( Din pazarlık kabul etmez. Çünkü din teklif değil — Ahittir.)
Bir zamanlar din; yükümlülük demekti. Şimdi ise seçenek. Bir zamanlar din; hayatı tartan mizan idi. Şimdi hayatın tartısına göre kesilip biçilmiş bir kumaş parçası.
“Ey iman edenler! Hepiniz topluca İslâm’a girin.” — (Bakara 2:208)
Topluca… Yani parça parça değil, Topluca.
Hayatın sevilen alanlarında var Olup ta, Nefsimizin zor gelen alanlarında yok olan bir iman değil. İnsan Allah’a teslim olmazsa, Allah’ı kendine uydurur.
Ve işte çağımızın en rafine putu,Putçuluğu burada başlar: Nefislerin yorumuna göre iman.
Eskiden insan dine girerdi. Şimdi din insanın alanına giriyor; üstelik izin alarak.
“Bunu yapamam , çağ değişti.” “Bu hüküm o döneme aitti.” “Önemli olan kalp.”
Kalb…
Kalbi diline kalkan yaparak , ameli terk eder. Kalbi bahaneye çeviren, hükmü iptal eder.Sonra kalkıp adına merhamet der. Oysa merhamet; emri kaldırmaz. Rahmet; sınırı yok etmez. Kolaylık; hükümsüzlük değildir.
Bugün yaşanan Daha sofistike bir şey yapıyor: uyarlıyor.
“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına iman edip bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” — (Bakara 2:85)
Kur’an burada kâfiri anlatmaz. Seçici mümini anlatır.Çünkü açık inkâr nettir. Ama parçalama — kalbi aldatır.
İnsan artık şöyle inanır: Namaz Allah için, ticaret piyasa için, ahlak çevre için, siyaset çağ için…
Böylece din; hayatın tamamını yöneten hakikat olmaktan çıkar, hayatın uygun gördüğü kadarlık bir aksesuar olur.
İşte, PEŞİN FİYATINA TAKSİTLE SATILMIŞ DİN budur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bunu asırlar önce tarif etti:
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kişi dininden ancak ateşi avucunda tutar gibi tutabilecektir.” — Sünen-i Tirmizî
Çünkü ateşi tutmak yanmayı kabul etmektir. Modern insan yanmadan inanmak ister.O yüzden hüküm kaldırılmaz, yumuşatılır. Öyle ki; haram kaldırılmıyor; yorumlanıyor. Farz inkâr edilmiyor; erteleniyor.Sünnet küçümsenmiyor; kültür sayılıyor. Ve bütün bunlar yapılırken kimse “dini reddettim” demiyor. ve Herkes hâlâ dindar.
Bakınız Peygamber s.a.v. Ne diyor;
“Size neyi yasakladıysam ondan kaçının; neyi emrettiysem gücünüz yettiğince yapın.” ( Sahih-i Buhari ) Buradaki “gücünüz yettiğince” ibadet içindir.
Yasakta ise esneklik yoktur. Ama çağımız tam tersini yapar: Haramda yorum, farzda erteleme.
Namaz inkâr edilmiyor — erteleniyor.
Oruç reddedilmiyor — ertesi yıllara bırakılıyor.
Tesettür küçümsenmiyor — kalp Temizliği'ne çevriliyor.
“Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki namazı zayi ettiler ve şehvetlerine uydular.” — (Meryem 19:59)
Namazı terk etmek sadece kılmamak değildir. Hayatın dışına atmaktır.
Günümüzde ibadet vakte göre değil, müsaitliğe göre yaşanıyor.
ALLAH çağırıyor — insan uygunluk kontrol ediyor.Bu teslimiyet değil, programlamadır.Böylelikle İbadetleri taksitlendirmiş din sahneye çıkar. Ardından Helal–Haramda Taksitlendirilmiş Din sahneye çıkarak Faiz “ekonomi”, gıybet “yorum”, israf “yaşam tarzı”, mahremiyet “özgürlük” olur
“Onlar bilginlerini ve rahiplerini Allah’tan başka rabler edindiler.” — (Tevbe 9:31)
Peygamber (s.a.v.) ayeti açıklarken: helali haram, haramı helal yapanlara itaat etmeyi ibadet saydı.
Yani secde etmeden de kulluk edilir. Hükme razı olarak. Bugün insanlar günahı işlemiyor —önce adını değiştiriyor. Ad değişince haliyle Toplum Baskısıyla Taksitlendirilmiş bir Din devreye girer.
Modern mümin Allah’a inanır ama çevreyi kızdırmaktan çekinir. Bu yüzden din kamusal alandan çekilir, vicdana hapsedilir. Böylece Allah hayatı yönetmez —hayat Allah’a alan açar.
Halbu ki Rabbimiz Şöyle buyurmuştur ; “İnsanlardan korkmayın, benden korkun.” — (Maide 5:44)
İman sadece kabul değil; İman Hükme karşı nefsin isteği olan iç direnç duymamaktır.
Bugün ise sorun şu: insan Allah’ın hükmünü yanlış bulmaz , Fakat sert bulur. Ve sertliği çağdaşlıkla törpüler.
Peşin fiyatı şudur: TESLİMİYET.
Taksit şudur: YORUM.
İnsan hükmü kaldırmaya cesaret edemez. Ama bağlayıcılığını gevşetir. Böylece Allah’ın emri hayatı yönetmez; Hayat Allah’ın emrine sınır çizer.
En büyük kırılma burada yaşanır: Din artık yaşanan hakikat değil, yönetilen metin olur.
Kimi ayet “evrensel”, kimi ayet “tarihsel”, kimi ayet “sembolik”,kimi ayet “ahlaki ilke”.
Sonunda geriye ne kalır? Allah konuşur — insan düzeltir.
İslam ağırdır. Çünkü insanı merkezden indirir. Modern insan bunu kabul etmez.
İnsan hükmü reddetmez, bağlayıcılığını gevşetir. Allah’ı inkâr etmez, hayata karıştırmaz. Ve en tehlikeli durum budur: Kişi hâlâ Müslümandır, ama İslam artık onun hayatında misafirdir.
“Kıyamet yaklaşmadan önce insanlar sabah mümin akşam kâfir olacak, dinlerini dünya menfaati karşılığında satacaklardır.” — Sahih-i Müslim
Din satılmaz sanılır. Oysa bugün kimse satmıyor ,Taksitlendiriyor.Ve taksitin sonu her zaman aynı...
Selam ve Dua ile...



