e ait...

Bizler onu “Duvara Karşı”, “Transilvanya” adlı fimleriyle tanısak da birçok sağlam projede rol alan bir aktördür. 

O, Silifke doğumlu olup henüz sekiz yaşındayken ailesiyle Almanyanın yolunu tutan birçok gurbetçi ailenin çocuklarından biridir. Yıllarca orada yaşamasına rağmen Alman vatandaşlığına geçmemiş kendi kimliğini korumuştur. Yalnızca oturma izni alarak yaşamını sürdürmüştür. Sırf bu yüzden asker kaçağı olarak arandığı için ülkesine gelemiyordu ve babasının cenazesine de bundan ötürü katılamamıştır. Bu, dile kolay gelse de yüreğe hiç de öyle gelmez. Çünkü memlekete gidenlerin içinde geri dönmeyecek tek kişi o’dur ve onu son defa yolculamanın hüznü hep yürekte yaşayacaktır bir ömür boyu. Yaşınız kaç olursa olsun o acı sizi hep çocuk kılar...

Uzun süre alkol bağımlılığıyla mücadele etmesine rağmen bunu yenmeyi başaramamıştır ve bu bağımlılık denen illet onu bu dünyadan alıp götürmüştür. 

Bizler dışarıdan izlediğimiz kadarıyla onların hayatına hep imrenmişizdir belki de. Ancak sinemanın beyaz perdesini aralayınca aslın birçoğunun sinema ışınları gibi parlak bir yaşamları daha doğrusu ruh halleri yoktur. Yürekleri hep loş bir sokak lambasıdır. Etrafı aydınlatmaz ama için için yanmaya devam eder.

Hayatı boyunca aykırı tavırlarıyla çevresinde tanın biri olmuştur Birol Ünel. Sinema eleştirmeni Uğur Vandan onun için;

“Aykırı kelimesinin vücut bulmuş hali.” demiştir.

Yaşamı aykırılıklarla dolu aktör dün itibariyle artık aramızdan ayrıldı...

Yakın zamanda kaybettiğimiz başka biri daha var sinema dünyasından.

Dünyaca ünlü oyuncu Chadwick Boseman, biz onu daha çok “Black Panther” olarak tanırız. Onun da hayatı çeşitli mücadelelerle geçmiş tüm siyahi ve başarılı insan gibi. Ancan onun da hayatının perde arkası pek de tahmin edildiği gibi değildi. 

2018 de gişe rekorları kıran filminden önce 2016 yılında kolon kanserine yakalandığını öğreniyor. Film rekorlar kırıp çeşitli ödüllerin de sahibi olunca dolayısıyla Boseman’ın da popülerliği artıyor. Hastalığından dolayı göz önünde fazla durmayan oyuncuya bazı eleştirler de gelmiyor değildi. Hatta yakın zamanda çekilen bazı fotoğraflarlarınında oldukça zayıfladığı fark edilen oyuncuya bu halinden dolayı çokça acımasız eleştiriler gelmişti. Bizler başarılı insanların en ufak hatalarını yakalıp oradan vurup gardını düşürmeye çalışırız sürekli ancak işin aslı Kolon kanserinin 4.evresinde olan aktörün hastalık sebebiyle çok zayıfladığıydı ve yaşamının son dönemini ailesiyle geçirmeye çalışan aktör geçen hafta yaşamını kaybetti. 

Bu yalan dünyadan göç edip giden iki sanatçının da aslında parlak kariyerlerinin ardında gizledikleri bir trajedileri vardı. Bu onların oyunculuğunu etkilemese de hayatlarını son derece sarsan bir trajedilerdir. Patlayan flashlar, serilen kırmızı halılar, giyilen şık elbiseler onların hayatlarının trajik yönünü sadece bir süreliğine kamufle etmiştir. Aslında görünenin ötesinde farklı şeyler olabiliyor.

Ne olursa olsun hayatımız düzenliyse ve sağlığımız yerindeyse bunlar bizlerin sahip olduğu en büyük hazinedir, kıymetini bilelim....

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol