BİYOLOJİK SİLAH

Zor bir süreçten geçiyoruz. Her geçen gün artan vaka sayılarına yeni ölüm haberleri ekleniyor. Rakamlar dehşet verici…

Erdoğan’ın açıkladığı paket, kaygıları bütünüyle gideremedi. Vergilerin ve kredilerin ertelenmesi, işverenlere asgari ücret desteğinin devamı, emekli maaşlarının artırılması kulağa hoş gelse de sıkıntıyı bütünüyle gidermeye yetmedi.

Kamuda çalışanlara sağlanan kolaylıklar özel sektörde çalışanlara sağlanmadı. Bu da özel sektörde çalışanları, küçük ve orta ölçekli şirketleri ve esnafı düşündürüyor.

Erdoğan’ın açıkladığı paket Avrupa devletlerinin gölgesinde kaldı. Zira bu işe; İngiltere 300 milyar sterlin, Almanya 550 milyar Euro, ABD 1.2 trilyon dolarlık bütçe ayırdıklarını açıkladılar. Fransa başbakanı Macron ise, tüm mağduriyetlerin giderileceğini, hiçbir şirketin kapanmayacağını, vatandaşların da ekonomik anlamda sıkıntıya girmeyeceğini açıklayarak yüreklere su serpti.

Gelelim Korona virüsüne… Bu virüs nerden, nasıl çıktı bilmiyoruz. Ama birtakım kirli işlerin döndüğü ortada. Artan dünya nüfusuna bir sınırlandırma getirmek isteyen küresel güçler, nüfusu azaltarak kendi güdümlerinde yepyeni bir nesil yaratmak istiyorlar.

Bundan başka toplumun genel gözetimi bugün birtakım güçler tarafından yapılıyor. Telefon dinlemeleri, kişileri ve yerleri belirleyen kameralar ve haritalar özel yaşamın sonunu getirdi. Whatsapp, facebook, twiter, instagram gibi sosyal medya hesaplarına milyon dolarlar ödeyip bu uygulamaları halka ücretsiz sunan esas patronlar “big data” yani büyük veriyi avuçlarının içerisine alarak, istenen herkesi kontrol etme ve her türlü veriye ulaşabilme imkanına da sahipler.

İngiliz yazar George Orwel’ın 1984 romanı, artan fişleme ve gözetim sistemlerinden bahseder.”Big Brother”  herkesi her zaman ve her yerde gözetler. Toplum üç sloganla yönetilir. “Savaş barıştır; cehalet güç; özgürlükse köleliktir” dedi.. 

Nesli tükenme tehdidi altında bulunan (sayga) bozkır antiloplarına ev sahipliği yapan Kazakistan’da yapılan bir deneyle yaklaşık 60 bin antilop yani türün neredeyse üçte biri, yeni denenen bir biyolojik silahla üç gün içinde esrarengiz bir biçimde yok edildi.

Avustralya'da ve Yunanistan’da yakın zaman öncesinde başlayan ve ülkeleri ekonomik darboğaza sürükleyen yangınlar da bu doğrultuda planlanmış ve körüklenmişti. Çünkü ormanlık alanlar, yapılmak istenen biyolojik saldırı için ciddi bir engeldi. Bu nedenle de bu engelin ortadan kaldırılması gerekiyordu. Ülkeye ve ekolojik dengeye verdiği zararın bir önemi yoktu onlar için. Amaç, hedefe emin adımlarla ulaşmaktı.

Görgü tanıklarının açıklamaları ve çekilen bazı fotoğraflar, Avustralya’daki yangının gökyüzünden gelen bir ışın demetiyle, eş zamanlı olarak, değişik yerlerde başlatıldığını, bunun da müdahale etme şansını yok ettiğini gösteriyor.

Yine 2011 yapımı “Salgın” filmi böylesi bir virüsle mücadele eden halkın çabasını anlatır. Bir kredi kartından yayılan öldürücü virüsün insanlığı nasıl tehdit ettiği çarpıcı bir şekilde bundan 9 yıl önce anlatılmasına rağmen, filmdeki kurgu halk tarafından ciddiye alınmadı.

Geçen yıl kaybettiğimiz Tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu da geleceğin tehdidinin bir virüs mikrobu olacağını 2004 yılında yazdığı kitabında ve katıldığı televizyon programlarında söylemiş, konuya dikkat çekmeye çalışmıştı…

Herkes tedirgin, herkes korkuyor. Ne olacağına dair kimsenin bir öngörüsü yok. Önümüzdeki günlerde sokağa çıkma yasağının da gelebileceği düşünülürse, zor günler bizleri bekliyor.

Sonumuz İtalya ve İran gibi olmasın. Lütfen uyarıları dikkate alalım. Evde kalalım ve hijyen kurallarına uyalım. Tehlike çok büyük... Allah yardımcımız olsun…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol