Türkiye’de bugün emeklinin kaderi üç kapı arasında sıkışmıştır:
Saray’da verilen siyasi kararlar,
Hazine’de çizilen bütçe tabloları,
Meclis’te korunan ayrıcalıklar.
Bu üçgenin dışında kalan ise milyonlarca emeklinin boş tenceresidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her fırsatta “emeklimizi enflasyona ezdirmedik” diyor. 

Fakat bu cümle artık bir yönetim sloganı değil, gerçeklikle bağını koparmış bir tekrar haline gelmiştir. 

*Çünkü aynı ülkede emekli pazardan yarım kilo meyveyi tane hesabıyla alıyor. 

*Aynı ülkede emekli, eski Türkiye'de  ilaca ödediği %10  yerine sağlıkta reform yaptık denilen bir iktidar doneminde  ilaç+aile hekimi muaayene ücreti +hastane muayene ücreti  gibi hem ilacın hem de lerin ücretini ödemeye mecbur kalarak  ilaç katkı payını ödeyebilmek için komşusundan borç istiyor. 

*Aynı ülkede emekli, torununa bırakın okul harçlığını, bayram harçlığı bile veremediği için yüzünü saklıyor.

Bu tabloya rağmen hâlâ “ezdirmedik” demek, ekonomik değil; psikolojik bir yönetim tekniğidir: 

Gerçeği inkâr ederek toplumu ikna etmeye çalışma çabasıdır.


Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise her açıklamasında “bütçe disiplini” diyor. 


Peki bu disiplin nerede uygulanıyor?
Emeklinin maaş artışında.

En düşük aylıkta.
Sosyal destek kalemlerinde.

Ama aynı disiplin;
Saray bütçesinde,
Kamu araç filolarında,
Makam harcamalarında,
Çoklu maaşlı yönetim kurulu üyeliklerinde,
Vekil emeklilik ayrıcalıklarında
hiç görünmüyor.

Bu artık mali tercih değil; sınıfsal bir tercihtir.

Ve Meclis…
Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün emeklinin hakkını savunması gereken yerken, kendi emeklilik imtiyazlarını koruyan bir güvenlik kalesine dönüşmüştür. Birkaç yıl milletvekilliği yapanların ömür boyu yüksek maaşla ödüllendirildiği sistem, “bütçe yok” denilerek 30 yıl prim ödeyen emekliye uygulanmamaktadır. 

Meclis’te emekli maaşları konuşulurken herkes sessizdir. 
Vekil hakları gündeme geldiğinde ise bütün partiler aynı refleksle duvar örmektedir.
İşte adaletsizliğin matematiği budur:
Üreten unutulur.
Yöneten korunur.


Son düzenlemelerde az prim ödeyen emeklilerin maaşları yükseltilirken, otuz yıl prim yatıranların farkı eritilmiştir. Yani devlet artık çalışana “fazla çalışmanın karşılığı yoktur” mesajı vermektedir. Bu, sadece ekonomik bir hata değil; toplumun çalışma ahlakını çözen stratejik bir yanlışlıktır.


Bugün Türkiye’de emekli, devletin gözünde vatandaş değil; yönetilmesi gereken bir mali kalem haline getirilmiştir. Oysa devletin asli varlık sebebi, en zayıfını korumaktır. En zayıfını gözden çıkaran devlet, meşruiyetini aşındırır.


Ve bütün bunlar olurken iktidar ortağı MHP’nin de tek bir ciddi itirazı duyulmuyor. Zaman zaman sn Bahçeli gürlese de sonuçta Türbine oynadığı gözden kaçmıyor. Milliyetçilik söylemiyle oy alan bir siyasi hareketin, kendi milletinin yaşlısını bu düzende görmezden gelmesi tarihe not düşülecektir

Bütün bu tablo Saray’da hazırlanıyor, Hazine’de rakama dökülüyor, Meclis’te onaylanıyor. 
Sonuçta emekliye düşen yalnızca sabır telkini oluyor. 

İktidar cephesi sürekli “sabredin, düzelecek” diyor. Fakat sabır, adaletin yerini tutmaz. Sabır tavsiyesi, çözüm üretemeyen yönetimlerin klasik kaçış cümlesidir. Halktan sabır isteyenler, önce kendi harcamalarında tasarruf etmeyi denemelidir. 
Kamu israfı sürerken, lüks araç konvoyları çoğalırken, saray bütçeleri büyürken emekliye “kemer sık” demek, sadece ekonomik değil, ahlaki bir çöküştür.

Unutulmasın ki  sabır, açlığı doyurmaz. Sabır, adaletsizliği örtmez. Sabır, siyasetin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bugün emekli susuyor olabilir. 
Ama bu suskunluk kabulleniş değil; biriktirilen bir hafızadır. Ve sandık günü geldiğinde bu hafıza konuşacaktır. Çünkü milyonlarca insan kendi hayat standardının kim tarafından düşürüldüğünü artık çok net görüyor.


Devlet, yaşlısına merhamet göstermiyorsa;
O devlet büyüklük iddiasını kaybetmiştir.


Siyaset, emeğe hakkını vermiyorsa;
O siyaset meşruiyetini aşındırmıştır.

Ve iktidar, emekliyi gözden çıkarıyorsa;
O iktidar kendi sonunu hızlandırmaktadır.
Çünkü emekli sadaka istemiyor.
Hakkını istiyor.
Ve bu ülkede eninde sonunda hak, hesabını sorar.

Selam ve Dua ile

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol